ذ ا ت 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 86 ayette 90 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 57 ayet / 60 kelime Medenî: 29 ayet / 30 kelime
وَالْحَبُّ
ذُو
الْعَصْفِ
وَالرَّيْحَانُۚ
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.[11-12]
وَيَبْقٰى
وَجْهُ
رَبِّكَ
ذُو
الْجَلَالِ
وَالْاِكْرَامِۚ
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.[27]
تَبَارَكَ
اسْمُ
رَبِّكَ
ذِي
الْجَلَالِ
وَالْاِكْرَامِ
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir![78]
يُولِجُ
الَّيْلَ
فِي
النَّهَارِ
وَيُولِجُ
النَّهَارَ
فِي
الَّيْلِۜ
وَهُوَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.[6]
سَابِقُٓوا
اِلٰى
مَغْفِرَةٍ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَجَنَّةٍ
عَرْضُهَا
كَعَرْضِ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۙ
اُعِدَّتْ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِه۪ۜ
ذٰلِكَ
فَضْلُ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah’a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.[21]
لِئَلَّا
يَعْلَمَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
اَلَّا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاَنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Kitap ehli bilsinler ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.[29]
مَٓا
اَفَٓاءَ
اللّٰهُ
عَلٰى
رَسُولِه۪
مِنْ
اَهْلِ
الْقُرٰى
فَلِلّٰهِ
وَلِلرَّسُولِ
وَلِذِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينِ
وَابْنِ
السَّب۪يلِۙ
كَيْ
لَا
يَكُونَ
دُولَةً
بَيْنَ
الْاَغْنِيَٓاءِ
مِنْكُمْۜ
وَمَٓا
اٰتٰيكُمُ
الرَّسُولُ
فَخُذُوهُ
وَمَا
نَهٰيكُمْ
عَنْهُ
فَانْتَهُواۚ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِۢ
Allah’ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah’tan sakının, doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.[7]
ذٰلِكَ
فَضْلُ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir.[4]
يَعْلَمُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَيَعْلَمُ
مَا
تُسِرُّونَ
وَمَا
تُعْلِنُونَۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir; Allah, kalblerde olanı da bilendir.[4]
فَاِذَا
بَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
فَارِقُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
وَاَشْهِدُوا
ذَوَيْ
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الشَّهَادَةَ
لِلّٰهِۜ
ذٰلِكُمْ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مَخْرَجاًۙ
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allaha ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allaha güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.[2-3]
لِيُنْفِقْ
ذُو
سَعَةٍ
مِنْ
سَعَتِه۪ۜ
وَمَنْ
قُدِرَ
عَلَيْهِ
رِزْقُهُ
فَلْيُنْفِقْ
مِمَّٓا
اٰتٰيهُ
اللّٰهُۜ
لَا
يُكَلِّفُ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِلَّا
مَٓا
اٰتٰيهَاۜ
سَيَجْعَلُ
اللّٰهُ
بَعْدَ
عُسْرٍ
يُسْراً۟
Varlıklı olan kimse, nafakayı varlığına göre versin; rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş olan kimse, Allah’ın kendisine verdiğinden versin; Allah kimseye, verdiği rızkı aşan bir yük yüklemez. Allah, güçlükten sonra kolaylık verir.[7]
وَاَسِرُّوا
قَوْلَكُمْ
اَوِ
اجْهَرُوا
بِه۪ۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.[13]
مِنَ
اللّٰهِ
ذِي
الْمَعَارِجِۜ
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.[1-3]
اِنْطَلِقُٓوا
اِلٰى
ظِلٍّ
ذ۪ي
ثَلٰثِ
شُعَبٍۙ
«gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin.»[30-31]
ذ۪ي
قُوَّةٍ
عِنْدَ
ذِي
الْعَرْشِ
مَك۪ينٍۙ
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.[19-21]
وَالسَّمَٓاءِ
ذَاتِ
الْبُرُوجِۙ
İçinde burçları bulunan göğe and olsun;[1]
اَلنَّارِ
ذَاتِ
الْوَقُودِۙ
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur![4-7]
ذُو
الْعَرْشِ
الْمَج۪يدُۙ
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O’dur.[14-5]
وَالسَّمَٓاءِ
ذَاتِ
الرَّجْعِۙ
Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,[11-2]
Yükleniyor...