Gramer Arama

Hazır aramalar

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 22 kez 2. inen: Kalem — 23 kez 3. inen: Müzzemmil — 27 kez 4. inen: Müddessir — 46 kez 5. inen: Fâtiha — 3 kez 6. inen: Tebbet — 2 kez 7. inen: Tekvîr — 7 kez 8. inen: A’lâ — 20 kez 9. inen: Leyl — 19 kez 10. inen: Fecr — 13 kez 11. inen: Duhâ — 11 kez 12. inen: İnşirâh — 4 kez 13. inen: Asr — 1 kez 14. inen: Âdiyât — 4 kez 15. inen: Kevser — 2 kez 16. inen: Tekâsür — 1 kez 17. inen: Mâ’ûn — 3 kez 18. inen: Kâfirûn — 5 kez 19. inen: Fil — 5 kez 20. inen: Felâk — 5 kez 21. inen: Nâs — 3 kez 22. inen: İhlâs — 2 kez 23. inen: Necm — 52 kez 24. inen: Abese — 23 kez 25. inen: Kadr — 1 kez 26. inen: Şems — 14 kez 27. inen: Bürûc — 4 kez 28. inen: Tîn — 2 kez 29. inen: Kureyş — 2 kez 30. inen: Kâri’a — 3 kez 31. inen: Kıyâme — 27 kez 32. inen: Hümeze — 6 kez 33. inen: Mürselât — 9 kez 34. inen: Kâf — 26 kez 35. inen: Beled — 6 kez 36. inen: Târık — 7 kez 37. inen: Kamer — 14 kez 38. inen: Sâd — 98 kez 39. inen: A’râf — 348 kez 40. inen: Cin — 35 kez 41. inen: Yâsîn — 69 kez 42. inen: Furkân — 106 kez 43. inen: Fâtır — 63 kez 44. inen: Meryem — 147 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 254 kez 46. inen: Vâkı’a — 13 kez 47. inen: Şu’arâ — 134 kez 48. inen: Neml — 149 kez 49. inen: Kasas — 195 kez 50. inen: İsrâ — 176 kez 51. inen: Yûnus — 186 kez 52. inen: Hûd — 211 kez 53. inen: Yûsuf — 246 kez 54. inen: Hicr — 69 kez 55. inen: En’âm — 318 kez 56. inen: Sâffât — 75 kez 57. inen: Lokman — 74 kez 58. inen: Sebe’ — 88 kez 59. inen: Zümer — 111 kez 60. inen: Mü’min — 116 kez 61. inen: Fussilet — 60 kez 62. inen: Şûrâ — 88 kez 63. inen: Zuhruf — 68 kez 64. inen: Duhân — 22 kez 65. inen: Câsiye — 41 kez 66. inen: Ahkâf — 68 kez 67. inen: Zâriyât — 26 kez 68. inen: Gâşiye — 7 kez 69. inen: Kehf — 211 kez 70. inen: Nahl — 142 kez 71. inen: Nûh — 30 kez 72. inen: İbrahim — 82 kez 73. inen: Enbiyâ — 78 kez 74. inen: Mü’minûn — 96 kez 75. inen: Secde — 35 kez 76. inen: Tûr — 14 kez 77. inen: Mülk — 37 kez 78. inen: Hâkka — 17 kez 79. inen: Me’âric — 15 kez 80. inen: Nebe’ — 9 kez 81. inen: Nâzi’ât — 36 kez 82. inen: İnfitâr — 13 kez 83. inen: İnşikâk — 16 kez 84. inen: Rûm — 79 kez 85. inen: Ankebût — 89 kez 86. inen: Mutaffifîn — 4 kez 87. inen: Bakara — 540 kez 88. inen: Enfâl — 119 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 365 kez 90. inen: Ahzâb — 107 kez 91. inen: Mümtehine — 14 kez 92. inen: Nisâ — 259 kez 93. inen: Zilzâl — 6 kez 94. inen: Hadîd — 47 kez 95. inen: Muhammed — 53 kez 96. inen: Ra’d — 75 kez 97. inen: Rahmân — 12 kez 98. inen: İnsan — 15 kez 99. inen: Talâk — 32 kez 100. inen: Beyyine — 2 kez 101. inen: Haşr — 37 kez 102. inen: Nûr — 77 kez 103. inen: Hac — 117 kez 104. inen: Münâfikûn — 9 kez 105. inen: Mücâdele — 27 kez 106. inen: Hucurât — 28 kez 107. inen: Tahrîm — 33 kez 108. inen: Teğâbun — 22 kez 109. inen: Saff — 26 kez 110. inen: Cum’a — 17 kez 111. inen: Fetih — 66 kez 112. inen: Mâide — 238 kez 113. inen: Tevbe — 173 kez 114. inen: Nasr — 1 kez
← ilk inenson inen →

Fâil

Haşr suresi yalnız gizli öğeler ✕ Aramayı temizle

37 yerde · 17 ayet · 1 sure

سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim’dir.[1]
هُوَ الَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.[2]
وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ
Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.[3]
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
Bu, Allah’a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezalandırması şüphesiz çetindir.[4]
مَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ
İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah’ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.[5]
وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Ey inananlar! Onların mallarından, Allah’ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir’dir.[6]
مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْۜ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِۢ
Allah’ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah’tan sakının, doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.[7]
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ
Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.[9]
وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّـنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟
Onlardan sonra gelenler: «Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin» derler.[10]
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَداً اَبَداًۚ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: «Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz» dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.[11]
لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعاً اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍۜ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌۜ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَۚ
Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.[14]
كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يباً ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ
Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.[15]
كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ
İkiyüzlülerin durumu insana: «İnkar et!» deyip, insan da inkar edince: «Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım» diyen şeytanın durumu gibidir.[16]
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Ey inananlar! Allah’tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah’tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.[18]
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Allah’ı unutup da, Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.[19]
لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعاً مُتَصَدِّعاً مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Eğer Biz Kuran’ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.[21]
هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىۜ يُسَبِّـحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah’tır. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim’dir.[24]
Yükleniyor...