و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4513 ayette 9.594 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3139 ayet / 5.681 kelime Medenî: 1374 ayet / 3.913 kelime
وَظِلٍّ
مَمْدُودٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَمَٓاءٍ
مَسْكُوبٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَفَاكِهَةٍ
كَث۪يرَةٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
لَا
مَقْطُوعَةٍ
وَلَا
مَمْنُوعَةٍۙ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَفُرُشٍ
مَرْفُوعَةٍۜ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.[28-34]
وَثُلَّةٌ
مِنَ
الْاٰخِر۪ينَۜ
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.[39-40]
وَاَصْحَابُ
الشِّمَالِۙ
مَٓا
اَصْحَابُ
الشِّمَالِۜ
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara![41]
ف۪ي
سَمُومٍ
وَحَم۪يمٍۙ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
وَظِلٍّ
مِنْ
يَحْمُومٍۙ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
لَا
بَارِدٍ
وَلَا
كَر۪يمٍ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.[42-44]
وَكَانُوا
يُصِرُّونَ
عَلَى
الْحِنْثِ
الْعَظ۪يمِۚ
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.[45-46]
وَكَانُوا
يَقُولُونَ
اَئِذَا
مِتْنَا
وَكُنَّا
تُرَاباً
وَعِظَاماً
ءَاِنَّا
لَمَبْعُوثُونَۙ
Şöyle söylerlerdi: «Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?»[47]
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا
الْاَوَّلُونَ
«Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?»[48]
قُلْ
اِنَّ
الْاَوَّل۪ينَ
وَالْاٰخِر۪ينَۙ
De ki: «Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır.»[49-50]
نَحْنُ
قَدَّرْنَا
بَيْنَكُمُ
الْمَوْتَ
وَمَا
نَحْنُ
بِمَسْبُوق۪ينَۙ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.[60-61]
عَلٰٓى
اَنْ
نُبَدِّلَ
اَمْثَالَكُمْ
وَنُنْشِئَكُمْ
ف۪ي
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.[60-61]
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
النَّشْاَةَ
الْاُو۫لٰى
فَلَوْلَا
تَذَكَّرُونَ
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?[62]
نَحْنُ
جَعَلْنَاهَا
تَذْكِرَةً
وَمَتَاعاً
لِلْمُقْو۪ينَۚ
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.[73]
وَاِنَّهُ
لَقَسَمٌ
لَوْ
تَعْلَمُونَ
عَظ۪يمٌۙ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz![75-76]
وَتَجْعَلُونَ
رِزْقَـكُمْ
اَنَّكُمْ
تُكَذِّبُونَ
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?[82]
Yükleniyor...