İrabu'l Müyesser

←
→
Ayet
وَسْـَٔلِ الْقَرْيَةَ الَّت۪ي كُنَّا ف۪يهَا وَالْع۪يرَ الَّت۪ٓي اَقْبَلْنَا ف۪يهَاۜ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ
Meal — Diyanet İşleri Başkanlığı Meali (DİB)
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: «Babanızın Allah’a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.»[80-82]
İrab

﴿واسأل القرية التي كنا فيها﴾: الواو عاطفة، واسأل فعل أمر، وفاعله مستتر وتقديره: أنت، والقرية مفعول به، والتي صفة، وجملة كنا صلة ﴿التي﴾ لا محل لها من الإعراب، وكنا فعل ماض ناقص ناسخ، و﴿نا﴾ اسمها، و﴿فيها﴾ جار ومجرور متعلقان بمحذوف خبر.

﴿والعير التي أقبلنا فيها﴾: الواو عاطفة، والعير عطف على القرية، و﴿التي﴾ صفة، وجملة ﴿أقبلنا﴾ صلة ﴿التي﴾ لا محل لها من الإعراب، و﴿فيها﴾ جار ومجرور متعلقان بـ﴿أقبلنا﴾.

﴿وإنا لصادقون﴾: الواو عطف، وإن حرف ناسخ، و﴿نا﴾ اسمها، واللام المزحلقة، وصادقون خبرها.

Yükleniyor...