AYET LİSTE

بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙ
Doğrusu onlar, o azabı (ihtimalden) uzak görüyorlar.[6]
وَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ
Biz ise onu yakın görmekteyiz.[7]
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ
O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur.[8]
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ
Dağlar da atılmış yüne döner.[9]
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يماًۚ
Dost, dostu sormaz.[10]
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.[11-14]
وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.[11-14]
وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.[11-14]
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.[11-14]
كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ
Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir.[15]
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ
Derileri kavurup soyar.[16]
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ
Yüz çevirip geri dönen, (servet) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağırır![17-18]
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى
Yüz çevirip geri dönen, (servet) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağırır![17-18]
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ
Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır.[19]
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ
Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.[20]
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ
Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.[21]
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ
Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler;)[22-23]
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ
Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, ki onlar namazlarında devamlıdırlar (ihmal göstermezler;)[22-23]
وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ
Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;[24-25]
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ
Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar;[24-25]
Yükleniyor...