ح س ب 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 102 ayette 109 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 57 ayet / 59 kelime Medenî: 45 ayet / 50 kelime
وَحَسِبُٓوا
اَلَّا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
فَعَمُوا
وَصَمُّوا
ثُمَّ
تَابَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
ثُمَّ
عَمُوا
وَصَمُّوا
كَث۪يرٌ
مِنْهُمْۜ
وَاللّٰهُ
بَص۪يرٌ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.[71]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
اِلٰى
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَاِلَى
الرَّسُولِ
قَالُوا
حَسْبُنَا
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara, «Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun» dendiğinde, «Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter» derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?[104]
وَلَا
تَطْرُدِ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُۜ
مَا
عَلَيْكَ
مِنْ
حِسَابِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
وَمَا
مِنْ
حِسَابِكَ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَتَطْرُدَهُمْ
فَتَكُونَ
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.[52]
ثُمَّ
رُدُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
مَوْلٰيهُمُ
الْحَقِّۜ
اَلَا
لَهُ
الْحُكْمُ
وَهُوَ
اَسْرَعُ
الْحَاسِب۪ينَ
O, kulların üstünde yegane Hakim’dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.[61-62]
وَمَا
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَ
مِنْ
حِسَابِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
وَلٰكِنْ
ذِكْرٰى
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Sakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar.[69]
فَالِقُ
الْاِصْبَاحِۚ
وَجَعَلَ
الَّيْلَ
سَكَناً
وَالشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
حُسْبَاناًۜ
ذٰلِكَ
تَقْد۪يرُ
الْعَز۪يزِ
الْعَل۪يمِ
Tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır. Bu, Güçlü olan’ın, Bilen’in nizamıdır.[96]
فَر۪يقاً
هَدٰى
وَفَر۪يقاً
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
الضَّلَالَةُۜ
اِنَّهُمُ
اتَّخَذُوا
الشَّيَاط۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَيَحْسَبُونَ
اَنَّهُمْ
مُهْتَدُونَ
Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.[30]
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
سَبَقُواۜ
اِنَّهُمْ
لَا
يُعْجِزُونَ
İnkar edenler, asla öne geçtiklerini sanmasınlar, çünkü onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır.[59]
وَاِنْ
يُر۪يدُٓوا
اَنْ
يَخْدَعُوكَ
فَاِنَّ
حَسْبَكَ
اللّٰهُۜ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَيَّدَكَ
بِنَصْرِه۪
وَبِالْمُؤْمِن۪ينَۙ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.[62-63]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
حَسْبُكَ
اللّٰهُ
وَمَنِ
اتَّبَعَكَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah’ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.[64]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تُتْرَكُوا
وَلَمَّا
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
جَاهَدُوا
مِنْكُمْ
وَلَمْ
يَتَّخِذُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلَا
رَسُولِه۪
وَلَا
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَل۪يجَةًۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ۟
Allah, içinizden cihat edenleri; Allah’tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.[16]
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
رَضُوا
مَٓا
اٰتٰيهُمُ
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُ
وَقَالُوا
حَسْبُنَا
اللّٰهُ
سَيُؤْت۪ينَا
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪
وَرَسُولُهُٓۙ
اِنَّٓا
اِلَى
اللّٰهِ
رَاغِبُونَ۟
Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve «Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah’a gönül bağlayanlardanız» deselerdi daha hayırlı olurdu.[59]
وَعَدَ
اللّٰهُ
الْمُنَافِق۪ينَ
وَالْمُنَافِقَاتِ
وَالْكُفَّارَ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَاۜ
هِيَ
حَسْبُهُمْۚ
وَلَعَنَهُمُ
اللّٰهُۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُق۪يمٌۙ
Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir (rahmetinden uzak kılmıştır). Onlara devamlı azab vardır.[68]
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۘ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَهُوَ
رَبُّ
الْعَرْشِ
الْعَظ۪يمِ
Eğer yüz çevirirlerse de ki: «Allah bana yeter; O’ndan başka tanrı yoktur, yalnız O’na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir.»[129]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
الشَّمْسَ
ضِيَٓاءً
وَالْقَمَرَ
نُوراً
وَقَدَّرَهُ
مَنَازِلَ
لِتَعْلَمُوا
عَدَدَ
السِّن۪ينَ
وَالْحِسَابَۜ
مَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
ذٰلِكَ
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
يُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O’dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.[5]
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِرَبِّهِمُ
الْحُسْنٰىۜ
وَالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَسْتَج۪يبُوا
لَهُ
لَوْ
اَنَّ
لَهُمْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاً
وَمِثْلَهُ
مَعَهُ
لَافْتَدَوْا
بِه۪ۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
سُٓوءُ
الْحِسَابِۙ
وَمَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
وَبِئْسَ
الْمِهَادُ۟
Rablerinin çağrısına gelenlere en güzel karşılık vardır. O’nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kötü konaktır![18]
وَالَّذ۪ينَ
يَصِلُونَ
مَٓا
اَمَرَ
اللّٰهُ
بِه۪ٓ
اَنْ
يُوصَلَ
وَيَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
وَيَخَافُونَ
سُٓوءَ
الْحِسَابِۜ
Onlar, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi birleştirirler, Rablerinden korkarlar; kötü hesaptan ürkerler.[21]
وَاِنْ
مَا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
نَعِدُهُمْ
اَوْ
نَتَوَفَّـيَنَّكَ
فَاِنَّمَا
عَلَيْكَ
الْبَلَاغُ
وَعَلَيْنَا
الْحِسَابُ
Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de senin canını alsak da, vazifen sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek Bize düşer.[40]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
نَأْتِي
الْاَرْضَ
نَنْقُصُهَا
مِنْ
اَطْرَافِهَاۜ
وَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
لَا
مُعَقِّبَ
لِحُكْمِه۪ۜ
وَهُوَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah’ındır, O’nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.[41]
رَبَّـنَا
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيَّ
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
يَوْمَ
يَقُومُ
الْحِسَابُ۟
«Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı babamı ve inananları bağışla.»[41]
Yükleniyor...