ص ر ف 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 29 ayette 30 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 25 ayet / 25 kelime Medenî: 4 ayet / 5 kelime
اِنَّ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَالْفُلْكِ
الَّت۪ي
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِمَا
يَنْفَعُ
النَّاسَ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
مَٓاءٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
دَٓابَّةٍۖ
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
وَالسَّحَابِ
الْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.[164]
وَلَقَدْ
صَدَقَكُمُ
اللّٰهُ
وَعْدَهُٓ
اِذْ
تَحُسُّونَهُمْ
بِاِذْنِه۪ۚ
حَتّٰٓى
اِذَا
فَشِلْتُمْ
وَتَنَازَعْتُمْ
فِي
الْاَمْرِ
وَعَصَيْتُمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَرٰيكُمْ
مَا
تُحِبُّونَۜ
مِنْكُمْ
مَنْ
يُر۪يدُ
الدُّنْيَا
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُر۪يدُ
الْاٰخِرَةَۚ
ثُمَّ
صَرَفَكُمْ
عَنْهُمْ
لِيَبْتَلِيَكُمْۚ
وَلَقَدْ
عَفَا
عَنْكُمْۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
فَضْلٍ
عَلَى
الْمُؤْمِن۪ينَ
And olsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biçiyordunuz, ama Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşeyip bu hususta çekiştiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip bozguna uğrattı. And olsun ki O, sizi bağışladı. Allah’ın inananlara nimeti boldur.[152]
مَنْ
يُصْرَفْ
عَنْهُ
يَوْمَئِذٍ
فَقَدْ
رَحِمَهُۜ
وَذٰلِكَ
الْفَوْزُ
الْمُب۪ينُ
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.[16]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
سَمْعَكُمْ
وَاَبْصَارَكُمْ
وَخَتَمَ
عَلٰى
قُلُوبِكُمْ
مَنْ
اِلٰهٌ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَأْت۪يكُمْ
بِهِۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
ثُمَّ
هُمْ
يَصْدِفُونَ
De ki: «Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah’tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?» Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.[46]
قُلْ
هُوَ
الْقَادِرُ
عَلٰٓى
اَنْ
يَبْعَثَ
عَلَيْكُمْ
عَذَاباً
مِنْ
فَوْقِكُمْ
اَوْ
مِنْ
تَحْتِ
اَرْجُلِكُمْ
اَوْ
يَلْبِسَكُمْ
شِيَعاً
وَيُذ۪يقَ
بَعْضَكُمْ
بَأْسَ
بَعْضٍۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَفْقَهُونَ
De ki: «Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O’dur.» Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.[65]
وَكَذٰلِكَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
وَلِيَقُولُوا
دَرَسْتَ
وَلِنُبَيِّنَهُ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
Sana, «Sen okumuşsun» derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.[105]
وَاِذَا
صُرِفَتْ
اَبْصَارُهُمْ
تِلْقَٓاءَ
اَصْحَابِ
النَّارِۙ
قَالُوا
رَبَّنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
مَعَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ۟
Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: «Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma» derler.[47]
وَالْبَلَدُ
الطَّيِّبُ
يَخْرُجُ
نَبَاتُهُ
بِاِذْنِ
رَبِّه۪ۚ
وَالَّذ۪ي
خَبُثَ
لَا
يَخْرُجُ
اِلَّا
نَكِداًۜ
كَذٰلِكَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَشْكُرُونَ۟
İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız.[58]
سَاَصْرِفُ
عَنْ
اٰيَاتِيَ
الَّذ۪ينَ
يَتَكَبَّرُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
وَاِنْ
يَرَوْا
كُلَّ
اٰيَةٍ
لَا
يُؤْمِنُوا
بِهَاۚ
وَاِنْ
يَرَوْا
سَب۪يلَ
الرُّشْدِ
لَا
يَتَّخِذُوهُ
سَب۪يلاًۚ
وَاِنْ
يَرَوْا
سَب۪يلَ
الْغَيِّ
يَتَّخِذُوهُ
سَب۪يلاًۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
وَكَانُوا
عَنْهَا
غَافِل۪ينَ
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.[146]
وَاِذَا
مَٓا
اُنْزِلَتْ
سُورَةٌ
نَظَرَ
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍۜ
هَلْ
يَرٰيكُمْ
مِنْ
اَحَدٍ
ثُمَّ
انْصَرَفُواۜ
صَرَفَ
اللّٰهُ
قُلُوبَهُمْ
بِاَنَّهُمْ
قَوْمٌ
لَا
يَفْقَهُونَ
Bir sure inince, «Sizi bir kimse görüyor mu?» diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür.[127]
فَذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمُ
الْحَقُّۚ
فَمَاذَا
بَعْدَ
الْحَقِّ
اِلَّا
الضَّلَالُۚ
فَاَنّٰى
تُصْرَفُونَ
İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?[32]
وَلَئِنْ
اَخَّرْنَا
عَنْهُمُ
الْعَذَابَ
اِلٰٓى
اُمَّةٍ
مَعْدُودَةٍ
لَيَقُولُنَّ
مَا
يَحْبِسُهُۜ
اَلَا
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمْ
لَيْسَ
مَصْرُوفاً
عَنْهُمْ
وَحَاقَ
بِهِمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, «Onu alıkoyan nedir?» derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.[8]
وَلَقَدْ
هَمَّتْ
بِه۪ۗ
وَهَمَّ
بِهَاۚ
لَوْلَٓا
اَنْ
رَاٰ
بُرْهَانَ
رَبِّه۪ۜ
كَذٰلِكَ
لِنَصْرِفَ
عَنْهُ
السُّٓوءَ
وَالْفَحْشَٓاءَۜ
اِنَّهُ
مِنْ
عِبَادِنَا
الْمُخْلَص۪ينَ
And olsun ki kadın Yusuf’a karşı istekli idi; Rabbin’den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.[24]
قَالَ
رَبِّ
السِّجْنُ
اَحَبُّ
اِلَيَّ
مِمَّا
يَدْعُونَن۪ٓي
اِلَيْهِۚ
وَاِلَّا
تَصْرِفْ
عَنّ۪ي
كَيْدَهُنَّ
اَصْبُ
اِلَيْهِنَّ
وَاَكُنْ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Yusuf: «Rabbim! Hapis benim için, bunların istediklerini yapmaktan daha iyidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve bilmeyenlerden olurum.» dedi.[33]
فَاسْتَجَابَ
لَهُ
رَبُّهُ
فَصَرَفَ
عَنْهُ
كَيْدَهُنَّۜ
اِنَّهُ
هُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzağına engel oldu. Zira O, işitir ve bilir.[34]
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
ف۪ي
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لِيَذَّكَّرُواۜ
وَمَا
يَز۪يدُهُمْ
اِلَّا
نُفُوراً
Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran’da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.[41]
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
لِلنَّاسِ
ف۪ي
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
مِنْ
كُلِّ
مَثَلٍۘ
فَاَبٰٓى
اَكْثَرُ
النَّاسِ
اِلَّا
كُفُوراً
And olsun ki, biz Kuran’da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.[89]
وَرَاَ
الْمُجْرِمُونَ
النَّارَ
فَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مُوَاقِعُوهَا
وَلَمْ
يَجِدُوا
عَنْهَا
مَصْرِفاً۟
Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar.[53]
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
ف۪ي
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لِلنَّاسِ
مِنْ
كُلِّ
مَثَلٍۜ
وَكَانَ
الْاِنْسَانُ
اَكْثَرَ
شَيْءٍ
جَدَلاً
And olsun ki, Biz bu Kuran’da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.[54]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
قُرْاٰناً
عَرَبِياًّ
وَصَرَّفْنَا
ف۪يهِ
مِنَ
الْوَع۪يدِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
اَوْ
يُحْدِثُ
لَهُمْ
ذِكْراً
İşte Kuran’ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir.[113]
Yükleniyor...