أ م ر 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 156 ayette 169 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 107 ayet / 112 kelime Medenî: 49 ayet / 57 kelime
قَالُوا
نَحْنُ
اُو۬لُوا
قُوَّةٍ
وَاُو۬لُوا
بَأْسٍ
شَد۪يدٍ
وَالْاَمْرُ
اِلَيْكِ
فَانْظُر۪ي
مَاذَا
تَأْمُر۪ينَ
«Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak.»[33]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الْغَرْبِيِّ
اِذْ
قَضَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسَى
الْاَمْرَ
وَمَا
كُنْتَ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَۙ
Musa’ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa’yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.[44]
ف۪ي
بِضْعِ
سِن۪ينَۜ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
مِنْ
قَبْلُ
وَمِنْ
بَعْدُۜ
وَيَوْمَئِذٍ
يَفْرَحُ
الْمُؤْمِنُونَۙ
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah’a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah’ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.[2-5]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
تَقُومَ
السَّمَٓاءُ
وَالْاَرْضُ
بِاَمْرِه۪ۜ
ثُمَّ
اِذَا
دَعَاكُمْ
دَعْوَةً
مِنَ
الْاَرْضِ
اِذَٓا
اَنْتُمْ
تَخْرُجُونَ
Göğün ve yerin O’nun buyruğu ile ayakta durması O’nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz.[25]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
يُرْسِلَ
الرِّيَاحَ
مُبَشِّرَاتٍ
وَلِيُذ۪يقَكُمْ
مِنْ
رَحْمَتِه۪
وَلِتَجْرِيَ
الْفُلْكُ
بِاَمْرِه۪
وَلِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O’nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz.[46]
يَا بُنَيَّ
اَقِمِ
الصَّلٰوةَ
وَأْمُرْ
بِالْمَعْرُوفِ
وَانْهَ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَاصْبِرْ
عَلٰى
مَٓا
اَصَابَكَۜ
اِنَّ
ذٰلِكَ
مِنْ
عَزْمِ
الْاُمُورِۚ
«Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir.»[17]
وَمَنْ
يُسْلِمْ
وَجْهَهُٓ
اِلَى
اللّٰهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌ
فَقَدِ
اسْتَمْسَكَ
بِالْعُرْوَةِ
الْوُثْقٰىۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
عَاقِبَةُ
الْاُمُورِ
İyilik yaparak kendini Allah’a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah’a aittir.[22]
يُدَبِّرُ
الْاَمْرَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
اِلَى
الْاَرْضِ
ثُمَّ
يَعْرُجُ
اِلَيْهِ
ف۪ي
يَوْمٍ
كَانَ
مِقْدَارُهُٓ
اَلْفَ
سَنَةٍ
مِمَّا
تَعُدُّونَ
Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O’na yükselir.[5]
وَجَعَلْنَا
مِنْهُمْ
اَئِمَّةً
يَهْدُونَ
بِاَمْرِنَا
لَمَّا
صَبَرُواۜ
وَكَانُوا
بِاٰيَاتِنَا
يُوقِنُونَ
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık.[24]
وَمَا
كَانَ
لِمُؤْمِنٍ
وَلَا
مُؤْمِنَةٍ
اِذَا
قَضَى
اللّٰهُ
وَرَسُولُهُٓ
اَمْراً
اَنْ
يَكُونَ
لَهُمُ
الْخِيَرَةُ
مِنْ
اَمْرِهِمْۜ
وَمَنْ
يَعْصِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَالاً
مُب۪يناً
Allah ve Peygamber’i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah’a ve Peygamber’e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.[36]
وَاِذْ
تَقُولُ
لِلَّـذ۪ٓي
اَنْعَمَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
وَاَنْعَمْتَ
عَلَيْهِ
اَمْسِكْ
عَلَيْكَ
زَوْجَكَ
وَاتَّقِ
اللّٰهَ
وَتُخْف۪ي
ف۪ي
نَفْسِكَ
مَا
اللّٰهُ
مُبْد۪يهِ
وَتَخْشَى
النَّاسَۚ
وَاللّٰهُ
اَحَقُّ
اَنْ
تَخْشٰيهُۜ
فَلَمَّا
قَضٰى
زَيْدٌ
مِنْهَا
وَطَراً
زَوَّجْنَاكَهَا
لِكَيْ
لَا
يَكُونَ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
حَرَجٌ
ف۪ٓي
اَزْوَاجِ
اَدْعِيَٓائِهِمْ
اِذَا
قَضَوْا
مِنْهُنَّ
وَطَراًۜ
وَكَانَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
مَفْعُولاً
Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: «Eşini bırakma, Allah’tan sakın» diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah’tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah’ın buyruğu yerine gelecektir.[37]
مَا
كَانَ
عَلَى
النَّبِيِّ
مِنْ
حَرَجٍ
ف۪يمَا
فَرَضَ
اللّٰهُ
لَهُۜ
سُنَّةَ
اللّٰهِ
فِي
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلُۜ
وَكَانَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
قَدَراً
مَقْدُوراًۙ
Allah’ın Peygamber’e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah’ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah’ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.[38]
وَلِسُلَيْمٰنَ
الرّ۪يحَ
غُدُوُّهَا
شَهْرٌ
وَرَوَاحُهَا
شَهْرٌۚ
وَاَسَلْنَا
لَهُ
عَيْنَ
الْقِطْرِۜ
وَمِنَ
الْجِنِّ
مَنْ
يَعْمَلُ
بَيْنَ
يَدَيْهِ
بِاِذْنِ
رَبِّه۪ۜ
وَمَنْ
يَزِغْ
مِنْهُمْ
عَنْ
اَمْرِنَا
نُذِقْهُ
مِنْ
عَذَابِ
السَّع۪يرِ
Gündüz estiğinde bir aylık mesafeye gidip, akşam da bir aylık mesafeden gelen rüzgarı Süleyman’ın buyruğu altına verdik. Onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Rabbinin izniyle, yanında iş gören cinleri onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.[12]
وَاِنْ
يُكَذِّبُوكَ
فَقَدْ
كُذِّبَتْ
رُسُلٌ
مِنْ
قَبْلِكَۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
تُرْجَعُ
الْاُمُورُ
Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. Bütün işler Allah’ a döndürülür.[4]
اِنَّـمَٓا
اَمْرُهُٓ
اِذَٓا
اَرَادَ
شَيْـٔاً
اَنْ
يَقُولَ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُ
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun buyruğu sadece, o şeye «Ol» demektir, hemen olur.[82]
فَسَخَّرْنَا
لَهُ
الرّ۪يحَ
تَجْر۪ي
بِاَمْرِه۪
رُخَٓاءً
حَيْثُ
اَصَابَۙ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.[36-38]
رَف۪يعُ
الدَّرَجَاتِ
ذُو
الْعَرْشِۚ
يُلْقِي
الرُّوحَ
مِنْ
اَمْرِه۪
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪
لِيُنْذِرَ
يَوْمَ
التَّلَاقِۙ
Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.[15]
فَسَتَذْكُرُونَ
مَٓا
اَقُولُ
لَكُمْۜ
وَاُفَوِّضُ
اَمْر۪ٓي
اِلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِ
«Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür.»[44]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۚ
فَاِذَا
قَضٰٓى
اَمْراً
فَاِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُ۟
Dirilten, öldüren O’dur. Bir şeye karar verirse «Ol» der, o da oluverir.[68]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلاً
مِنْ
قَبْلِكَ
مِنْهُمْ
مَنْ
قَصَصْنَا
عَلَيْكَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
لَمْ
نَقْصُصْ
عَلَيْكَۜ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِاٰيَةٍ
اِلَّا
بِـاِذْنِ
اللّٰهِۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
قُضِيَ
بِالْحَقِّ
وَخَسِرَ
هُنَالِكَ
الْمُبْطِلُونَ۟
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah’ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.[78]
Yükleniyor...