AYET LİSTE
فَفَرَرْتُ
مِنْكُمْ
لَمَّا
خِفْتُكُمْ
فَوَهَبَ
ل۪ي
رَبّ۪ي
حُكْماً
وَجَعَلَن۪ي
مِنَ
الْمُرْسَل۪ينَ
Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.[21]
وَتِلْكَ
نِعْمَةٌ
تَمُنُّهَا
عَلَيَّ
اَنْ
عَبَّدْتَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.[22]
قَالَ
فِرْعَوْنُ
وَمَا
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَ
Firavun şöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?[23]
Konular:
Allah Âlemlerin Rabbidir
قَالَ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُوقِن۪ينَ
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.[24]
قَالَ
لِمَنْ
حَوْلَـهُٓ
اَلَا
تَسْتَمِعُونَ
(Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.[25]
قَالَ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
اٰبَٓائِكُمُ
الْاَوَّل۪ينَ
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.[26]
قَالَ
اِنَّ
رَسُولَكُمُ
الَّـذ۪ٓي
اُرْسِلَ
اِلَيْكُمْ
لَمَجْنُونٌ
Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.[27]
قَالَ
رَبُّ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْقِلُونَ
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.[28]
Konular:
Akıl
قَالَ
لَئِنِ
اتَّخَذْتَ
اِلٰهاً
غَيْر۪ي
لَاَجْعَلَنَّكَ
مِنَ
الْمَسْجُون۪ينَ
Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.[29]
قَالَ
اَوَلَوْ
جِئْتُكَ
بِشَيْءٍ
مُب۪ينٍ
Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.[30]
قَالَ
فَأْتِ
بِه۪ٓ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.[31]
فَاَلْقٰى
عَصَاهُ
فَاِذَا
هِيَ
ثُعْبَانٌ
مُب۪ينٌۚ
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)![32]
وَنَزَعَ
يَدَهُ
فَاِذَا
هِيَ
بَيْضَٓاءُ
لِلنَّاظِر۪ينَ۟
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)![33]
قَالَ
لِلْمَلَأِ
حَوْلَـهُٓ
اِنَّ
هٰذَا
لَسَاحِرٌ
عَل۪يمٌۙ
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz![34]
يُر۪يدُ
اَنْ
يُخْرِجَكُمْ
مِنْ
اَرْضِكُمْ
بِسِحْرِه۪ۗ
فَمَاذَا
تَأْمُرُونَ
Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?[35]
قَالُٓوا
اَرْجِهْ
وَاَخَاهُ
وَابْعَثْ
فِي
الْمَدَٓائِنِ
حَاشِر۪ينَۙ
Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;[36]
يَأْتُوكَ
بِكُلِّ
سَحَّارٍ
عَل۪يمٍ
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.[37]
فَجُمِعَ
السَّحَرَةُ
لِم۪يقَاتِ
يَوْمٍ
مَعْلُومٍۙ
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.[38]
وَق۪يلَ
لِلنَّاسِ
هَلْ
اَنْتُمْ
مُجْتَمِعُونَۙ
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.[39]
لَعَلَّنَا
نَتَّبِعُ
السَّحَرَةَ
اِنْ
كَانُوا
هُمُ
الْغَالِب۪ينَ
(Firavun’un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.[40]
Yükleniyor...