İrabu'l Müyesser

←
→
Ayet
اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذ۪ي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ ۩
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman’a: «Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur» dedi.[22-26]
İrab

﴿ألا يسجدوا لله الذي يخرج الخبء في السماوات والأرض﴾: ألا: ﴿أن﴾ حرف مصدري ونصب، ولا نافية أو صلة، والمصدر المؤول ﴿ألا يسجدوا﴾ منصوب بنزع الخافض، والتقدير: ﴿فهم لا يهتدون للسجود﴾، أو يكون المصدر بدلًا من أعمالهم، والتقدير: ﴿وزين لهم الشيطان أعمالهم عدم السجود﴾، أو يكون المصدر بدلًا من السبيل. و﴿لله﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿يسجدوا﴾، والذي: موصول نعت لله، وجملة ﴿يخرج﴾ الخبء صلة الموصول لا محل لها من الإعراب. وفي السماوات والأرض جار ومجرور متعلقان بالخبء، أي المخبوء في السماوات، أو بـ﴿يخرج﴾، على أن ﴿في﴾ بمعنى: من، أي: يخرجه من السماوات والأرض.

﴿ويعلم ما تخفون وما تعلنون﴾: الواو عاطفة، ويعلم عطف على يخرج، فهو داخل في حيز الصلة، وفاعل يعلم ضمير مستتر، يعود على الله، وما موصول مفعول به، وجملة تخفون صلة الموصول لا محل لها من الإعراب. وما تعلنون عطف على ما تخفون.

Yükleniyor...