و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4513 ayette 9.594 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3139 ayet / 5.681 kelime Medenî: 1374 ayet / 3.913 kelime
وَهَلْ
اَتٰيكَ
حَد۪يثُ
مُوسٰىۢ
Musa’nın başından geçen olay sana geldi mi?[9]
وَاَنَا
اخْتَرْتُكَ
فَاسْتَمِـعْ
لِمَا
يُوحٰى
«Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle.»[13]
اِنَّـن۪ٓي
اَنَا
اللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّٓا
اَنَا۬
فَاعْبُدْن۪يۙ
وَاَقِمِ
الصَّلٰوةَ
لِذِكْر۪ي
«Şüphesiz Ben Allah’ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl.»[14]
فَلَا
يَصُدَّنَّكَ
عَنْهَا
مَنْ
لَا
يُؤْمِنُ
بِهَا
وَاتَّـبَعَ
هَوٰيهُ
فَتَرْدٰى
«Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun.»[16]
قَالَ
هِيَ
عَصَايَۚ
اَتَوَكَّـؤُ۬ا
عَلَيْهَا
وَاَهُشُّ
بِهَا
عَلٰى
غَنَم۪ي
وَلِيَ
ف۪يهَا
مَاٰرِبُ
اُخْرٰى
Musa: «O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım» dedi.[18]
قَالَ
خُذْهَا
وَلَا
تَخَفْ۠
سَنُع۪يدُهَا
س۪يرَتَهَا
الْاُو۫لٰى
Allah: «Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın» dedi.[21-23]
وَاضْمُمْ
يَدَكَ
اِلٰى
جَنَاحِكَ
تَخْرُجْ
بَيْضَٓاءَ
مِنْ
غَيْرِ
سُٓوءٍ
اٰيَةً
اُخْرٰىۙ
Allah: «Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın» dedi.[21-23]
وَيَسِّرْ
ل۪ٓي
اَمْر۪يۙ
Musa: «Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin» dedi.[25-35]
وَاحْلُلْ
عُقْدَةً
مِنْ
لِسَان۪يۙ
Musa: «Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin» dedi.[25-35]
وَاجْعَلْ
ل۪ي
وَز۪يراً
مِنْ
اَهْل۪يۙ
Musa: «Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin» dedi.[25-35]
وَاَشْرِكْهُ
ف۪ٓي
اَمْر۪يۙ
Musa: «Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin» dedi.[25-35]
وَنَذْكُرَكَ
كَث۪يراًۜ
Musa: «Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun’u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin» dedi.[25-35]
وَلَقَدْ
مَنَنَّا
عَلَيْكَ
مَرَّةً
اُخْرٰىۙ
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
اَنِ
اقْذِف۪يهِ
فِي
التَّابُوتِ
فَاقْذِف۪يهِ
فِي
الْيَمِّ
فَلْيُلْقِهِ
الْيَمُّ
بِالسَّاحِلِ
يَأْخُذْهُ
عَدُوٌّ
ل۪ي
وَعَدُوٌّ
لَهُۜ
وَاَلْقَيْتُ
عَلَيْكَ
مَحَبَّةً
مِنّ۪يۚ
وَلِتُصْنَعَ
عَلٰى
عَيْن۪يۢ
Allah: «Ey Musa! İstediğin sana verildi» dedi, «Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.»[36-39]
اِذْ
تَمْش۪ٓي
اُخْتُكَ
فَتَقُولُ
هَلْ
اَدُلُّكُمْ
عَلٰى
مَنْ
يَكْفُلُهُۜ
فَرَجَعْنَاكَ
اِلٰٓى
اُمِّكَ
كَيْ
تَقَرَّ
عَيْنُهَا
وَلَا
تَحْزَنَۜ
وَقَتَلْتَ
نَفْساً
فَنَجَّيْنَاكَ
مِنَ
الْغَمِّ
وَفَتَنَّاكَ
فُتُوناً۠
فَلَبِثْتَ
سِن۪ينَ
ف۪ٓي
اَهْلِ
مَدْيَنَ
ثُمَّ
جِئْتَ
عَلٰى
قَدَرٍ
يَا مُوسٰى
Kızkardeşin Firavun’un sarayına giderek: «Ona bakacak birini size göstereyim mi?» diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.[40]
اِذْهَبْ
اَنْتَ
وَاَخُوكَ
بِاٰيَات۪ي
وَلَا
تَنِيَا
ف۪ي
ذِكْر۪يۚ
Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.[42]
قَالَ
لَا
تَخَافَٓا
اِنَّن۪ي
مَعَكُمَٓا
اَسْمَعُ
وَاَرٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
Yükleniyor...