AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
مَوْلًى
عَنْ
مَوْلًى
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۙ
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.[41]
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Ancak Allah’ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.[42]
اِنَّ
شَجَرَتَ
الزَّقُّومِۙ
Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.[43-44]
طَعَامُ
الْاَث۪يمِۚۛ
Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.[43-44]
كَالْمُهْلِۚۛ
يَغْل۪ي
فِي
الْبُطُونِۙ
O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar.[45-46]
كَغَلْيِ
الْحَم۪يمِ
O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar.[45-46]
خُذُوهُ
فَاعْتِلُوهُ
اِلٰى
سَوَٓاءِ
الْجَح۪يمِۚ
(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.[47-50]
ثُمَّ
صُبُّوا
فَوْقَ
رَأْسِه۪
مِنْ
عَذَابِ
الْحَم۪يمِۜ
(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.[47-50]
ذُقْۙ ۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْعَز۪يزُ
الْكَر۪يمُ
(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.[47-50]
اِنَّ
هٰذَا
مَا
كُنْتُمْ
بِه۪
تَمْتَرُونَ
(Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.[47-50]
اِنَّ
الْمُتَّق۪ينَ
ف۪ي
مَقَامٍ
اَم۪ينٍۙ
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.[51-53]
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۚ
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.[51-53]
يَلْبَسُونَ
مِنْ
سُنْدُسٍ
وَاِسْتَبْرَقٍ
مُتَقَابِل۪ينَۚ
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.[51-53]
كَذٰلِكَ۠
وَزَوَّجْنَاهُمْ
بِحُورٍ
ع۪ينٍۜ
İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.[54]
يَدْعُونَ
ف۪يهَا
بِكُلِّ
فَاكِهَةٍ
اٰمِن۪ينَۙ
Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.[55]
لَا
يَذُوقُونَ
ف۪يهَا
الْمَوْتَ
اِلَّا
الْمَوْتَةَ
الْاُو۫لٰىۚ
وَوَقٰيهُمْ
عَذَابَ
الْجَح۪يمِۙ
İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).[56]
فَضْلاً
مِنْ
رَبِّكَۜ
ذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ
(Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.[57]
فَاِنَّمَا
يَسَّرْنَاهُ
بِلِسَانِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Biz onu (Kur’an’ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.[58]
فَارْتَقِبْ
اِنَّهُمْ
مُرْتَقِبُونَ
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.[59]
Yükleniyor...