ر ب ب 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 871 ayette 980 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 718 ayet / 809 kelime Medenî: 153 ayet / 171 kelime
وَقَالَ
نُوحٌ
رَبِّ
لَا
تَذَرْ
عَلَى
الْاَرْضِ
مِنَ
الْكَافِر۪ينَ
دَيَّاراً
Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma.»[26]
رَبِّ
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيَّ
وَلِمَنْ
دَخَلَ
بَيْتِيَ
مُؤْمِناً
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَالْمُؤْمِنَاتِۜ
وَلَا
تَزِدِ
الظَّالِم۪ينَ
اِلَّا
تَبَاراً
«Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır.»[28]
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الرُّشْدِ
فَاٰمَنَّا
بِه۪ۜ
وَلَنْ
نُشْرِكَ
بِرَبِّنَٓا
اَحَداًۙ
De ki: «Cinlerden bir topluluğun Kuran’ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;» «Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.»[1-2]
وَاَنَّهُ
تَعَالٰى
جَدُّ
رَبِّنَا
مَا
اتَّخَذَ
صَاحِبَةً
وَلَا
وَلَداًۙ
«Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir.»[3]
وَاَنَّا
لَا
نَدْر۪ٓي
اَشَرٌّ
اُر۪يدَ
بِمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
اَرَادَ
بِهِمْ
رَبُّهُمْ
رَشَداًۙ
«Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz.»[10]
وَاَنَّا
لَمَّا
سَمِعْنَا
الْهُدٰٓى
اٰمَنَّا
بِه۪ۜ
فَمَنْ
يُؤْمِنْ
بِرَبِّه۪
فَلَا
يَخَافُ
بَخْساً
وَلَا
رَهَقاًۙ
«Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran’ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz.»[13]
لِنَفْتِنَهُمْ
ف۪يهِۚ
وَمَنْ
يُعْرِضْ
عَنْ
ذِكْرِ
رَبِّه۪
يَسْلُكْهُ
عَذَاباً
صَعَداًۙ
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.[16-17]
قُلْ
اِنَّمَٓا
اَدْعُوا
رَبّ۪ي
وَلَٓا
اُشْرِكُ
بِه۪ٓ
اَحَداً
De ki: «Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O’na kimseyi ortak koşmam.»[20]
قُلْ
اِنْ
اَدْر۪ٓي
اَقَر۪يبٌ
مَا
تُوعَدُونَ
اَمْ
يَجْعَلُ
لَهُ
رَبّ۪ٓي
اَمَداً
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem.»[25]
لِيَعْلَمَ
اَنْ
قَدْ
اَبْلَغُوا
رِسَالَاتِ
رَبِّهِمْ
وَاَحَاطَ
بِمَا
لَدَيْهِمْ
وَاَحْصٰى
كُلَّ
شَيْءٍ
عَدَداً
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.[27-28]
وَاذْكُرِ
اسْمَ
رَبِّكَ
وَتَبَتَّلْ
اِلَيْهِ
تَبْت۪يلاًۜ
Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O’na yönel,[8]
رَبُّ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
فَاتَّخِذْهُ
وَك۪يلاً
O, doğunun ve batının Rabbidir; O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O’nu vekil tut.[9]
اِنَّ
هٰذِه۪
تَذْكِرَةٌۚ
فَمَنْ
شَٓاءَ
اتَّخَذَ
اِلٰى
رَبِّه۪
سَب۪يلاً۟
Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.[19]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَعْلَمُ
اَنَّكَ
تَقُومُ
اَدْنٰى
مِنْ
ثُلُثَيِ
الَّيْلِ
وَنِصْفَهُ
وَثُلُثَهُ
وَطَٓائِفَةٌ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
مَعَكَۜ
وَاللّٰهُ
يُقَدِّرُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۜ
عَلِمَ
اَنْ
لَنْ
تُحْصُوهُ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنَ
الْقُرْاٰنِۜ
عَلِمَ
اَنْ
سَيَكُونُ
مِنْكُمْ
مَرْضٰىۙ
وَاٰخَرُونَ
يَضْرِبُونَ
فِي
الْاَرْضِ
يَبْتَغُونَ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِۙ
وَاٰخَرُونَ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۘ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنْهُۙ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَقْرِضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناًۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُوَ
خَيْراً
وَاَعْظَمَ
اَجْراًۜ
وَاسْتَغْفِرُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.[20]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
اِلٰى
رَبِّكَ
يَوْمَئِذٍۨ
الْمُسْتَقَرُّۜ
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.[12]
اِلٰى
رَبِّهَا
نَاظِرَةٌۚ
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.[22-23]
اِلٰى
رَبِّكَ
يَوْمَئِذٍۨ
الْمَسَاقُۜ۟
O gün sevk Rabbin huzurunadır.[30]
Yükleniyor...