و ن 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1887 ayette 2.503 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1321 ayet / 1.635 kelime Medenî: 566 ayet / 868 kelime
لَكُمْ
ف۪يهَا
فَاكِهَةٌ
كَث۪يرَةٌ
مِنْهَا
تَأْكُلُونَ
Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz.[73]
اَمْ
يَحْسَبُونَ
اَنَّا
لَا
نَسْمَعُ
سِرَّهُمْ
وَنَجْوٰيهُمْۜ
بَلٰى
وَرُسُلُنَا
لَدَيْهِمْ
يَكْتُبُونَ
Yoksa, kendilerinin gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanırlar? Hayır; öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.[80]
سُبْحَانَ
رَبِّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
رَبِّ
الْعَرْشِ
عَمَّا
يَصِفُونَ
Göklerin ve yerin Rabbi, Arşın Rabbi onların vasıflandırmalarından münezzehtir.[82]
فَذَرْهُمْ
يَخُوضُوا
وَيَلْعَبُوا
حَتّٰى
يُلَاقُوا
يَوْمَهُمُ
الَّذ۪ي
يُوعَدُونَ
Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.[83]
وَتَبَارَكَ
الَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۚ
وَعِنْدَهُ
عِلْمُ
السَّاعَةِۚ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek O’na aittir. O’na döneceksiniz.[85]
وَلَا
يَمْلِكُ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِهِ
الشَّفَاعَةَ
اِلَّا
مَنْ
شَهِدَ
بِالْحَقِّ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Allah’ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahidlik edenler bunun dışındadır.[86]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَهُمْ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُ
فَاَنّٰى
يُؤْفَكُونَۙ
And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: «Allah» derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?[87]
وَق۪يلِه۪
يَا رَبِّ
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
قَوْمٌ
لَا
يُؤْمِنُونَۢ
Onlar hakkında: «Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir» demesi üzerine Allah: «Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir» buyurdu.[88-89]
فَاصْفَحْ
عَنْهُمْ
وَقُلْ
سَلَامٌۜ
فَسَوْفَ
يَعْلَمُونَ
Onlar hakkında: «Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir» demesi üzerine Allah: «Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir» buyurdu.[88-89]
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
يَلْعَبُونَ
Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.[9]
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
لَيَقُولُونَۙ
Doğrusu inkarcılar, «Olum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize» derler.[34-36]
مَا
خَلَقْنَاهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.[39]
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
مَوْلًى
عَنْ
مَوْلًى
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۙ
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.[41]
اِنَّ
هٰذَا
مَا
كُنْتُمْ
بِه۪
تَمْتَرُونَ
«Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün» denir, sonra ona: «Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir» denir.[47-50]
يَلْبَسُونَ
مِنْ
سُنْدُسٍ
وَاِسْتَبْرَقٍ
مُتَقَابِل۪ينَۚ
İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.[53]
يَدْعُونَ
ف۪يهَا
بِكُلِّ
فَاكِهَةٍ
اٰمِن۪ينَۙ
Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.[55]
لَا
يَذُوقُونَ
ف۪يهَا
الْمَوْتَ
اِلَّا
الْمَوْتَةَ
الْاُو۫لٰىۚ
وَوَقٰيهُمْ
عَذَابَ
الْجَح۪يمِۙ
Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.[56-57]
فَاِنَّمَا
يَسَّرْنَاهُ
بِلِسَانِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Biz, öğüt alırlar diye, Kuran’ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.[58-59]
وَف۪ي
خَلْقِكُمْ
وَمَا
يَبُثُّ
مِنْ
دَٓابَّةٍ
اٰيَاتٌ
لِقَوْمٍ
يُوقِنُونَۙ
Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.[4]
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
رِزْقٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
اٰيَاتٌ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah’ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.[5]
Yükleniyor...