ر د د 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 57 ayette 59 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 35 ayet / 36 kelime Medenî: 22 ayet / 23 kelime
اِنَّمَا
يَسْتَأْذِنُكَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَارْتَابَتْ
قُلُوبُهُمْ
فَهُمْ
ف۪ي
رَيْبِهِمْ
يَتَرَدَّدُونَ
Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.[45]
يَعْتَذِرُونَ
اِلَيْكُمْ
اِذَا
رَجَعْتُمْ
اِلَيْهِمْۜ
قُلْ
لَا
تَعْتَذِرُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكُمْ
قَدْ
نَبَّاَنَا
اللّٰهُ
مِنْ
اَخْبَارِكُمْۜ
وَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: «özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah’a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.»[94]
وَمِمَّنْ
حَوْلَكُمْ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
مُنَافِقُونَۜ
وَمِنْ
اَهْلِ
الْمَد۪ينَةِ
مَرَدُوا
عَلَى
النِّفَاقِ
لَا
تَعْلَمُهُمْۜ
نَحْنُ
نَعْلَمُهُمْۜ
سَنُعَذِّبُهُمْ
مَرَّتَيْنِ
ثُمَّ
يُرَدُّونَ
اِلٰى
عَذَابٍ
عَظ۪يمٍۚ
Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine’liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.[101]
وَقُلِ
اعْمَلُوا
فَسَيَرَى
اللّٰهُ
عَمَلَكُمْ
وَرَسُولُهُ
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
وَسَتُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَۚ
De ki: «İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.»[105]
هُنَالِكَ
تَبْلُوا
كُلُّ
نَفْسٍ
مَٓا
اَسْلَفَتْ
وَرُدُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
مَوْلٰيهُمُ
الْحَقِّ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ۟
İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah’a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.[30]
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاِنْ
يُرِدْكَ
بِخَيْرٍ
فَلَا
رَٓادَّ
لِفَضْلِه۪ۜ
يُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.[107]
يَٓا اِبْرٰه۪يمُ
اَعْرِضْ
عَنْ
هٰذَاۚ
اِنَّهُ
قَدْ
جَٓاءَ
اَمْرُ
رَبِّكَۚ
وَاِنَّهُمْ
اٰت۪يهِمْ
عَذَابٌ
غَيْرُ
مَرْدُودٍ
Elçilerimiz, «Ey İbrahim! Bundan vazgeç, doğrusu Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, şüphesiz, geri çevrilemeyecek bir azab gelmektedir» dediler.[76]
وَلَمَّا
فَتَحُوا
مَتَاعَهُمْ
وَجَدُوا
بِضَاعَتَهُمْ
رُدَّتْ
اِلَيْهِمْۜ
قَالُوا
يَٓا اَبَانَا
مَا
نَبْغ۪يۜ
هٰذِه۪
بِضَاعَتُنَا
رُدَّتْ
اِلَيْنَاۚ
وَنَم۪يرُ
اَهْلَنَا
وَنَحْفَظُ
اَخَانَا
وَنَزْدَادُ
كَيْلَ
بَع۪يرٍۜ
ذٰلِكَ
كَيْلٌ
يَس۪يرٌ
Yüklerini açınca karşılık olarak götürdükleri mallarının kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler. «Ey babamız! Daha ne isteriz; işte mallarımız da bize iade edilmiş; ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardeşimizi de korur ve bir deve yükü de artırmış oluruz; esasen bu az bir şeydir» dediler.[65]
فَلَمَّٓا
اَنْ
جَٓاءَ
الْبَش۪يرُ
اَلْقٰيهُ
عَلٰى
وَجْهِه۪
فَارْتَدَّ
بَص۪يراًۚ
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
لَكُمْ
اِنّ۪ٓي
اَعْلَمُ
مِنَ
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Müjdeci gelip, gömleği Yakub’un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub «Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?» dedi.[96]
حَتّٰٓى
اِذَا
اسْتَيْـَٔسَ
الرُّسُلُ
وَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
قَدْ
كُذِبُوا
جَٓاءَهُمْ
نَصْرُنَاۙ
فَنُجِّيَ
مَنْ
نَشَٓاءُۜ
وَلَا
يُرَدُّ
بَأْسُنَا
عَنِ
الْقَوْمِ
الْمُجْرِم۪ينَ
Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.[110]
لَهُ
مُعَقِّبَاتٌ
مِنْ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَمِنْ
خَلْفِه۪
يَحْفَظُونَهُ
مِنْ
اَمْرِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُغَيِّرُ
مَا
بِقَوْمٍ
حَتّٰى
يُغَيِّرُوا
مَا
بِاَنْفُسِهِمْۜ
وَاِذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِقَوْمٍ
سُٓوءاً
فَلَا
مَرَدَّ
لَهُۚ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَالٍ
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah’tan başka hami de bulunmaz.[11]
اَلَمْ
يَأْتِكُمْ
نَبَؤُا
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَۜۛ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜۛ
لَا
يَعْلَمُهُمْ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَرَدُّٓوا
اَيْدِيَهُمْ
ف۪ٓي
اَفْوَاهِهِمْ
وَقَالُٓوا
اِنَّا
كَفَرْنَا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
وَاِنَّا
لَف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
تَدْعُونَـنَٓا
اِلَيْهِ
مُر۪يبٍ
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah’tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: «Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz» dediler.[9]
مُهْطِع۪ينَ
مُقْنِع۪ي
رُؤُ۫سِهِمْ
لَا
يَرْتَدُّ
اِلَيْهِمْ
طَرْفُهُمْۚ
وَاَفْـِٔدَتُهُمْ
هَوَٓاءٌۜ
O gün başları kalkmış, gözleri kendilerine dönemeyecek şekilde sabit kalmış, gönülleri bomboş halde koşup duracaklardır.[43]
وَاللّٰهُ
خَلَقَكُمْ
ثُمَّ
يَتَوَفّٰيكُمْ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْ
لَا
يَعْلَمَ
بَعْدَ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
قَد۪يرٌ۟
Allah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir, içinizden bir kısmı da ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Doğrusu Allah bilendir, her şeye Kadir’dir.[70]
وَاللّٰهُ
فَضَّلَ
بَعْضَكُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الرِّزْقِۚ
فَمَا
الَّذ۪ينَ
فُضِّلُوا
بِرَٓادّ۪ي
رِزْقِهِمْ
عَلٰى
مَا
مَلَكَتْ
اَيْمَانُهُمْ
فَهُمْ
ف۪يهِ
سَوَٓاءٌۜ
اَفَبِنِعْمَةِ
اللّٰهِ
يَجْحَدُونَ
Allah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah’ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?[71]
ثُمَّ
رَدَدْنَا
لَكُمُ
الْكَرَّةَ
عَلَيْهِمْ
وَاَمْدَدْنَاكُمْ
بِاَمْوَالٍ
وَبَن۪ينَ
وَجَعَلْنَاكُمْ
اَكْثَرَ
نَف۪يراً
«Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.»[6]
وَمَٓا
اَظُنُّ
السَّاعَةَ
قَٓائِمَةًۙ
وَلَئِنْ
رُدِدْتُ
اِلٰى
رَبّ۪ي
لَاَجِدَنَّ
خَيْراً
مِنْهَا
مُنْقَلَباً
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
قَالَ
ذٰلِكَ
مَا
كُنَّا
نَبْغِۗ
فَارْتَدَّا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمَا
قَصَصاًۙ
Musa: «İstediğimiz zaten buydu» dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri üzerinde geri döndüler.[64]
قَالَ
اَمَّا
مَنْ
ظَلَمَ
فَسَوْفَ
نُعَذِّبُهُ
ثُمَّ
يُرَدُّ
اِلٰى
رَبِّه۪
فَيُعَذِّبُهُ
عَذَاباً
نُكْراً
«Haksızlık yapana azap edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür, onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama inanıp yararlı iş işleyene, mükafat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz» dedi.[87-88]
وَيَز۪يدُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اهْتَدَوْا
هُدًىۜ
وَالْبَاقِيَاتُ
الصَّالِحَاتُ
خَيْرٌ
عِنْدَ
رَبِّكَ
ثَوَاباً
وَخَيْرٌ
مَرَداًّ
Allah doğru yolda olanların doğruluğunu artırır. Baki kalacak yararlı işler Rabbinin katında sevap olarak da daha iyidir, sonuç olarak da daha iyidir.[76]
Yükleniyor...