أ ي ي 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 353 ayette 382 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 272 ayet / 296 kelime Medenî: 81 ayet / 86 kelime
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُفْتَرًى
وَمَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَ
Musa onlara, apaçık olarak, mucizelerimizle gelince: «Bu sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik» dediler.[36]
وَلٰكِنَّٓا
اَنْشَأْنَا
قُرُوناً
فَتَطَاوَلَ
عَلَيْهِمُ
الْعُمُرُۚ
وَمَا
كُنْتَ
ثَاوِياً
ف۪ٓي
اَهْلِ
مَدْيَنَ
تَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۙ
وَلٰكِنَّا
كُنَّا
مُرْسِل۪ينَ
Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.[45]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
تُص۪يبَهُمْ
مُص۪يبَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَيَقُولُوا
رَبَّـنَا
لَوْلَٓا
اَرْسَلْتَ
اِلَيْنَا
رَسُولاً
فَنَتَّبِعَ
اٰيَاتِكَ
وَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: «Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?» derler.[47]
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
مُهْلِكَ
الْقُرٰى
حَتّٰى
يَبْعَثَ
ف۪ٓي
اُمِّهَا
رَسُولاً
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۚ
وَمَا
كُنَّا
مُهْلِكِي
الْقُرٰٓى
اِلَّا
وَاَهْلُهَا
ظَالِمُونَ
Rabbin şehirlerin anasına, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe onları yok etmiş değildir. Zaten Biz yalnız, halkı zalim olan şehirleri yok etmişizdir.[59]
وَلَا
يَصُدُّنَّكَ
عَنْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
بَعْدَ
اِذْ
اُنْزِلَتْ
اِلَيْكَ
وَادْعُ
اِلٰى
رَبِّكَ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَۚ
Allah’ın ayetleri sana indirildiğinde sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine çağır, sakın müşriklerden olma.[87]
فَاَنْجَيْنَاهُ
وَاَصْحَابَ
السَّف۪ينَةِ
وَجَعَلْنَاهَٓا
اٰيَةً
لِلْعَالَم۪ينَ
Ama Biz, Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.[15]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَلِقَٓائِه۪ٓ
اُو۬لٰٓئِكَ
يَـئِسُوا
مِنْ
رَحْمَت۪ي
وَاُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azap onlar içindir.[23]
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
اقْتُلُوهُ
اَوْ
حَرِّقُوهُ
فَاَنْجٰيهُ
اللّٰهُ
مِنَ
النَّارِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İbrahim’in sözlerine milletinin cevabı sadece: «Onu öldürün yahut yakın» demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[24]
وَلَقَدْ
تَرَكْنَا
مِنْهَٓا
اٰيَةً
بَيِّنَةً
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.[35]
خَلَقَ
اللّٰهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِلْمُؤْمِن۪ينَ۟
Allah gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Doğrusu bunda inananlara bir ders vardır.[44]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَۜ
فَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪ۚ
وَمِنْ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنْ
يُؤْمِنُ
بِه۪ۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الْكَافِرُونَ
Sana Kitap’ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.[47]
بَلْ
هُوَ
اٰيَاتٌ
بَيِّنَاتٌ
ف۪ي
صُدُورِ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
الظَّالِمُونَ
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.[49]
وَقَالُوا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
اٰيَاتٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
قُلْ
اِنَّمَا
الْاٰيَاتُ
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
وَاِنَّـمَٓا
اَنَا۬
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
«Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?» derler. De ki: «Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[50]
ثُمَّ
كَانَ
عَاقِبَةَ
الَّذ۪ينَ
اَسَٓاؤُا
السُّٓوآٰى
اَنْ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَكَانُوا
بِهَا
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
Sonra Allah’ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.[10]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَلِقَٓائِ
الْاٰخِرَةِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
فِي
الْعَذَابِ
مُحْضَرُونَ
İnkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabla yüzyüze bırakılırlar.[16]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
خَلَقَكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
اِذَٓا
اَنْتُمْ
بَشَرٌ
تَنْتَشِرُونَ
Sizi topraktan yaratması O’nun varlığının belgelerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız.[20]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
خَلَقَ
لَكُمْ
مِنْ
اَنْفُسِكُمْ
اَزْوَاجاً
لِتَسْكُـنُٓوا
اِلَيْهَا
وَجَعَلَ
بَيْنَكُمْ
مَوَدَّةً
وَرَحْمَةًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.[21]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
خَلْقُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافُ
اَلْسِنَتِكُمْ
وَاَلْوَانِكُمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِلْعَالِم۪ينَ
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O’nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.[22]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
مَنَامُكُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır.[23]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
يُر۪يكُمُ
الْبَرْقَ
خَوْفاً
وَطَمَعاً
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَيُحْـي۪
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.[24]
Yükleniyor...