ه م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2104 ayette 3.897 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1400 ayet / 2.355 kelime Medenî: 704 ayet / 1.542 kelime
فَاسْتَفْتِهِمْ
اَلِرَبِّكَ
الْبَنَاتُ
وَلَهُمُ
الْبَنُونَۙ
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?[149]
اَمْ
خَلَقْنَا
الْمَلٰٓئِكَةَ
اِنَاثاً
وَهُمْ
شَاهِدُونَ
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?[150]
اَلَٓا
اِنَّهُمْ
مِنْ
اِفْكِهِمْ
لَيَقُولُونَۙ
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, «Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.[151-152]
وَلَدَ
اللّٰهُۙ
وَاِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, «Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.[151-152]
وَجَعَلُوا
بَيْنَهُ
وَبَيْنَ
الْجِنَّةِ
نَسَباًۜ
وَلَقَدْ
عَلِمَتِ
الْجِنَّةُ
اِنَّهُمْ
لَمُحْضَرُونَۙ
Allah’la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.[158]
اِنَّهُمْ
لَهُمُ
الْمَنْصُورُونَۖ
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.[172]
وَاِنَّ
جُنْدَنَا
لَهُمُ
الْغَالِبُونَ
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.[173]
فَتَوَلَّ
عَنْهُمْ
حَتّٰى
ح۪ينٍۙ
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.[174]
وَاَبْصِرْهُمْ
فَسَوْفَ
يُبْصِرُونَ
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.[175]
فَاِذَا
نَزَلَ
بِسَاحَتِهِمْ
فَسَٓاءَ
صَبَاحُ
الْمُنْذَر۪ينَ
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur![177]
وَتَوَلَّ
عَنْهُمْ
حَتّٰى
ح۪ينٍۙ
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.[178]
كَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنْ
قَرْنٍ
فَنَادَوْا
وَلَاتَ
ح۪ينَ
مَنَاصٍ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.[3]
وَعَجِبُٓوا
اَنْ
جَٓاءَهُمْ
مُنْذِرٌ
مِنْهُمْۘ
وَقَالَ
الْكَافِرُونَ
هٰذَا
سَاحِرٌ
كَذَّابٌۚ
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: «Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir» demişlerdi.[4-5]
وَانْطَلَقَ
الْمَلَأُ
مِنْهُمْ
اَنِ
امْشُوا
وَاصْبِرُوا
عَلٰٓى
اٰلِهَتِكُمْۚ
اِنَّ
هٰذَا
لَشَيْءٌ
يُرَادُۚ
Onlardan ileri gelenler: «Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?» dediler. Hayır, bunlar Kuran’ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.[6-8]
ءَاُنْزِلَ
عَلَيْهِ
الذِّكْرُ
مِنْ
بَيْنِنَاۜ
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
مِنْ
ذِكْر۪يۚ
بَلْ
لَمَّا
يَذُوقُوا
عَذَابِۜ
Onlardan ileri gelenler: «Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?» dediler. Hayır, bunlar Kuran’ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.[6-8]
اَمْ
عِنْدَهُمْ
خَزَٓائِنُ
رَحْمَةِ
رَبِّكَ
الْعَز۪يزِ
الْوَهَّابِۚ
Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?[9]
اَمْ
لَهُمْ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا۠
فَلْيَرْتَقُوا
فِي
الْاَسْبَابِ
Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler![10]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَعَادٌ
وَفِرْعَوْنُ
ذُو
الْاَوْتَادِۙ
Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.[12-13]
اِذْ
دَخَلُوا
عَلٰى
دَاوُ۫دَ
فَفَزِعَ
مِنْهُمْ
قَالُوا
لَا
تَخَفْۚ
خَصْمَانِ
بَغٰى
بَعْضُنَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فَاحْكُمْ
بَيْنَنَا
بِالْحَقِّ
وَلَا
تُشْطِطْ
وَاهْدِنَٓا
اِلٰى
سَوَٓاءِ
الصِّرَاطِ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: «Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.»[21-22]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
Yükleniyor...