ص د ق Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 115 ayette 124 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 62 ayet / 63 kelime Medenî: 53 ayet / 61 kelime
اِنَّمَا
الْمُؤْمِنُونَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
ثُمَّ
لَمْ
يَرْتَابُوا
وَجَاهَدُوا
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الصَّادِقُونَ
«İnananlar, ancak Allah’a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır.»[15]
يَمُنُّونَ
عَلَيْكَ
اَنْ
اَسْلَمُواۜ
قُلْ
لَا
تَمُنُّوا
عَلَيَّ
اِسْلَامَكُمْۚ
بَلِ
اللّٰهُ
يَمُنُّ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
هَدٰيكُمْ
لِلْا۪يمَانِ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler; de ki: «Müslüman olmanızla beni minnet altında tutmayın, hayır; eğer doğru kimselerseniz, sizi imana eriştirmekle Allah sizi minnet altında bırakır.»[17]
اِنَّمَا
تُوعَدُونَ
لَصَادِقٌۙ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.[1-6]
فَلْيَأْتُوا
بِحَد۪يثٍ
مِثْلِه۪ٓ
اِنْ
كَانُوا
صَادِق۪ينَۜ
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran’ın benzeri bir söz meydana getirsinler.[34]
ف۪ي
مَقْعَدِ
صِدْقٍ
عِنْدَ
مَل۪يكٍ
مُقْتَدِرٍ
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.[54-55]
تَرْجِعُونَـهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize![86-87]
اِنَّ
الْمُصَّدِّق۪ينَ
وَالْمُصَّدِّقَاتِ
وَاَقْرَضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناً
يُضَاعَفُ
لَهُمْ
وَلَهُمْ
اَجْرٌ
كَر۪يمٌ
Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah’a güzel bir takdimde bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır.[18]
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِـه۪ٓ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الصِّدّ۪يقُونَۗ
وَالشُّهَدَٓاءُ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۜ
لَهُمْ
اَجْرُهُمْ
وَنُورُهُمْۜ
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَكَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَٓا
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
الْجَح۪يمِ۟
Allah’a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.[19]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
نَاجَيْتُمُ
الرَّسُولَ
فَقَدِّمُوا
بَيْنَ
يَدَيْ
نَجْوٰيكُمْ
صَدَقَةًۜ
ذٰلِكَ
خَيْرٌ
لَـكُمْ
وَاَطْهَرُۜ
فَاِنْ
لَمْ
تَجِدُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.[12]
ءَاَشْفَقْتُمْ
اَنْ
تُقَدِّمُوا
بَيْنَ
يَدَيْ
نَجْوٰيكُمْ
صَدَقَاتٍۜ
فَاِذْ
لَمْ
تَفْعَلُوا
وَتَابَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمْ
فَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ۟
Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.[13]
لِلْفُقَـرَٓاءِ
الْمُهَاجِر۪ينَ
الَّذ۪ينَ
اُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَاَمْوَالِهِمْ
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَاناً
وَيَنْصُرُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الصَّادِقُونَۚ
Allah’ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah’tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah’ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.[8]
وَاِذْ
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَـيْنَ
يَدَيَّ
مِنَ
التَّوْرٰيةِ
وَمُبَشِّراً
بِرَسُولٍ
يَأْت۪ي
مِنْ
بَعْدِي
اسْمُهُٓ
اَحْمَدُۜ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِالْبَـيِّنَاتِ
قَالُوا
هٰذَا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Meryem oğlu İsa: «Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah’ın size gönderilmiş bir peygamberiyim» demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: «Bu, apaçık bir sihirdir» demişlerdi.[6]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
هَادُٓوا
اِنْ
زَعَمْتُمْ
اَنَّكُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
لِلّٰهِ
مِنْ
دُونِ
النَّاسِ
فَتَمَنَّوُا
الْمَوْتَ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki: «Ey Yahudiler! Bütün insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve bunda samimi iseniz, ölümü dilesenize!»[6]
وَيَقُولُونَ
مَتٰى
هٰذَا
الْوَعْدُ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
«Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?» derler.[25]
اَمْ
لَهُمْ
شُرَكَٓاءُۚۛ
فَلْيَأْتُوا
بِشُرَكَٓائِهِمْ
اِنْ
كَانُوا
صَادِق۪ينَ
Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.[41]
Yükleniyor...