AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
مَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْكَ
الْقُرْاٰنَ
لِتَشْقٰىۙ
Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.[2-3]
اِلَّا
تَذْكِرَةً
لِمَنْ
يَخْشٰىۙ
Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.[2-3]
تَنْز۪يلاً
مِمَّنْ
خَلَقَ
الْاَرْضَ
وَالسَّمٰوَاتِ
الْعُلٰىۜ
(Kur’an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.[4]
اَلرَّحْمٰنُ
عَلَى
الْعَرْشِ
اسْتَوٰى
Rahmân, Arş’a istivâ etmiştir.[5]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَمَا
تَحْتَ
الثَّرٰى
Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O’nundur.[6]
وَاِنْ
تَجْهَرْ
بِالْقَوْلِ
فَاِنَّهُ
يَعْلَمُ
السِّرَّ
وَاَخْفٰى
Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.[7]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
لَهُ
الْاَسْمَٓاءُ
الْحُسْنٰى
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.[8]
وَهَلْ
اَتٰيكَ
حَد۪يثُ
مُوسٰىۢ
(Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?[9]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş’ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti.[10]
فَلَمَّٓا
اَتٰيهَا
نُودِيَ
يَا مُوسٰى
Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:[11]
اِنّ۪ٓي
اَنَا۬
رَبُّكَ
فَاخْلَعْ
نَعْلَيْكَۚ
اِنَّكَ
بِالْوَادِ
الْمُقَدَّسِ
طُوًىۜ
Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ’dasın![12]
وَاَنَا
اخْتَرْتُكَ
فَاسْتَمِـعْ
لِمَا
يُوحٰى
Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.[13]
اِنَّـن۪ٓي
اَنَا
اللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّٓا
اَنَا۬
فَاعْبُدْن۪يۙ
وَاَقِمِ
الصَّلٰوةَ
لِذِكْر۪ي
Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.[14]
اِنَّ
السَّاعَةَ
اٰتِيَةٌ
اَكَادُ
اُخْف۪يهَا
لِتُجْزٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
بِمَا
تَسْعٰى
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.[15]
فَلَا
يَصُدَّنَّكَ
عَنْهَا
مَنْ
لَا
يُؤْمِنُ
بِهَا
وَاتَّـبَعَ
هَوٰيهُ
فَتَرْدٰى
Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun![16]
وَمَا
تِلْكَ
بِيَم۪ينِكَ
يَا مُوسٰى
Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?[17]
قَالَ
هِيَ
عَصَايَۚ
اَتَوَكَّـؤُ۬ا
عَلَيْهَا
وَاَهُشُّ
بِهَا
عَلٰى
غَنَم۪ي
وَلِيَ
ف۪يهَا
مَاٰرِبُ
اُخْرٰى
O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.[18]
فَاَلْقٰيهَا
فَاِذَا
هِيَ
حَيَّةٌ
تَسْعٰى
Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi![20]
Yükleniyor...