KONU FİHRİST
← Listeye DönKitabı Sağdan Verilenler
İnanç (Akâid) / Ahiret
23 ayet
يَوْمَ
نَدْعُوا
كُلَّ
اُنَاسٍ
بِاِمَامِهِمْۚ
فَمَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِيَم۪ينِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَقْرَؤُ۫نَ
كِتَابَهُمْ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.[71]
فَاَصْحَابُ
الْمَيْمَنَةِ
مَٓا
اَصْحَابُ
الْمَيْمَنَةِۜ
Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere![8]
وَاَصْحَابُ
الْيَم۪ينِ
مَٓا
اَصْحَابُ
الْيَم۪ينِۜ
Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere![27]
وَاَمَّٓا
اِنْ
كَانَ
مِنْ
اَصْحَابِ
الْيَم۪ينِۙ
Eğer o sağdakilerden ise,[90]
فَسَلَامٌ
لَكَ
مِنْ
اَصْحَابِ
الْيَم۪ينِ
«Ey sağdaki! Sana selam olsun!»[91]
فَاَمَّا
مَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِيَم۪ينِه۪
فَيَقُولُ
هَٓاؤُ۬مُ
اقْرَؤُ۫ا
كِتَابِيَهْۚ
Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.[19-20]
اِنّ۪ي
ظَنَنْتُ
اَنّ۪ي
مُلَاقٍ
حِسَابِيَهْۚ
Kitabı sağ tarafından verilen: Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum, der.[19-20]
فَهُوَ
ف۪ي
ع۪يشَةٍ
رَاضِيَةٍۙ
Artık o, meyveleri sarkmış yüce bir cennette hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.[21-23]
ف۪ي
جَنَّةٍ
عَالِيَةٍۙ
Artık o, meyveleri sarkmış yüce bir cennette hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.[21-23]
قُطُوفُهَا
دَانِيَةٌ
Artık o, meyveleri sarkmış yüce bir cennette hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.[21-23]
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
هَن۪ٓيـٔاً
بِمَٓا
اَسْلَفْتُمْ
فِي
الْاَيَّامِ
الْخَالِيَةِ
(Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yeyin, için.[24]
ف۪ي
جَنَّاتٍۜۛ
يَتَسَٓاءَلُونَۙ
Onlar cennetler içindedir. Günahkârlara: Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye uzaktan uzağa sorarlar.[40-42]
فَاَمَّا
مَنْ
اُو۫تِيَ
كِتَابَهُ
بِيَم۪ينِه۪ۙ
Kimin kitabı sağından verilirse,[7]
فَسَوْفَ
يُحَاسَبُ
حِسَاباً
يَس۪يراًۙ
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek;[8]
وَيَنْقَلِبُ
اِلٰٓى
اَهْلِه۪
مَسْرُوراًۜ
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.[9]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْعَقَبَةُۜ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
فَكُّ
رَقَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
اَوْ
اِطْعَامٌ
ف۪ي
يَوْمٍ
ذ۪ي
مَسْغَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
يَت۪يماً
ذَا
مَقْرَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
اَوْ
مِسْك۪يناً
ذَا
مَتْرَبَةٍۜ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
ثُمَّ
كَانَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَتَوَاصَوْا
بِالصَّبْرِ
وَتَوَاصَوْا
بِالْمَرْحَمَةِۜ
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.[17-18]
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
الْمَيْمَنَةِۜ
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.[17-18]
Yükleniyor...