و ن 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1887 ayette 2.503 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 1321 ayet / 1.635 kelime Medenî: 566 ayet / 868 kelime
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
هَن۪ٓيـٔاً
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۙ
Onlara şöyle denir: «İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.» Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.[19-20]
وَاَمْدَدْنَاهُمْ
بِفَاكِهَةٍ
وَلَحْمٍ
مِمَّا
يَشْتَهُونَ
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.[22]
يَتَنَازَعُونَ
ف۪يهَا
كَأْساً
لَا
لَغْوٌ
ف۪يهَا
وَلَا
تَأْث۪يمٌ
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.[23]
وَاَقْبَلَ
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
يَتَسَٓاءَلُونَ
Birbirlerine dönüp soruşurlar:[25]
اَمْ
يَقُولُونَ
شَاعِرٌ
نَتَرَبَّصُ
بِه۪
رَيْبَ
الْمَنُونِ
Yoksa senin için şöyle mi derler: «Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz.»[30]
اَمْ
يَقُولُونَ
تَقَوَّلَهُۚ
بَلْ
لَا
يُؤْمِنُونَۚ
Yahut: «Onu kendi uydurdu» diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.[33]
اَمْ
خَلَقُوا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
بَلْ
لَا
يُوقِنُونَۜ
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah’a kesin olarak inanmıyorlar.[36]
اَمْ
لَهُمْ
سُلَّمٌ
يَسْتَمِعُونَ
ف۪يهِۚ
فَلْيَأْتِ
مُسْتَمِعُهُمْ
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍۜ
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.[38]
اَمْ
عِنْدَهُمُ
الْغَيْبُ
فَهُمْ
يَكْتُبُونَۜ
Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?[41]
اَمْ
يُر۪يدُونَ
كَيْداًۜ
فَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
هُمُ
الْمَك۪يدُونَۜ
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir.[42]
اَمْ
لَهُمْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Yoksa Allah’tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.[43]
فَذَرْهُمْ
حَتّٰى
يُلَاقُوا
يَوْمَهُمُ
الَّذ۪ي
ف۪يهِ
يُصْعَقُونَۙ
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.[45]
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
عَنْهُمْ
كَيْدُهُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۜ
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.[46]
وَاِنَّ
لِلَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
عَذَاباً
دُونَ
ذٰلِكَ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.[47]
اَفَتُمَارُونَهُ
عَلٰى
مَا
يَرٰى
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?[12]
اِنْ
هِيَ
اِلَّٓا
اَسْمَٓاءٌ
سَمَّيْتُمُوهَٓا
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
بِهَا
مِنْ
سُلْطَانٍۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّ
وَمَا
تَهْوَى
الْاَنْفُسُۚ
وَلَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
مِنْ
رَبِّهِمُ
الْهُدٰىۜ
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.[23]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
لَيُسَمُّونَ
الْمَلٰٓئِكَةَ
تَسْمِيَةَ
الْاُنْثٰى
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere «dişi» adını takarlar.[27]
وَمَا
لَهُمْ
بِه۪
مِنْ
عِلْمٍۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّۚ
وَاِنَّ
الظَّنَّ
لَا
يُغْن۪ي
مِنَ
الْحَقِّ
شَيْـٔاًۚ
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.[28]
اَلَّذ۪ينَ
يَجْتَنِبُونَ
كَـبَٓائِرَ
الْاِثْمِ
وَالْفَوَاحِشَ
اِلَّا
اللَّمَمَۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
وَاسِعُ
الْمَغْفِرَةِۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِكُمْ
اِذْ
اَنْشَاَكُمْ
مِنَ
الْاَرْضِ
وَاِذْ
اَنْتُمْ
اَجِنَّةٌ
ف۪ي
بُطُونِ
اُمَّهَاتِكُمْۚ
فَلَا
تُزَكُّٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَنِ
اتَّقٰى۟
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah’ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O’dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.[31-32]
Yükleniyor...