AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالَ
هٰذَا
صِرَاطٌ
عَلَيَّ
مُسْتَق۪يمٌ
(Allah) şöyle buyurdu: «İşte bana varan dosdoğru yol budur.»[41]
اِنَّ
عِبَاد۪ي
لَيْسَ
لَكَ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَانٌ
اِلَّا
مَنِ
اتَّبَعَكَ
مِنَ
الْغَاو۪ينَ
«Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.»[42]
وَاِنَّ
جَهَنَّمَ
لَمَوْعِدُهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan yerdir.[43]
لَهَا
سَبْعَةُ
اَبْوَابٍۜ
لِكُلِّ
بَابٍ
مِنْهُمْ
جُزْءٌ
مَقْسُومٌ۟
Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır.[44]
اِنَّ
الْمُتَّق۪ينَ
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۜ
(Allah’ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.[45]
اُدْخُلُوهَا
بِسَلَامٍ
اٰمِن۪ينَ
«Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).[46]
وَنَزَعْنَا
مَا
ف۪ي
صُدُورِهِمْ
مِنْ
غِلٍّ
اِخْوَاناً
عَلٰى
سُرُرٍ
مُتَقَابِل۪ينَ
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.[47]
لَا
يَمَسُّهُمْ
ف۪يهَا
نَصَبٌ
وَمَا
هُمْ
مِنْهَا
بِمُخْرَج۪ينَ
Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.[48]
نَبِّئْ
عِبَاد۪ٓي
اَنّ۪ٓي
اَنَا
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُۙ
(Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.[49]
وَاَنَّ
عَذَاب۪ي
هُوَ
الْعَذَابُ
الْاَل۪يمُ
Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.[50]
وَنَبِّئْهُمْ
عَنْ
ضَيْفِ
اِبْرٰه۪يمَۢ
Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.[51]
اِذْ
دَخَلُوا
عَلَيْهِ
فَقَالُوا
سَلَاماًۜ
قَالَ
اِنَّا
مِنْكُمْ
وَجِلُونَ
Onun yanına girdikleri zaman, «selam» dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.[52]
قَالُوا
لَا
تَوْجَلْ
اِنَّا
نُبَشِّرُكَ
بِغُلَامٍ
عَل۪يمٍ
Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.[53]
قَالَ
اَبَشَّرْتُمُون۪ي
عَلٰٓى
اَنْ
مَسَّنِيَ
الْكِبَرُ
فَبِمَ
تُبَشِّرُونَ
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.[54]
قَالُوا
بَشَّرْنَاكَ
بِالْحَقِّ
فَلَا
تَكُنْ
مِنَ
الْقَانِط۪ينَ
Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.[55]
قَالَ
وَمَنْ
يَقْنَطُ
مِنْ
رَحْمَةِ
رَبِّه۪ٓ
اِلَّا
الضَّٓالُّونَ
(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?[56]
قَالَ
فَمَا
خَطْبُكُمْ
اَيُّهَا
الْمُرْسَلُونَ
«Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?» dedi.[57]
قَالُٓوا
اِنَّٓا
اُرْسِلْـنَٓا
اِلٰى
قَوْمٍ
مُجْرِم۪ينَۙ
Dediler ki: «Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik.»[58]
اِلَّٓا
اٰلَ
لُوطٍۜ
اِنَّا
لَمُنَجُّوهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
«Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız.»[59]
اِلَّا
امْرَاَتَهُ
قَدَّرْنَٓاۙ
اِنَّهَا
لَمِنَ
الْغَابِر۪ينَ۟
«(Fakat Lût’un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»[60]
Yükleniyor...