أ ل ه 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 1879 ayette 2.851 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 843 ayet / 1.126 kelime Medenî: 1036 ayet / 1.725 kelime
وَلَوْ
يُؤَاخِذُ
اللّٰهُ
النَّاسَ
بِظُلْمِهِمْ
مَا
تَرَكَ
عَلَيْهَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَلٰكِنْ
يُؤَخِّرُهُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
لَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةً
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler.[61]
وَيَجْعَلُونَ
لِلّٰهِ
مَا
يَكْرَهُونَ
وَتَصِفُ
اَلْسِنَتُهُمُ
الْكَذِبَ
اَنَّ
لَهُمُ
الْحُسْنٰىۜ
لَا
جَرَمَ
اَنَّ
لَهُمُ
النَّارَ
وَاَنَّهُمْ
مُفْرَطُونَ
Beğenmediklerini Allah’a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.[62]
تَاللّٰهِ
لَقَدْ
اَرْسَلْـنَٓا
اِلٰٓى
اُمَمٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
فَزَيَّنَ
لَهُمُ
الشَّيْطَانُ
اَعْمَالَهُمْ
فَهُوَ
وَلِيُّهُمُ
الْيَوْمَ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Allah’a and olsun ki, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan yaptıklarını onlara hep güzel gösterdi. Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır.[63]
وَاللّٰهُ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ۟
Allah gökten su indirir ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Kulak veren kimseler için bunda ibret vardır.[65]
وَاللّٰهُ
خَلَقَكُمْ
ثُمَّ
يَتَوَفّٰيكُمْ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْ
لَا
يَعْلَمَ
بَعْدَ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
قَد۪يرٌ۟
Allah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir, içinizden bir kısmı da ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Doğrusu Allah bilendir, her şeye Kadir’dir.[70]
وَاللّٰهُ
فَضَّلَ
بَعْضَكُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الرِّزْقِۚ
فَمَا
الَّذ۪ينَ
فُضِّلُوا
بِرَٓادّ۪ي
رِزْقِهِمْ
عَلٰى
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُهُمْ
فَهُمْ
ف۪يهِ
سَوَٓاءٌۜ
اَفَبِنِعْمَةِ
اللّٰهِ
يَجْحَدُونَ
Allah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah’ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?[71]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
اَنْفُسِكُمْ
اَزْوَاجاً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
اَزْوَاجِكُمْ
بَن۪ينَ
وَحَفَدَةً
وَرَزَقَكُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِۜ
اَفَبِالْبَاطِلِ
يُؤْمِنُونَ
وَبِنِعْمَتِ
اللّٰهِ
هُمْ
يَكْفُرُونَۙ
Allah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder. Size temiz şeylerden rızık verir. Öyleyken batıla inanıyorlar ve Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar?[72]
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَمْلِكُ
لَهُمْ
رِزْقاً
مِنَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَسْتَط۪يعُونَۚ
Allah’ı bırakıp, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?[73]
فَلَا
تَضْرِبُوا
لِلّٰهِ
الْاَمْثَالَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
وَاَنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Allah’a benzerler koşmaya kalkmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.[74]
ضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
عَبْداً
مَمْلُوكاً
لَا
يَقْدِرُ
عَلٰى
شَيْءٍ
وَمَنْ
رَزَقْنَاهُ
مِنَّا
رِزْقاً
حَسَناً
فَهُوَ
يُنْفِقُ
مِنْهُ
سِراًّ
وَجَهْراًۜ
هَلْ
يَسْتَوُ۫نَۜ
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe layık olan Allah’tır, fakat çoğu bilmezler.[75]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
رَجُلَيْنِ
اَحَدُهُمَٓا
اَبْكَمُ
لَا
يَقْدِرُ
عَلٰى
شَيْءٍ
وَهُوَ
كَلٌّ
عَلٰى
مَوْلٰيهُۙ
اَيْنَمَا
يُوَجِّهْهُ
لَا
يَأْتِ
بِخَيْرٍۜ
هَلْ
يَسْتَو۪ي
هُوَۙ
وَمَنْ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِۙ
وَهُوَ
عَلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ۟
Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi?[76]
وَلِلّٰهِ
غَيْبُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَمَٓا
اَمْرُ
السَّاعَةِ
اِلَّا
كَلَمْحِ
الْبَصَرِ
اَوْ
هُوَ
اَقْرَبُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir, kıyamet saatinin kopuşu bir göz kırpması kadar veya daha çabuk bir zaman içinde olur. Şüphesiz Allah her şeye Kadir’dir.[77]
وَاللّٰهُ
اَخْرَجَكُمْ
مِنْ
بُطُونِ
اُمَّهَاتِكُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
شَيْـٔاًۙ
وَجَعَلَ
لَكُمُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَالْاَفْـِٔدَةَۙ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalp vermiştir.[78]
اَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
مُسَخَّرَاتٍ
ف۪ي
جَوِّ
السَّمَٓاءِۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Göğün boşluğunda Allah’ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah’tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.[79]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
بُيُوتِكُمْ
سَكَناً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنْ
جُلُودِ
الْاَنْعَامِ
بُيُوتاً
تَسْتَخِفُّونَهَا
يَوْمَ
ظَعْنِكُمْ
وَيَوْمَ
اِقَامَتِكُمْۙ
وَمِنْ
اَصْوَافِهَا
وَاَوْبَارِهَا
وَاَشْعَارِهَٓا
اَثَاثاً
وَمَتَاعاً
اِلٰى
ح۪ينٍ
Allah size evlerinizi dinlenme yeri kıldı. Hayvanların derilerinden, yolculukta ve ikamet zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız evler; yün, tüy ve kıllarından bir süre kullanacağınız giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir.[80]
وَاللّٰهُ
جَعَلَ
لَكُمْ
مِمَّا
خَلَقَ
ظِلَالاً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْجِبَالِ
اَكْنَاناً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
سَرَاب۪يلَ
تَق۪يكُمُ
الْحَرَّ
وَسَرَاب۪يلَ
تَق۪يكُمْ
بَأْسَكُمْۜ
كَذٰلِكَ
يُتِمُّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُسْلِمُونَ
Allah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır.[81]
يَعْرِفُونَ
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يُنْكِرُونَهَا
وَاَكْثَرُهُمُ
الْكَافِرُونَ۟
Allah’ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir.[83]
وَاَلْقَوْا
اِلَى
اللّٰهِ
يَوْمَئِذٍۨ
السَّلَمَ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
Puta tapanlar o gün Allah’ın hükmüne teslim olurlar; uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşırlar.[87]
اَلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوا
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
زِدْنَاهُمْ
عَذَاباً
فَوْقَ
الْعَذَابِ
بِمَا
كَانُوا
يُفْسِدُونَ
İnkar eden, Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz.[88]
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُ
بِالْعَدْلِ
وَالْاِحْسَانِ
وَا۪يتَٓائِ
ذِي
الْقُرْبٰى
وَيَنْهٰى
عَنِ
الْفَحْشَٓاءِ
وَالْمُنْكَرِ
وَالْبَغْيِۚ
يَعِظُكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.[90]
Yükleniyor...