ا ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4087 ayette 8.371 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 2922 ayet / 5.231 kelime Medenî: 1165 ayet / 3.140 kelime
وَثَمُودَ
الَّذ۪ينَ
جَابُوا
الصَّخْرَ
بِالْوَادِۙۖ
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?[9-12]
وَفِرْعَوْنَ
ذِي
الْاَوْتَادِۙۖ
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?[9-12]
اَلَّذ۪ينَ
طَغَوْا
فِي
الْبِلَادِۙۖ
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?[9-12]
فَاَكْثَرُوا
ف۪يهَا
الْفَسَادَۙۖ
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?[9-12]
فَاَمَّا
الْاِنْسَانُ
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
رَبُّهُ
فَاَكْرَمَهُ
وَنَعَّمَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَكْرَمَنِۜ
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der.[15]
كَلَّا
بَلْ
لَا
تُكْرِمُونَ
الْيَت۪يمَۙ
Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.[17]
وَلَا
تَحَٓاضُّونَ
عَلٰى
طَعَامِ
الْمِسْك۪ينِۙ
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.[18]
وَتَأْكُلُونَ
التُّرَاثَ
اَكْلاً
لَماًّۙ
Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.[19]
كَلَّٓا
اِذَا
دُكَّتِ
الْاَرْضُ
دَكاًّ
دَكاًّۙ
Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;[21]
وَجَٓاءَ
رَبُّكَ
وَالْمَلَكُ
صَفاًّ
صَفاًّۚ
Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,[22]
وَج۪ٓيءَ
يَوْمَئِذٍ
بِجَهَنَّمَ
يَوْمَئِذٍ
يَتَذَكَّرُ
الْاِنْسَانُ
وَاَنّٰى
لَهُ
الذِّكْرٰىۜ
O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?[23]
يَٓا اَيَّتُهَا
النَّفْسُ
الْمُطْمَئِنَّةُۗ
Ey huzur içinde olan can![27]
لَٓا
اُقْسِمُ
بِهٰذَا
الْبَلَدِۙ
Bu şehre (Mekke’ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.[1-2]
وَاَنْتَ
حِلٌّ
بِهٰذَا
الْبَلَدِۙ
Bu şehre (Mekke’ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.[1-2]
لَقَدْ
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
ف۪ي
كَبَدٍۜ
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.[4]
وَهَدَيْنَاهُ
النَّجْدَيْنِۚ
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?[10]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْعَقَبَةُۜ
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?[12]
Yükleniyor...