İrabu'l Müyesser
Ayet
فَمَكَثَ
غَيْرَ
بَع۪يدٍ
فَقَالَ
اَحَطْتُ
بِمَا
لَمْ
تُحِطْ
بِه۪
وَجِئْتُكَ
مِنْ
سَبَأٍ
بِنَبَأٍ
يَق۪ينٍ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
İrab
﴿فمكث غير بعيد فقال أحطت بما لم تحط به وجئتك من سبأ بنبأ يقين﴾: الفاء استئنافية، ومكث فعل ماض، وفاعل مستتر، يعود على الهدهد، أو على سليمان، وجملة ﴿فمكث﴾ مستأنفة لا محل لها من الإعراب، وغير بعيد ظرف زمان متعلق بمكث، أو صفة لظرف محذوف نابت عنه، أي: وقتًا غير بعيد، أو مكانًا غير بعيد، فهو ظرف مكان، فقال عطف على مكث، وجملة أحطت مقول القول، وبما جار ومجرور متعلقان بـ﴿أحطت﴾، وجملة ﴿لم تحط﴾ صلة الموصول لا محل لها من الإعراب. و﴿به﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿تحط﴾، وجئتك عطف على أحطت، ومن سبأ: جار ومجرور متعلقان بمحذوف حال، لأنه كان في الأصل صفة لنبأ، وبنبأ جار ومجرور متعلقان بجئتك، ويقين صفة لنبأ.
Yükleniyor...