İrabu'l Müyesser

←
→
Ayet
فَعَسٰى رَبّ۪ٓي اَنْ يُؤْتِيَنِ خَيْراً مِنْ جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَاناً مِنَ السَّمَٓاءِ فَتُصْبِحَ صَع۪يداً زَلَقاًۙ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: «Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah’tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: «Maşallah! Kuvvet ancak Allah’a mahsustur!» demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın» dedi.[37-41]
İrab

﴿فعسى ربي أن يؤتين خيرا من جنتك﴾: الفاء رابطة لجواب الشرط، و﴿ربي﴾ اسم عسى، وأن وما في حيزها في محل نصب خبرها، وخيرًا مفعول ثان لـ﴿يؤتيني﴾، و﴿من جنتك﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿خيرا﴾.

﴿ويرسل عليها حسبانا من السماء فتصبح صعيدا زلقا﴾: الواو عاطفة، ويرسل عطف على يؤتيني، والفاعل مستتر تقديره: هو، و﴿عليها﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿يرسل﴾، وحسبانًا مفعول به، و﴿من السماء﴾ جار ومجرور متعلقان بمحذوف نعت لـ﴿حسبانا﴾، ﴿فتصبح﴾ الفاء عاطفة على ما تقدم، وتصبح فعل مضارع منصوب لأنه عطف على ما تقدم، واسم تصبح مستتر تقديره: هي، وصعيدًا خبر تصبح، وزلقًا نعت لـ﴿صعيدًا﴾.

Yükleniyor...