İrabu'l Müyesser
Ayet
نَحْنُ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
نَبَاَهُمْ
بِالْحَقِّۜ
اِنَّهُمْ
فِتْيَةٌ
اٰمَنُوا
بِرَبِّهِمْ
وَزِدْنَاهُمْ
هُدًىۗ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
İrab
﴿نحن نقص عليك نبأهم بالحق﴾: نحن مبتدأ، وجملة نقص خبر، و﴿عليك﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿نقص﴾، ونبأهم مفعول به، و﴿بالحق﴾ جار ومجرور متعلقان بمحذوف حال من فاعل نقص، أو من مفعوله وهو النبأ، فالباء للملابسة.
﴿إنهم فتية آمنوا بربهم وزدناهم هدى﴾: الجملة مستأنفة لا محل لها من الإعراب، وإن حرف ناسخ، و﴿هم﴾ اسم إن، وفتية خبر إن، وجملة ﴿آمنوا بربهم﴾ خبر ثان، أو نعت لفتية، وزدناهم فعل وفاعل ومفعول به أول، وهدى مفعول به ثان، أو تمييز.
Yükleniyor...