İrabu'l Müyesser

←
→
Ayet
اِنّ۪ي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ رَبّ۪ي وَرَبِّكُمْۜ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
İrab

﴿إني توكلت على الله ربي وربكم﴾: ﴿إني﴾ إن حرف ناسخ، والياء اسمها، وجملة توكلت خبرها، وعلى الله جار ومجرور متعلقان بـ﴿توكلت﴾، وربي بدل، أو صفة، وربكم عطف على ربي.

﴿ما من دابة إلا هو آخذ بناصيتها﴾: ما نافية، ومن حرف صلة، ودابة مبتدأ، وساغ الابتداء بالنكرة لسبقها بالنفي، وإلا أداة حصر، و﴿هو﴾ مبتدأ، وآخذ خبر، وبناصيتها جار ومجرور متعلقان بـ﴿آخذ﴾.

﴿إن ربي على صراط مستقيم﴾: إن حرف ناسخ، وربي اسمها، و﴿على صراط﴾ جار ومجرور متعلقان بمحذوف خبرها، ومستقيم صفة.

Yükleniyor...