İrabu'l Müyesser
Ayet
وَرَبَطْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اِذْ
قَامُوا
فَقَالُوا
رَبُّنَا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
لَنْ
نَدْعُوَ۬ا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلٰهاً
لَقَدْ
قُلْـنَٓا
اِذاً
شَطَطاً
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
İrab
﴿وربطنا﴾: عطف على زدناهم.
﴿على قلوبهم﴾: جار ومجرور متعلقان بـ﴿ربطنا﴾.
﴿إذ﴾: ظرف للزمن الماضي متعلق بـ﴿ربطنا﴾.
﴿قاموا﴾: فعل وفاعل، وجملة ﴿قاموا﴾ في محل جر بإضافة الظرف إليها.
﴿فقالوا﴾: عطف على قاموا.
﴿ربنا﴾: مبتدأ.
﴿رب السماوات والأرض﴾ خبر.
﴿لن﴾: حرف نفي ونصب واستقبال.
﴿ندعو﴾: مضارع منصوب بـ﴿لن﴾.
﴿من دونه﴾: جار ومجرور متعلقان بمحذوف حال، لأنه كان صفة لـ﴿إلهًا﴾ وتقدم عليه.
﴿لقد﴾: اللام جواب للقسم المحذوف، وقد حرف تحقيق.
﴿قلنا﴾: فعل وفاعل.
﴿إذا﴾: حرف جواب وجزاء مهمل.
﴿شططا﴾: نائب عن المفعول المطلق، أو مفعول به، أو حال من ضمير مصدر ﴿قلنا﴾.
Yükleniyor...