و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4513 ayette 9.594 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3139 ayet / 5.681 kelime Medenî: 1374 ayet / 3.913 kelime
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.[11]
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَقَدْ
خَلَتْ
سُنَّةُ
الْاَوَّل۪ينَ
Aynı şekilde biz de Kitap’ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.[12-13]
وَلَوْ
فَتَحْنَا
عَلَيْهِمْ
بَاباً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَظَلُّوا
ف۪يهِ
يَعْرُجُونَۙ
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: «Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik» derler.[14-15]
وَلَقَدْ
جَعَلْنَا
فِي
السَّمَٓاءِ
بُرُوجاً
وَزَيَّنَّاهَا
لِلنَّاظِر۪ينَۙ
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.[16]
وَحَفِظْنَاهَا
مِنْ
كُلِّ
شَيْطَانٍ
رَج۪يمٍۙ
Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.[17]
وَالْاَرْضَ
مَدَدْنَاهَا
وَاَلْقَيْنَا
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْبَتْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
شَيْءٍ
مَوْزُونٍ
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.[19]
وَجَعَلْنَا
لَكُمْ
ف۪يهَا
مَعَايِشَ
وَمَنْ
لَسْتُمْ
لَهُ
بِرَازِق۪ينَ
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.[20]
وَاِنْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
عِنْدَنَا
خَزَٓائِنُهُۘ
وَمَا
نُنَزِّلُـهُٓ
اِلَّا
بِقَدَرٍ
مَعْلُومٍ
Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.[21]
وَاَرْسَلْنَا
الرِّيَاحَ
لَوَاقِـحَ
فَاَنْزَلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ
وَمَٓا
اَنْتُمْ
لَهُ
بِخَازِن۪ينَ
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.[22]
وَاِنَّا
لَنَحْنُ
نُحْـي۪
وَنُم۪يتُ
وَنَحْنُ
الْوَارِثُونَ
Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.[23]
وَلَقَدْ
عَلِمْنَا
الْمُسْتَقْدِم۪ينَ
مِنْكُمْ
وَلَقَدْ
عَلِمْنَا
الْمُسْتَأْخِر۪ينَ
And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.[24]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
يَحْشُرُهُمْۜ
اِنَّهُ
حَك۪يمٌ
عَل۪يمٌ۟
Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim’dir, Herşeyi Bilen’dir.[25]
وَلَقَدْ
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
مِنْ
صَلْصَالٍ
مِنْ
حَمَأٍ
مَسْنُونٍۚ
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.[26]
وَالْجَٓانَّ
خَلَقْنَاهُ
مِنْ
قَبْلُ
مِنْ
نَارِ
السَّمُومِ
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.[27]
وَاِذْ
قَالَ
رَبُّكَ
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اِنّ۪ي
خَالِقٌ
بَشَراً
مِنْ
صَلْصَالٍ
مِنْ
حَمَأٍ
مَسْنُونٍ
Rabbin meleklere: «Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın» demişti.[28-29]
فَاِذَا
سَوَّيْتُهُ
وَنَفَخْتُ
ف۪يهِ
مِنْ
رُوح۪ي
فَقَعُوا
لَهُ
سَاجِد۪ينَ
Rabbin meleklere: «Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın» demişti.[28-29]
وَاِنَّ
عَلَيْكَ
اللَّعْنَةَ
اِلٰى
يَوْمِ
الدّ۪ينِ
«Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır» dedi.[34-35]
قَالَ
رَبِّ
بِمَٓا
اَغْوَيْتَن۪ي
لَاُزَيِّنَنَّ
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
«Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım» dedi.[39-40]
وَاِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمَوْعِدُهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
«Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir.»[43]
اِنَّ
الْمُتَّق۪ينَ
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۜ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.[45]
Yükleniyor...