İrabu'l Müyesser
Ayet
اِرْجِعُٓوا
اِلٰٓى
اَب۪يكُمْ
فَقُولُوا
يَٓا اَبَانَٓا
اِنَّ
ابْنَكَ
سَرَقَۚ
وَمَا
شَهِدْنَٓا
اِلَّا
بِمَا
عَلِمْنَا
وَمَا
كُنَّا
لِلْغَيْبِ
حَافِظ۪ينَ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
İrab
﴿ارجعوا إلى أبيكم فقولوا يا أبانا إن ابنك سرق﴾: ارجعوا فعل أمر وفاعل، و﴿إلى أبيكم﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿ارجعوا﴾، ﴿فقولوا﴾ عطف على ﴿ارجعوا﴾، و﴿يا﴾ حرف نداء، و﴿أبانا﴾ منادى مضاف، وإن حرف ناسخ، وابنك اسمها، وجملة سرق خبرها.
﴿وما شهدنا إلا بما علمنا﴾: الواو حرف عطف، وما نافية، و﴿شهدنا﴾ فعل وفاعل، وإلا أداة حصر، و﴿بما﴾ جار ومجرور متعلقان بشهدنا، وجملة علمنا صلة ﴿ما﴾ لا محل لها من الإعراب.
﴿وما كنا للغيب حافظين﴾: الواو عاطفة، و﴿ما﴾ نافية، وكنا فعل ماض ناقص ناسخ، و﴿نا﴾ اسمها، و﴿للغيب﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿حافظين﴾، وحافظين خبر كنا.
Yükleniyor...