Gramer Arama
Hazır aramalar
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Soru cümlesi
972 yerde · 913 ayet · 94 sure
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْحَٓاقَّةُۜ
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?[3]
فَهَلْ
تَرٰى
لَهُمْ
مِنْ
بَاقِيَةٍ
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?[8]
وَلَمْ
اَدْرِ
مَا
حِسَابِيَهْۚ
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: «Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı» der.[25-29]
فَمَالِ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
قِبَلَكَ
مُهْطِع۪ينَۙ
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?[36-37]
عَنِ
الْيَم۪ينِۙ
وَعَنِ
الشِّمَالِ
عِز۪ينَ
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?[36-37]
اَيَطْمَعُ
كُلُّ
امْرِئٍ
مِنْهُمْ
اَنْ
يُدْخَلَ
جَنَّةَ
نَع۪يمٍۙ
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?[38]
مَا
لَكُمْ
لَا
تَرْجُونَ
لِلّٰهِ
وَقَاراًۚ
«Ne oluyorsunuz ki Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz.»[13]
وَقَدْ
خَلَقَكُمْ
اَطْوَاراً
«Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.»[14]
اَلَمْ
تَرَوْا
كَيْفَ
خَلَقَ
اللّٰهُ
سَبْعَ
سَمٰوَاتٍ
طِبَاقاًۙ
«Allah’ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?»[15]
وَجَعَلَ
الْقَمَرَ
ف۪يهِنَّ
نُوراً
وَجَعَلَ
الشَّمْسَ
سِرَاجاً
«Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır.»[16]
وَاَنَّا
لَا
نَدْر۪ٓي
اَشَرٌّ
اُر۪يدَ
بِمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
اَرَادَ
بِهِمْ
رَبُّهُمْ
رَشَداًۙ
«Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz.»[10]
حَتّٰٓى
اِذَا
رَاَوْا
مَا
يُوعَدُونَ
فَسَيَعْلَمُونَ
مَنْ
اَضْعَفُ
نَاصِراً
وَاَقَلُّ
عَدَداً
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.[24]
قُلْ
اِنْ
اَدْر۪ٓي
اَقَر۪يبٌ
مَا
تُوعَدُونَ
اَمْ
يَجْعَلُ
لَهُ
رَبّ۪ٓي
اَمَداً
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem.»[25]
فَـكَيْفَ
تَتَّقُونَ
اِنْ
كَفَرْتُمْ
يَوْماً
يَجْعَلُ
الْوِلْدَانَ
ش۪يباًۗ
Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?[17]
اَلسَّمَٓاءُ
مُنْفَطِرٌ
بِه۪ۜ
كَانَ
وَعْدُهُ
مَفْعُولاً
O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O’nun sözü yerine gelir.[18]
فَقُتِلَ
كَيْفَ
قَدَّرَۙ
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti![19]
ثُمَّ
قُتِلَ
كَيْفَ
قَدَّرَۙ
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti![20]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
سَقَرُۜ
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?[27]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
Yükleniyor...