AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَاَخْذِهِمُ
الرِّبٰوا
وَقَدْ
نُهُوا
عَنْهُ
وَاَكْلِهِمْ
اَمْوَالَ
النَّاسِ
بِالْبَاطِلِۜ
وَاَعْتَدْنَا
لِلْكَافِر۪ينَ
مِنْهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماً
Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmeleri, menedildikleri halde faizi almaları ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemeleri yüzünden kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık; ve içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.[160-161]
لٰكِنِ
الرَّاسِخُونَ
فِي
الْعِلْمِ
مِنْهُمْ
وَالْمُؤْمِنُونَ
يُؤْمِنُونَ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
مِنْ
قَبْلِكَ
وَالْمُق۪يم۪ينَ
الصَّلٰوةَ
وَالْمُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَالْمُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
سَنُؤْت۪يهِمْ
اَجْراً
عَظ۪يماً۟
Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.[162]
اِنَّٓا
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
كَمَٓا
اَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
نُوحٍ
وَالنَّبِيّ۪نَ
مِنْ
بَعْدِه۪ۚ
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَالْاَسْبَاطِ
وَع۪يسٰى
وَاَيُّوبَ
وَيُونُسَ
وَهٰرُونَ
وَسُلَيْمٰنَۚ
وَاٰتَيْنَا
دَاوُ۫دَ
زَبُوراًۚ
Biz Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, esbâta (torunlara), İsa’ya, Eyyûb’e, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebûr’u verdik.[163]
وَرُسُلاً
قَدْ
قَصَصْنَاهُمْ
عَلَيْكَ
مِنْ
قَبْلُ
وَرُسُلاً
لَمْ
نَقْصُصْهُمْ
عَلَيْكَۜ
وَكَلَّمَ
اللّٰهُ
مُوسٰى
تَكْل۪يماًۚ
Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.[164]
رُسُلاً
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَ
لِئَلَّا
يَكُونَ
لِلنَّاسِ
عَلَى
اللّٰهِ
حُجَّةٌ
بَعْدَ
الرُّسُلِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَز۪يزاً
حَك۪يماً
(Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.[165]
لٰكِنِ
اللّٰهُ
يَشْهَدُ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اِلَيْكَ
اَنْزَلَهُ
بِعِلْمِه۪ۚ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
يَشْهَدُونَۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.[166]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوا
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
قَدْ
ضَلُّوا
ضَلَالاً
بَع۪يداً
İnkâr eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.[167]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَظَلَمُوا
لَمْ
يَكُنِ
اللّٰهُ
لِيَغْفِرَ
لَهُمْ
وَلَا
لِيَهْدِيَهُمْ
طَر۪يقاًۙ
İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir.[168]
اِلَّا
طَر۪يقَ
جَهَنَّمَ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
وَكَانَ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يراً
Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onları yoluna (iletecektir). Bu da Allah’a çok kolaydır.[169]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
قَدْ
جَٓاءَكُمُ
الرَّسُولُ
بِالْحَقِّ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاٰمِنُوا
خَيْراً
لَكُمْۜ
وَاِنْ
تَكْفُرُوا
فَاِنَّ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur), şu halde kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah’ındır. (O’nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.[170]
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
لَا
تَغْلُوا
ف۪ي
د۪ينِكُمْ
وَلَا
تَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّۜ
اِنَّمَا
الْمَس۪يحُ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
رَسُولُ
اللّٰهِ
وَكَلِمَتُهُۚ
اَلْقٰيهَٓا
اِلٰى
مَرْيَمَ
وَرُوحٌ
مِنْهُۘ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرُسُلِه۪ۚ
وَلَا
تَقُولُوا
ثَلٰثَةٌۜ
اِنْتَهُوا
خَيْراً
لَكُمْۜ
اِنَّمَا
اللّٰهُ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۜ
سُبْحَانَهُٓ
اَنْ
يَكُونَ
لَهُ
وَلَدٌۢ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
وَك۪يلاً۟
Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah’ın resûlüdür, (o) Allah’ın, Meryem’e ulaştırdığı «kün: Ol» kelimesi(nin eseri)dir, O’ndan bir ruhtur. (O’nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur). Şu halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. «(Tanrı) üçtür» demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah’tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.[171]
لَنْ
يَسْتَنْكِفَ
الْمَس۪يحُ
اَنْ
يَكُونَ
عَبْداً
لِلّٰهِ
وَلَا
الْمَلٰٓئِكَةُ
الْمُقَرَّبُونَۜ
وَمَنْ
يَسْتَنْكِفْ
عَنْ
عِبَادَتِه۪
وَيَسْتَكْبِرْ
فَسَيَحْشُرُهُمْ
اِلَيْهِ
جَم۪يعاً
Ne Mesîh ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan geri dururlar. O’na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.[172]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَيُوَفّ۪يهِمْ
اُجُورَهُمْ
وَيَز۪يدُهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۚ
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اسْتَنْكَفُوا
وَاسْتَكْبَرُوا
فَيُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماًۙ
وَلَا
يَجِدُونَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلِياًّ
وَلَا
نَص۪يراً
İman edip iyi işler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluğundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir şekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulurlar. (Kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak bir kimse bulamazlar.)[173]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
بُرْهَانٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
وَاَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكُمْ
نُوراً
مُب۪يناً
Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.[174]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
بِاللّٰهِ
وَاعْتَصَمُوا
بِه۪
فَسَيُدْخِلُهُمْ
ف۪ي
رَحْمَةٍ
مِنْهُ
وَفَضْلٍۙ
وَيَهْد۪يهِمْ
اِلَيْهِ
صِرَاطاً
مُسْتَق۪يماًۜ
Allah’a iman edip O’na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir.[175]
يَسْتَفْتُونَكَۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يُفْت۪يكُمْ
فِي
الْكَلَالَةِۜ
اِنِ
امْرُؤٌا
هَلَكَ
لَيْسَ
لَهُ
وَلَدٌ
وَلَهُٓ
اُخْتٌ
فَلَهَا
نِصْفُ
مَا
تَرَكَۚ
وَهُوَ
يَرِثُـهَٓا
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهَا
وَلَدٌۜ
فَاِنْ
كَانَتَا
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُمَا
الثُّلُثَانِ
مِمَّا
تَرَكَۜ
وَاِنْ
كَانُٓوا
اِخْوَةً
رِجَالاً
وَنِسَٓاءً
فَلِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۜ
يُبَيِّنُ
اللّٰهُ
لَكُمْ
اَنْ
تَضِلُّواۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Senden fetva isterler. De ki: «Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kızkardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kızkardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.[176]
Yükleniyor...