س م و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 348 ayette 373 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 260 ayet / 274 kelime Medenî: 88 ayet / 99 kelime
اِنَّ
اللّٰهَ
يُمْسِكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
اَنْ
تَزُولَاۚ
وَلَئِنْ
زَالَتَٓا
اِنْ
اَمْسَكَهُمَا
مِنْ
اَحَدٍ
مِنْ
بَعْدِه۪ۜ
اِنَّهُ
كَانَ
حَل۪يماً
غَفُوراً
Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah’tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O’ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim’dir, bağışlayandır.[41]
اَوَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
وَكَانُٓوا
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۜ
وَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيُعْجِزَهُ
مِنْ
شَيْءٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَل۪يماً
قَد۪يراً
Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır.[44]
وَلَوْ
يُؤَاخِذُ
اللّٰهُ
النَّاسَ
بِمَا
كَسَبُوا
مَا
تَرَكَ
عَلٰى
ظَهْرِهَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَلٰكِنْ
يُؤَخِّرُهُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِعِبَادِه۪
بَص۪يراً
Allah insanları işlediklerine karşılık hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde bir canlı bırakmaması gerekirdi. Ama onları belli bir süreye kadar erteler. Süreleri gelince gereğini yapar. Doğrusu Allah kullarını görmektedir.[45]
وَمَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلٰى
قَوْمِه۪
مِنْ
بَعْدِه۪
مِنْ
جُنْدٍ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
كُنَّا
مُنْزِل۪ينَ
Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.[28-29]
اَوَلَيْسَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِقَادِرٍ
عَلٰٓى
اَنْ
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْۜ
بَلٰى
وَهُوَ
الْخَلَّاقُ
الْعَل۪يمُ
Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.[81]
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَرَبُّ
الْمَشَارِقِۜ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah’ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.[1-5]
اِنَّا
زَيَّنَّا
السَّمَٓاءَ
الدُّنْيَا
بِز۪ينَةٍۨ
الْـكَوَاكِبِۙ
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.[6]
اَمْ
لَهُمْ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا۠
فَلْيَرْتَقُوا
فِي
الْاَسْبَابِ
Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler![10]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمَٓاءَ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
بَاطِلاًۜ
ذٰلِكَ
ظَنُّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۚ
فَوَيْلٌ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنَ
النَّارِۜ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline![27]
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
الْعَز۪يزُ
الْغَفَّارُ
«Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır.»[66]
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّۚ
يُكَوِّرُ
الَّيْلَ
عَلَى
النَّهَارِ
وَيُكَوِّرُ
النَّهَارَ
عَلَى
الَّيْلِ
وَسَخَّرَ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَۜ
كُلٌّ
يَجْر۪ي
لِاَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اَلَا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْغَفَّارُ
Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O’dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O’dur.[5]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَسَلَكَهُ
يَنَاب۪يعَ
فِي
الْاَرْضِ
ثُمَّ
يُخْرِجُ
بِه۪
زَرْعاً
مُخْتَلِفاً
اَلْوَانُهُ
ثُمَّ
يَه۪يجُ
فَـتَرٰيهُ
مُصْفَراًّ
ثُمَّ
يَجْعَلُهُ
حُطَاماًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَذِكْرٰى
لِاُو۬لِي
الْاَلْبَابِ۟
Allah’ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır.[21]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَنِيَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَاشِفَاتُ
ضُرِّه۪ٓ
اَوْ
اَرَادَن۪ي
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَاتُ
رَحْمَتِه۪ۜ
قُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۜ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
اَللّٰهُ
يَتَوَفَّى
الْاَنْفُسَ
ح۪ينَ
مَوْتِهَا
وَالَّت۪ي
لَمْ
تَمُتْ
ف۪ي
مَنَامِهَاۚ
فَيُمْسِكُ
الَّت۪ي
قَضٰى
عَلَيْهَا
الْمَوْتَ
وَيُرْسِلُ
الْاُخْرٰٓى
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.[42]
قُلْ
لِلّٰهِ
الشَّفَاعَةُ
جَم۪يعاًۜ
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
ثُمَّ
اِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
De ki: «Bütün şefaat Allah’ın iznine bağlıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döneceksiniz.»[44]
قُلِ
اللّٰهُمَّ
فَاطِرَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
عَالِمَ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
اَنْتَ
تَحْكُمُ
بَيْنَ
عِبَادِكَ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
De ki: «Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin.»[46]
لَهُ
مَقَال۪يدُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ۟
Göklerin ve yerin kilitleri O’nundur. Allah’ın ayetlerini inkar edenler, işte onlar hüsrandadırlar.[63]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ۗ
وَالْاَرْضُ
جَم۪يعاً
قَبْضَتُهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وَالسَّمٰوَاتُ
مَطْوِيَّاتٌ
بِيَم۪ينِه۪ۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O’nun avucundadır; gökler O’nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.[67]
وَنُفِـخَ
فِي
الصُّورِ
فَصَعِقَ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اِلَّا
مَنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُۚ
ثُمَّ
نُفِـخَ
ف۪يهِ
اُخْرٰى
فَاِذَا
هُمْ
قِيَامٌ
يَنْظُرُونَ
Sura üflenince, Allah’ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.[68]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُر۪يكُمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُنَزِّلُ
لَكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
رِزْقاًۜ
وَمَا
يَتَذَكَّرُ
اِلَّا
مَنْ
يُن۪يبُ
Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O’dur. Allah’a yönelenden başkası ibret almaz.[13]
Yükleniyor...