س ل م 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 127 ayette 140 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 80 ayet / 84 kelime Medenî: 47 ayet / 56 kelime
قُلْ
نَزَّلَهُ
رُوحُ
الْقُدُسِ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
لِيُثَبِّتَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَهُدًى
وَبُشْرٰى
لِلْمُسْلِم۪ينَ
De ki: «Kuran’ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir.»[102]
وَسَلَامٌ
عَلَيْهِ
يَوْمَ
وُلِدَ
وَيَوْمَ
يَمُوتُ
وَيَوْمَ
يُبْعَثُ
حَياًّ۟
Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun.[15]
وَالسَّلَامُ
عَلَيَّ
يَوْمَ
وُلِدْتُ
وَيَوْمَ
اَمُوتُ
وَيَوْمَ
اُبْعَثُ
حَياًّ
Çocuk: «Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun» dedi.[30-33]
قَالَ
سَلَامٌ
عَلَيْكَۚ
سَاَسْتَغْفِرُ
لَكَ
رَبّ۪يۜ
اِنَّهُ
كَانَ
ب۪ي
حَفِياًّ
İbrahim şöyle cevap verdi: «Sana selam olsun. Senin için Rabbim’den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır.»[47]
لَا
يَسْمَعُونَ
ف۪يهَا
لَغْواً
اِلَّا
سَلَاماًۜ
وَلَهُمْ
رِزْقُهُمْ
ف۪يهَا
بُكْرَةً
وَعَشِياًّ
Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar.[62]
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
قُلْنَا
يَا نَارُ
كُون۪ي
بَرْداً
وَسَلَاماً
عَلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَۙ
Biz: «Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol» dedik.[69]
قُلْ
اِنَّمَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّ
اَنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَهَلْ
اَنْتُمْ
مُسْلِمُونَ
De ki: «Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız?»[108]
وَلِكُلِّ
اُمَّةٍ
جَعَلْنَا
مَنْسَكاً
لِيَذْكُرُوا
اسْمَ
اللّٰهِ
عَلٰى
مَا
رَزَقَهُمْ
مِنْ
بَه۪يمَةِ
الْاَنْعَامِۜ
فَاِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
فَلَـهُٓ
اَسْلِمُواۜ
وَبَشِّرِ
الْمُخْبِت۪ينَۙ
Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı’dır, O’na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah’a gönül vermiş olan kimselere müjde et.[34-35]
وَجَاهِدُوا
فِي
اللّٰهِ
حَقَّ
جِهَادِه۪ۜ
هُوَ
اجْتَبٰيكُمْ
وَمَا
جَعَلَ
عَلَيْكُمْ
فِي
الدّ۪ينِ
مِنْ
حَرَجٍۜ
مِلَّةَ
اَب۪يكُمْ
اِبْرٰه۪يمَۜ
هُوَ
سَمّٰيكُمُ
الْمُسْلِم۪ينَ
مِنْ
قَبْلُ
وَف۪ي
هٰذَا
لِيَكُونَ
الرَّسُولُ
شَه۪يداً
عَلَيْكُمْ
وَتَكُونُوا
شُهَدَٓاءَ
عَلَى
النَّاسِۚ
فَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاعْتَصِمُوا
بِاللّٰهِۜ
هُوَ
مَوْلٰيكُمْۚ
فَنِعْمَ
الْمَوْلٰى
وَنِعْمَ
النَّص۪يرُ
Allah uğrunda gereği gibi cihat edin. O, sizi seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kuran’da, peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size müslüman adını veren O’dur. Artık, namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır![78]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَدْخُلُوا
بُيُوتاً
غَيْرَ
بُيُوتِكُمْ
حَتّٰى
تَسْتَأْنِسُوا
وَتُسَلِّمُوا
عَلٰٓى
اَهْلِهَاۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.[27]
لَيْسَ
عَلَى
الْاَعْمٰى
حَرَجٌ
وَلَا
عَلَى
الْاَعْرَجِ
حَرَجٌ
وَلَا
عَلَى
الْمَر۪يضِ
حَرَجٌ
وَلَا
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْ
اَنْ
تَأْكُلُوا
مِنْ
بُيُوتِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اٰبَٓائِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اُمَّهَاتِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اِخْوَانِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اَخَوَاتِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اَعْمَامِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
عَمَّاتِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
اَخْوَالِكُمْ
اَوْ
بُيُوتِ
خَالَاتِكُمْ
اَوْ
مَا
مَلَكْتُمْ
مَفَاتِحَهُٓ
اَوْ
صَد۪يقِكُمْۜ
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَأْكُلُوا
جَم۪يعاً
اَوْ
اَشْتَاتاًۜ
فَاِذَا
دَخَلْتُمْ
بُيُوتاً
فَسَلِّمُوا
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْ
تَحِيَّةً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
مُبَارَكَةً
طَيِّبَةًۜ
كَذٰلِكَ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ۟
Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar.[61]
وَعِبَادُ
الرَّحْمٰنِ
الَّذ۪ينَ
يَمْشُونَ
عَلَى
الْاَرْضِ
هَوْناً
وَاِذَا
خَاطَبَهُمُ
الْجَاهِلُونَ
قَالُوا
سَلَاماً
Rahman’ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.[63]
اُو۬لٰٓئِكَ
يُجْزَوْنَ
الْغُرْفَةَ
بِمَا
صَبَرُوا
وَيُلَقَّوْنَ
ف۪يهَا
تَحِيَّةً
وَسَلَاماًۙ
İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar.[75]
اِلَّا
مَنْ
اَتَى
اللّٰهَ
بِقَلْبٍ
سَل۪يمٍۜ
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah’a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme» demişti.[84-89]
اَلَّا
تَعْلُوا
عَلَيَّ
وَأْتُون۪ي
مُسْلِم۪ينَ۟
Sebe melikesi: «Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve ’sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin’ diyen Süleyman’dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı» dedi.[29-31]
قَالَ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَؤُ۬ا
اَيُّكُمْ
يَأْت۪ين۪ي
بِعَرْشِهَا
قَبْلَ
اَنْ
يَأْتُون۪ي
مُسْلِم۪ينَ
Süleyman: «Ey cemaat! Bana teslim olmalarından önce, hanginiz o kraliçenin tahtını yanıma getirebilir?» dedi.[38]
فَلَمَّا
جَٓاءَتْ
ق۪يلَ
اَهٰكَذَا
عَرْشُكِۜ
قَالَتْ
كَاَنَّهُ
هُوَۚ
وَاُو۫ت۪ينَا
الْعِلْمَ
مِنْ
قَبْلِهَا
وَكُنَّا
مُسْلِم۪ينَ
Melike geldiğinde «Senin tahtın böyle miydi?» denildi. O da «Sanki odur, daha önce bize bilgi verilmişti ve teslim olmuştuk» dedi.[42]
ق۪يلَ
لَهَا
ادْخُلِي
الصَّرْحَۚ
فَلَمَّا
رَاَتْهُ
حَسِبَتْهُ
لُجَّةً
وَكَشَفَتْ
عَنْ
سَاقَيْهَاۜ
قَالَ
اِنَّهُ
صَرْحٌ
مُمَرَّدٌ
مِنْ
قَوَار۪يرَۜ
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
ظَلَمْتُ
نَفْس۪ي
وَاَسْلَمْتُ
مَعَ
سُلَيْمٰنَ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ۟
Ona: «Köşke gir» dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: «Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur» dedi. Melike: «Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman’la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum» dedi.[44]
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
وَسَلَامٌ
عَلٰى
عِبَادِهِ
الَّذ۪ينَ
اصْطَفٰىۜ
آٰللّٰهُ
خَيْرٌ
اَمَّا
يُشْرِكُونَۜ
De ki: «Hamd Allah’a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O’na koştukları ortaklar mı?»[59]
Yükleniyor...