و ج د 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 99 ayette 107 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 54 ayet / 59 kelime Medenî: 45 ayet / 48 kelime
قَالُوا
جَزَٓاؤُ۬هُ
مَنْ
وُجِدَ
ف۪ي
رَحْلِه۪
فَهُوَ
جَزَٓاؤُ۬هُۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الظَّالِم۪ينَ
«Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız» dediler.[75]
قَالَ
مَعَاذَ
اللّٰهِ
اَنْ
نَأْخُذَ
اِلَّا
مَنْ
وَجَدْنَا
مَتَاعَنَا
عِنْدَهُٓۙ
اِنَّٓا
اِذاً
لَظَالِمُونَ۟
«Maazallah! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz» dedi.[79]
وَلَمَّا
فَصَلَتِ
الْع۪يرُ
قَالَ
اَبُوهُمْ
اِنّ۪ي
لَاَجِدُ
ر۪يحَ
يُوسُفَ
لَوْلَٓا
اَنْ
تُفَنِّدُونِ
Kervan, memleketlerine dönmek üzere ayrıldığında, babaları: «Doğrusu ben Yusuf’un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin» dedi.[94]
اَفَاَمِنْتُمْ
اَنْ
يَخْسِفَ
بِكُمْ
جَانِبَ
الْبَرِّ
اَوْ
يُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
حَاصِباً
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا
لَكُمْ
وَك۪يلاًۙ
Onun karada da, sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.[68]
اَمْ
اَمِنْتُمْ
اَنْ
يُع۪يدَكُمْ
ف۪يهِ
تَارَةً
اُخْرٰى
فَيُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
قَاصِفاً
مِنَ
الرّ۪يحِ
فَيُغْرِقَكُمْ
بِمَا
كَفَرْتُمْۙ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا
لَكُمْ
عَلَيْنَا
بِه۪
تَب۪يعاً
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.[69]
اِذاً
لَاَذَقْنَاكَ
ضِعْفَ
الْحَيٰوةِ
وَضِعْفَ
الْمَمَاتِ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
عَلَيْنَا
نَص۪يراً
O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.[75]
سُنَّةَ
مَنْ
قَدْ
اَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِنْ
رُسُلِنَا
وَلَا
تَجِدُ
لِسُنَّتِنَا
تَحْو۪يلاً۟
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasadır. Sen bizim yasamızda değişiklik bulamazsın.[77]
وَلَئِنْ
شِئْنَا
لَنَذْهَبَنَّ
بِالَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
بِه۪
عَلَيْنَا
وَك۪يلاًۙ
Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.[86]
وَمَنْ
يَهْدِ
اللّٰهُ
فَهُوَ
الْمُهْتَدِۚ
وَمَنْ
يُضْلِلْ
فَلَنْ
تَجِدَ
لَهُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِه۪ۜ
وَنَحْشُرُهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
عَلٰى
وُجُوهِهِمْ
عُمْياً
وَبُكْماً
وَصُماًّۜ
مَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
كُلَّمَا
خَبَتْ
زِدْنَاهُمْ
سَع۪يراً
Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah’dan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.[97]
وَتَرَى
الشَّمْسَ
اِذَا
طَلَعَتْ
تَزَاوَرُ
عَنْ
كَهْفِهِمْ
ذَاتَ
الْيَم۪ينِ
وَاِذَا
غَرَبَتْ
تَقْرِضُهُمْ
ذَاتَ
الشِّمَالِ
وَهُمْ
ف۪ي
فَجْوَةٍ
مِنْهُۜ
ذٰلِكَ
مِنْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِۜ
مَنْ
يَهْدِ
اللّٰهُ
فَهُوَ
الْمُهْتَدِۚ
وَمَنْ
يُضْلِلْ
فَلَنْ
تَجِدَ
لَهُ
وَلِياًّ
مُرْشِداً۟
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah’ın mucizelerindendir; Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.[17]
وَاتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
كِتَابِ
رَبِّكَۚ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪
وَلَنْ
تَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداً
Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.[27]
وَمَٓا
اَظُنُّ
السَّاعَةَ
قَٓائِمَةًۙ
وَلَئِنْ
رُدِدْتُ
اِلٰى
رَبّ۪ي
لَاَجِدَنَّ
خَيْراً
مِنْهَا
مُنْقَلَباً
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
وَوُضِعَ
الْكِتَابُ
فَتَرَى
الْمُجْرِم۪ينَ
مُشْفِق۪ينَ
مِمَّا
ف۪يهِ
وَيَقُولُونَ
يَا وَيْلَتَنَا
مَالِ
هٰذَا
الْكِتَابِ
لَا
يُغَادِرُ
صَغ۪يرَةً
وَلَا
كَب۪يرَةً
اِلَّٓا
اَحْصٰيهَاۚ
وَوَجَدُوا
مَا
عَمِلُوا
حَاضِراًۜ
وَلَا
يَظْلِمُ
رَبُّكَ
اَحَداً۟
Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün, «Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış!» derler. İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.[49]
وَرَاَ
الْمُجْرِمُونَ
النَّارَ
فَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مُوَاقِعُوهَا
وَلَمْ
يَجِدُوا
عَنْهَا
مَصْرِفاً۟
Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar.[53]
وَرَبُّكَ
الْغَفُورُ
ذُو
الرَّحْمَةِۜ
لَوْ
يُؤَاخِذُهُمْ
بِمَا
كَسَبُوا
لَعَجَّلَ
لَهُمُ
الْعَذَابَۜ
بَلْ
لَهُمْ
مَوْعِدٌ
لَنْ
يَجِدُوا
مِنْ
دُونِه۪
مَوْئِلاً
Bununla beraber, Rabbin mağfiret ve merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen hesaba çekmek isteseydi, azaba uğratmakta acele ederdi. Ama onların bir vadesi vardır. Ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.[58]
فَوَجَدَا
عَبْداً
مِنْ
عِبَادِنَٓا
اٰتَيْنَاهُ
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِنَا
وَعَلَّمْنَاهُ
مِنْ
لَدُنَّا
عِلْماً
Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.[65]
قَالَ
سَتَجِدُن۪ٓي
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
صَابِراً
وَلَٓا
اَعْص۪ي
لَكَ
اَمْراً
Musa: «İnşallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiçbir işte baş kaldırmayacağım» dedi.[69]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَيَٓا
اَهْلَ
قَرْيَةٍۨ
اسْتَطْعَمَٓا
اَهْلَهَا
فَاَبَوْا
اَنْ
يُضَيِّفُوهُمَا
فَوَجَدَا
ف۪يهَا
جِدَاراً
يُر۪يدُ
اَنْ
يَنْقَضَّ
فَاَقَامَهُۜ
قَالَ
لَوْ
شِئْتَ
لَتَّخَذْتَ
عَلَيْهِ
اَجْراً
Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa’nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: «Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin» dedi.[77]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
مَغْرِبَ
الشَّمْسِ
وَجَدَهَا
تَغْرُبُ
ف۪ي
عَيْنٍ
حَمِئَةٍ
وَوَجَدَ
عِنْدَهَا
قَوْماًۜ
قُلْنَا
يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ
اِمَّٓا
اَنْ
تُعَذِّبَ
وَاِمَّٓا
اَنْ
تَتَّخِذَ
ف۪يهِمْ
حُسْناً
Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. «Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin» dedik.[86]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
مَطْلِعَ
الشَّمْسِ
وَجَدَهَا
تَطْلُعُ
عَلٰى
قَوْمٍ
لَمْ
نَجْعَلْ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِهَا
سِتْراًۙ
Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.[90]
Yükleniyor...