أ ر ض 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 440 ayette 461 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 329 ayet / 339 kelime Medenî: 111 ayet / 122 kelime
ثُمَّ
اسْتَوٰٓى
اِلَى
السَّمَٓاءِ
وَهِيَ
دُخَانٌ
فَقَالَ
لَهَا
وَلِلْاَرْضِ
ائْتِيَا
طَوْعاً
اَوْ
كَرْهاًۜ
قَالَـتَٓا
اَتَيْنَا
طَٓائِع۪ينَ
Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: «İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin» dedi. İkisi de: «İsteyerek geldik» dediler.[11]
فَاَمَّا
عَادٌ
فَاسْتَكْبَرُوا
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّ
وَقَالُوا
مَنْ
اَشَدُّ
مِنَّا
قُوَّةًۜ
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
الَّذ۪ي
خَلَقَهُمْ
هُوَ
اَشَدُّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۜ
وَكَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
يَجْحَدُونَ
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.[15]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنَّكَ
تَرَى
الْاَرْضَ
خَاشِعَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْۜ
اِنَّ
الَّـذ۪ٓي
اَحْيَاهَا
لَمُحْـيِ
الْمَوْتٰىۜ
اِنَّهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah’ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir’dir.[39]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O’nundur. O, çok yücedir ve büyüktür.[4]
تَكَادُ
السَّمٰوَاتُ
يَتَفَطَّرْنَ
مِنْ
فَوْقِهِنَّ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O’ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.[5]
فَاطِرُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
اَنْفُسِكُمْ
اَزْوَاجاً
وَمِنَ
الْاَنْعَامِ
اَزْوَاجاًۚ
يَذْرَؤُ۬كُمْ
ف۪يهِۜ
لَيْسَ
كَمِثْلِه۪
شَيْءٌۚ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْبَص۪يرُ
Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu suretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.[11]
لَهُ
مَقَال۪يدُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَقْدِرُۜ
اِنَّهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Göklerin ve yerin kilitleri O’nundur. Dilediğine rızkı yayar ve isterse kısar, bir ölçüye göre verir. Doğrusu O herşeyi bilendir.[12]
وَلَوْ
بَسَطَ
اللّٰهُ
الرِّزْقَ
لِعِبَادِه۪
لَبَغَوْا
فِي
الْاَرْضِ
وَلٰكِنْ
يُنَزِّلُ
بِقَدَرٍ
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
بِعِبَادِه۪
خَب۪يرٌ
بَص۪يرٌ
Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.[27]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
خَلْقُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَثَّ
ف۪يهِمَا
مِنْ
دَٓابَّةٍۜ
وَهُوَ
عَلٰى
جَمْعِهِمْ
اِذَا
يَشَٓاءُ
قَد۪يرٌ۟
Gökleri, yeri ve ikisinde yaydığı canlıları yaratması varlığının delillerindendir.[29]
وَمَٓا
اَنْتُمْ
بِمُعْجِز۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۚ
وَمَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
نَص۪يرٍ
Yeryüzünde O’nu aciz bırakamazsınız. Allah’tan başka bir dostunuz da yardımcınız da yoktur.[31]
اِنَّمَا
السَّب۪يلُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَظْلِمُونَ
النَّاسَ
وَيَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.[42]
لِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۜ
يَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
اِنَاثاً
وَيَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
الذُّكُورَۙ
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir.[49]
صِرَاطِ
اللّٰهِ
الَّذ۪ي
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
تَص۪يرُ
الْاُمُورُ
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah’a döner.[52-53]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
خَلَقَهُنَّ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۙ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır» derler.[9]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَۚ
O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.[10]
وَلَوْ
نَشَٓاءُ
لَجَعَلْنَا
مِنْكُمْ
مَلٰٓئِكَةً
فِي
الْاَرْضِ
يَخْلُفُونَ
Eğer dileseydik, size bedel yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.[60]
سُبْحَانَ
رَبِّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
رَبِّ
الْعَرْشِ
عَمَّا
يَصِفُونَ
Göklerin ve yerin Rabbi, Arşın Rabbi onların vasıflandırmalarından münezzehtir.[82]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
فِي
السَّمَٓاءِ
اِلٰهٌ
وَفِي
الْاَرْضِ
اِلٰهٌۜ
وَهُوَ
الْحَك۪يمُ
الْعَل۪يمُ
Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O’dur. Hakim olan, her şeyi bilen O’dur.[84]
وَتَبَارَكَ
الَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۚ
وَعِنْدَهُ
عِلْمُ
السَّاعَةِۚ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek O’na aittir. O’na döneceksiniz.[85]
رَبِّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۢ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُوقِن۪ينَ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.[4-7]
Yükleniyor...