ه م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 2104 ayette 3.897 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1400 ayet / 2.355 kelime Medenî: 704 ayet / 1.542 kelime
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
ف۪يكُمْ
رَسُولَ
اللّٰهِۜ
لَوْ
يُط۪يعُكُمْ
ف۪ي
كَث۪يرٍ
مِنَ
الْاَمْرِ
لَعَنِتُّمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
حَبَّبَ
اِلَيْكُمُ
الْا۪يمَانَ
وَزَيَّـنَهُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْ
وَكَرَّهَ
اِلَيْكُمُ
الْكُفْرَ
وَالْفُسُوقَ
وَالْعِصْيَانَۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الرَّاشِدُونَۙ
Bilin ki, içinizde Allah’ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim’dir.[7-8]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَسْخَرْ
قَوْمٌ
مِنْ
قَوْمٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُونُوا
خَيْراً
مِنْهُمْ
وَلَا
نِسَٓاءٌ
مِنْ
نِسَٓاءٍ
عَسٰٓى
اَنْ
يَكُنَّ
خَيْراً
مِنْهُنَّۚ
وَلَا
تَلْمِزُٓوا
اَنْفُسَكُمْ
وَلَا
تَنَابَزُوا
بِالْاَلْقَابِۜ
بِئْسَ
الِاسْمُ
الْفُسُوقُ
بَعْدَ
الْا۪يمَانِۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَتُبْ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.[11]
اِنَّمَا
الْمُؤْمِنُونَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
ثُمَّ
لَمْ
يَرْتَابُوا
وَجَاهَدُوا
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الصَّادِقُونَ
«İnananlar, ancak Allah’a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır.»[15]
بَلْ
عَجِبُٓوا
اَنْ
جَٓاءَهُمْ
مُنْذِرٌ
مِنْهُمْ
فَقَالَ
الْـكَافِرُونَ
هٰذَا
شَيْءٌ
عَج۪يبٌ
Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: «Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür» dediler.[2-3]
قَدْ
عَلِمْنَا
مَا
تَنْقُصُ
الْاَرْضُ
مِنْهُمْۚ
وَعِنْدَنَا
كِتَابٌ
حَف۪يظٌ
Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.[4]
بَلْ
كَذَّبُوا
بِالْحَقِّ
لَمَّا
جَٓاءَهُمْ
فَهُمْ
ف۪ٓي
اَمْرٍ
مَر۪يجٍ
Hayır; onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.[5]
اَفَلَمْ
يَنْظُرُٓوا
اِلَى
السَّمَٓاءِ
فَوْقَهُمْ
كَيْفَ
بَنَيْنَاهَا
وَزَيَّنَّاهَا
وَمَا
لَهَا
مِنْ
فُرُوجٍ
Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur.[6]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَاَصْحَابُ
الرَّسِّ
وَثَمُودُۙ
Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut’un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.[12-14]
اَفَعَي۪ينَا
بِالْخَلْقِ
الْاَوَّلِۜ
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
لَبْسٍ
مِنْ
خَلْقٍ
جَد۪يدٍ۟
Biz ilk yaratışta yorulduk mu? Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.[15]
لَهُمْ
مَا
يَشَٓاؤُ۫نَ
ف۪يهَا
وَلَدَيْنَا
مَز۪يدٌ
Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır.[35]
وَكَمْ
اَهْلَكْنَا
قَبْلَهُمْ
مِنْ
قَرْنٍ
هُمْ
اَشَدُّ
مِنْهُمْ
بَطْشاً
فَنَقَّبُوا
فِي
الْبِلَادِۜ
هَلْ
مِنْ
مَح۪يصٍ
Bu inkarcılardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluşu var mı?[36]
يَوْمَ
تَشَقَّقُ
الْاَرْضُ
عَنْهُمْ
سِرَاعاًۜ
ذٰلِكَ
حَشْرٌ
عَلَيْنَا
يَس۪يرٌ
O gün, yer yarılır, onlar çabucak ayrılır; bu, Bize göre kolay bir toplamadır.[44]
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَقُولُونَ
وَمَٓا
اَنْتَ
عَلَيْهِمْ
بِجَبَّارٍ
فَذَكِّرْ
بِالْقُرْاٰنِ
مَنْ
يَخَافُ
وَع۪يدِ
Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran’la öğüt ver.[45]
اَلَّذ۪ينَ
هُمْ
ف۪ي
غَمْرَةٍ
سَاهُونَۙ
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın![10-11]
يَوْمَ
هُمْ
عَلَى
النَّارِ
يُفْتَنُونَ
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.[13]
اٰخِذ۪ينَ
مَٓا
اٰتٰيهُمْ
رَبُّهُمْۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَبْلَ
ذٰلِكَ
مُحْسِن۪ينَۜ
Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.[15-16]
وَبِالْاَسْحَارِ
هُمْ
يَسْتَغْفِرُونَ
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.[18]
وَف۪ٓي
اَمْوَالِهِمْ
حَقٌّ
لِلسَّٓائِلِ
وَالْمَحْرُومِ
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.[19]
فَقَرَّبَهُٓ
اِلَيْهِمْ
قَالَ
اَلَا
تَأْكُلُونَۘ
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: «Yemez misiniz?» demişti.[26-27]
فَاَوْجَسَ
مِنْهُمْ
خ۪يفَةًۜ
قَالُوا
لَا
تَخَفْۜ
وَبَشَّرُوهُ
بِغُلَامٍ
عَل۪يمٍ
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; «Korkma» dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.[28]
Yükleniyor...