أ Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 61 ayette 87 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 39 ayet / 56 kelime Medenî: 22 ayet / 31 kelime
فَدَلّٰيهُمَا
بِغُرُورٍۚ
فَلَمَّا
ذَاقَا
الشَّجَرَةَ
بَدَتْ
لَهُمَا
سَوْاٰتُهُمَا
وَطَفِقَا
يَخْصِفَانِ
عَلَيْهِمَا
مِنْ
وَرَقِ
الْجَنَّةِۜ
وَنَادٰيهُمَا
رَبُّهُمَٓا
اَلَمْ
اَنْهَكُمَا
عَنْ
تِلْكُمَا
الشَّجَرَةِ
وَاَقُلْ
لَكُمَٓا
اِنَّ
الشَّيْطَانَ
لَكُمَا
عَدُوٌّ
مُب۪ينٌ
Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeğe koyuldular. Rableri onlara, «Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?» diye seslendi.[22]
قَالَا
رَبَّـنَا
ظَلَمْنَٓا
اَنْفُسَنَا
وَاِنْ
لَمْ
تَغْفِرْ
لَنَا
وَتَرْحَمْنَا
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
Her ikisi, «Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz» dediler.[23]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
مِنْ
نَفْسٍ
وَاحِدَةٍ
وَجَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
لِيَسْكُنَ
اِلَيْهَاۚ
فَلَمَّا
تَغَشّٰيهَا
حَمَلَتْ
حَمْلاً
خَف۪يفاً
فَمَرَّتْ
بِه۪ۚ
فَلَمَّٓا
اَثْقَلَتْ
دَعَوَا
اللّٰهَ
رَبَّهُمَا
لَئِنْ
اٰتَيْتَنَا
صَالِحاً
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah’tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah’a: «Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz» diye yalvardılar.[189]
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰى
وَاَخ۪يهِ
اَنْ
تَبَوَّاٰ
لِقَوْمِكُمَا
بِمِصْرَ
بُيُوتاً
وَاجْعَلُوا
بُيُوتَكُمْ
قِبْلَةً
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa ve kardeşine: «Mısır’da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın» diye vahyettik, «İnananlara müjde et.»[87]
قَالَ
قَدْ
اُج۪يبَتْ
دَعْوَتُكُمَا
فَاسْتَق۪يمَا
وَلَا
تَتَّبِعَٓانِّ
سَب۪يلَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah: «İkinizin duası kabul olundu. Dürüst hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın» dedi.[89]
وَاسْتَبَقَا
الْبَابَ
وَقَدَّتْ
قَم۪يصَهُ
مِنْ
دُبُرٍ
وَاَلْفَيَا
سَيِّدَهَا
لَدَا
الْبَابِۜ
قَالَتْ
مَا
جَزَٓاءُ
مَنْ
اَرَادَ
بِاَهْلِكَ
سُٓوءاً
اِلَّٓا
اَنْ
يُسْجَنَ
اَوْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf’un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına «Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır» dedi.[25]
وَاخْفِضْ
لَهُمَا
جَنَاحَ
الذُّلِّ
مِنَ
الرَّحْمَةِ
وَقُلْ
رَبِّ
ارْحَمْهُمَا
كَمَا
رَبَّيَان۪ي
صَغ۪يراًۜ
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: «Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!» de.[24]
فَلَمَّا
بَلَغَا
مَجْمَعَ
بَيْنِهِمَا
نَسِيَا
حُوتَهُمَا
فَاتَّخَذَ
سَب۪يلَهُ
فِي
الْبَحْرِ
سَرَباً
İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.[61]
فَلَمَّا
جَاوَزَا
قَالَ
لِفَتٰيهُ
اٰتِنَا
غَدَٓاءَنَاۘ
لَقَدْ
لَق۪ينَا
مِنْ
سَفَرِنَا
هٰذَا
نَصَباً
Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: «Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük» dedi.[62]
قَالَ
ذٰلِكَ
مَا
كُنَّا
نَبْغِۗ
فَارْتَدَّا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمَا
قَصَصاًۙ
Musa: «İstediğimiz zaten buydu» dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri üzerinde geri döndüler.[64]
فَوَجَدَا
عَبْداً
مِنْ
عِبَادِنَٓا
اٰتَيْنَاهُ
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِنَا
وَعَلَّمْنَاهُ
مِنْ
لَدُنَّا
عِلْماً
Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.[65]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
رَكِبَا
فِي
السَّف۪ينَةِ
خَرَقَهَاۜ
قَالَ
اَخَرَقْتَهَا
لِتُغْرِقَ
اَهْلَهَاۚ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
اِمْراً
Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: «Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın» dedi.[71]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
لَقِيَا
غُلَاماً
فَقَتَلَهُۙ
قَالَ
اَقَتَلْتَ
نَفْساً
زَكِيَّةً
بِغَيْرِ
نَفْسٍۜ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
نُكْراً
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın» dedi.[74]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَيَٓا
اَهْلَ
قَرْيَةٍۨ
اسْتَطْعَمَٓا
اَهْلَهَا
فَاَبَوْا
اَنْ
يُضَيِّفُوهُمَا
فَوَجَدَا
ف۪يهَا
جِدَاراً
يُر۪يدُ
اَنْ
يَنْقَضَّ
فَاَقَامَهُۜ
قَالَ
لَوْ
شِئْتَ
لَتَّخَذْتَ
عَلَيْهِ
اَجْراً
Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa’nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: «Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin» dedi.[77]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
اِذْهَبْ
اَنْتَ
وَاَخُوكَ
بِاٰيَات۪ي
وَلَا
تَنِيَا
ف۪ي
ذِكْر۪يۚ
Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.[42]
اِذْهَبَٓا
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
اِنَّهُ
طَغٰىۚ
Firavun’a gidin, doğrusu o azmıştır.[43]
فَقُولَا
لَهُ
قَوْلاً
لَيِّناً
لَعَلَّهُ
يَتَذَكَّرُ
اَوْ
يَخْشٰى
Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.[44]
قَالَا
رَبَّـنَٓا
اِنَّـنَا
نَخَافُ
اَنْ
يَفْرُطَ
عَلَيْنَٓا
اَوْ
اَنْ
يَطْغٰى
Musa ve kardeşi: «Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız» dediler.[45]
قَالَ
لَا
تَخَافَٓا
اِنَّن۪ي
مَعَكُمَٓا
اَسْمَعُ
وَاَرٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
Yükleniyor...