Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Fâil
19.675 yerde · 5.526 ayet · 114 sure
وَاِذْ
قُلْتُمْ
يَا مُوسٰى
لَنْ
نَصْبِرَ
عَلٰى
طَعَامٍ
وَاحِدٍ
فَادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُخْرِجْ
لَنَا
مِمَّا
تُنْبِتُ
الْاَرْضُ
مِنْ
بَقْلِهَا
وَقِثَّٓائِهَا
وَفُومِهَا
وَعَدَسِهَا
وَبَصَلِهَاۜ
قَالَ
اَتَسْتَبْدِلُونَ
الَّذ۪ي
هُوَ
اَدْنٰى
بِالَّذ۪ي
هُوَ
خَيْرٌۜ
اِهْبِطُوا
مِصْراً
فَاِنَّ
لَكُمْ
مَا
سَاَلْتُمْۜ
وَضُرِبَتْ
عَلَيْهِمُ
الذِّلَّةُ
وَالْمَسْكَنَةُ
وَبَٓاؤُ۫
بِغَضَبٍ
مِنَ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَانُوا
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
ذٰلِكَ
بِمَا
عَصَوْا
وَكَانُوا
يَعْتَدُونَ۟
«Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin» demiştiniz de, «Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır» demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah’ın gazabına uğradılar. Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.[61]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَالَّذ۪ينَ
هَادُوا
وَالنَّصَارٰى
وَالصَّابِـ۪ٔينَ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَعَمِلَ
صَالِحاً
فَلَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۖ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.[62]
وَاِذْ
اَخَذْنَا
م۪يثَاقَكُمْ
وَرَفَعْنَا
فَوْقَكُمُ
الطُّورَۜ
خُذُوا
مَٓا
اٰتَيْنَاكُمْ
بِقُوَّةٍ
وَاذْكُرُوا
مَا
ف۪يهِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. «Allah’a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab’a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun» demiştik.[63]
ثُمَّ
تَوَلَّيْتُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَۚ
فَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُ
لَكُنْتُمْ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz; eğer Allah’ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz.[64]
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
الَّذ۪ينَ
اعْتَدَوْا
مِنْكُمْ
فِي
السَّبْتِ
فَقُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا
قِرَدَةً
خَاسِـ۪ٔينَۚ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara «Aşağılık birer maymun olunuz» dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.[65-66]
فَجَعَلْنَاهَا
نَكَالاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهَا
وَمَا
خَلْفَهَا
وَمَوْعِظَةً
لِلْمُتَّق۪ينَ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara «Aşağılık birer maymun olunuz» dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.[65-66]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪ٓ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُكُمْ
اَنْ
تَذْبَحُوا
بَقَرَةًۜ
قَالُٓوا
اَتَتَّخِذُنَا
هُزُواًۜ
قَالَ
اَعُوذُ
بِاللّٰهِ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Musa milletine: «Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor» demişti; «Bizi alaya mı alıyorsun?» dediklerinde de: «Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım» dedi.[67]
قَالُوا
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّنْ
لَنَا
مَا
هِيَۜ
قَالَ
اِنَّهُ
يَقُولُ
اِنَّهَا
بَقَرَةٌ
لَا
فَارِضٌ
وَلَا
بِكْرٌۜ
عَوَانٌ
بَيْنَ
ذٰلِكَۜ
فَافْعَلُوا
مَا
تُؤْمَرُونَ
«Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin» dediler, «O, onun ne pek kart, ne pek körpe, ikisi ortası bir sığır olduğunu söylüyor, size emrolunanı yapın» dedi.[68]
قَالُوا
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّنْ
لَنَا
مَا
لَوْنُهَاۜ
قَالَ
اِنَّهُ
يَقُولُ
اِنَّهَا
بَقَرَةٌ
صَفْرَٓاءُۙ
فَاقِعٌ
لَوْنُهَا
تَسُرُّ
النَّاظِر۪ينَ
«Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk olduğunu bize bildirsin» dediler. «O, onun, bakanların içini açan parlak sarı renkli bir sığır olduğunu söylüyor» dedi.[69]
قَالُوا
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّنْ
لَنَا
مَا
هِيَۙ
اِنَّ
الْبَقَرَ
تَشَابَهَ
عَلَيْنَاۜ
وَاِنَّٓا
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَمُهْتَدُونَ
«Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, çünkü sığırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz şüphesiz doğruyu bulmuş oluruz» dediler.[70]
قَالَ
اِنَّهُ
يَقُولُ
اِنَّهَا
بَقَرَةٌ
لَا
ذَلُولٌ
تُث۪يرُ
الْاَرْضَ
وَلَا
تَسْقِي
الْحَرْثَۚ
مُسَلَّمَةٌ
لَا
شِيَةَ
ف۪يهَاۜ
قَالُوا
الْـٰٔنَ
جِئْتَ
بِالْحَقِّۜ
فَذَبَحُوهَا
وَمَا
كَادُوا
يَفْعَلُونَ۟
«Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor» dedi. «Şimdi gerçeği bildirdin» deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.[71]
وَاِذْ
قَتَلْتُمْ
نَفْساً
فَادّٰرَءْتُمْ
ف۪يهَاۜ
وَاللّٰهُ
مُخْرِجٌ
مَا
كُنْتُمْ
تَكْتُمُونَۚ
Siz bir kimseyi öldürmüş ve bunu birbirinize atmıştınız; oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.[72]
فَقُلْنَا
اضْرِبُوهُ
بِبَعْضِهَاۜ
كَذٰلِكَ
يُحْـيِ
اللّٰهُ
الْمَوْتٰى
وَيُر۪يكُمْ
اٰيَاتِه۪
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
«Sığırın bir parçasıyla ona vurun» dedik. İşte böylece Allah ölüleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.[73]
ثُمَّ
قَسَتْ
قُلُوبُكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
فَهِيَ
كَالْحِجَارَةِ
اَوْ
اَشَدُّ
قَسْوَةًۜ
وَاِنَّ
مِنَ
الْحِجَارَةِ
لَمَا
يَتَفَجَّرُ
مِنْهُ
الْاَنْهَارُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَشَّقَّقُ
فَيَخْرُجُ
مِنْهُ
الْمَٓاءُۜ
وَاِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَهْبِطُ
مِنْ
خَشْيَةِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
اللّٰهُ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.[74]
اَفَتَطْمَعُونَ
اَنْ
يُؤْمِنُوا
لَكُمْ
وَقَدْ
كَانَ
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَسْمَعُونَ
كَلَامَ
اللّٰهِ
ثُمَّ
يُحَرِّفُونَهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
عَقَلُوهُ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah’ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.[75]
وَاِذَا
لَقُوا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۚ
وَاِذَا
خَلَا
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍ
قَالُٓوا
اَتُحَدِّثُونَهُمْ
بِمَا
فَتَحَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمْ
لِيُحَٓاجُّوكُمْ
بِه۪
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İnananlarla karşılaştıkları zaman, «İnandık» derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, «Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?» derlerdi.[76]
اَوَلَا
يَعْلَمُونَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
يُسِرُّونَ
وَمَا
يُعْلِنُونَ
Gizlediklerini de, açıkladıklarını da Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?[77]
وَمِنْهُمْ
اُمِّيُّونَ
لَا
يَعْلَمُونَ
الْكِتَابَ
اِلَّٓا
اَمَانِيَّ
وَاِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَظُنُّونَ
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab’ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim içindedirler.[78]
فَوَيْلٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَكْتُبُونَ
الْكِتَابَ
بِاَيْد۪يهِمْ
ثُمَّ
يَقُولُونَ
هٰذَا
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِ
لِيَشْتَرُوا
بِه۪
ثَمَناً
قَل۪يلاًۜ
فَوَيْلٌ
لَهُمْ
مِمَّا
كَتَبَتْ
اَيْد۪يهِمْ
وَوَيْلٌ
لَهُمْ
مِمَّا
يَكْسِبُونَ
Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir değere satmak için, «Bu Allah katındandır» diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına![79]
وَقَالُوا
لَنْ
تَمَسَّنَا
النَّارُ
اِلَّٓا
اَيَّاماً
مَعْدُودَةًۜ
قُلْ
اَتَّخَذْتُمْ
عِنْدَ
اللّٰهِ
عَهْداً
فَلَنْ
يُخْلِفَ
اللّٰهُ
عَهْدَهُٓ
اَمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir», derler; sor, «Allah katından siz söz mü aldınız?», eğer öyle ise Allah sözünden caymayacaktır. «Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?»[80]
Yükleniyor...