Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ مَا مِنْ شَف۪يعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِه۪ۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
3
اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاًۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
4
Meal ve Tefsiri
3- Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’ın üzerine istivâ eden Allah'tır. O, işleri yerli yerince yönetir. O’nun izni olmadıkça hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O halde O’na ibadet edin. Hâla düşünmeyecek misiniz? 4- Hepinizin dönüşü yalnızca O’nadır. Bu, Allah’ın hak vaadidir. Zira O, ilkin yaratır, sonra da (kıyamet günü) tekrar yaratacaktır. Bu, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırması içindir. Kâfirlere gelince onlar için küfürlerinden ötürü kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
3. Yüce Allah, rubûbiyetini, ulûhiyetini ve azametini beyân ederek şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan” halbuki bir anda yaratmaya muktedirdir, ancak bu şekilde yaratmasında ilâhi birtakım hikmetler vardır ve O, fiillerinde de rıfk sahibidir. Bu hikmetlerden birisi de O’nun bunları hak ile ve hak için, isimleri ve sıfatları ile tanınıp yalnızca O’na ibadet edilmesi için yaratmış olmasıdır. “Sonra” yani gökleri ve yeri yarattıktan sonra “Arş’ın üzerine” azametine layık bir şekilde “istivâ eden Allah'tır. O,” öldürmek, hayat vermek, rızık indirmek, günleri insanlar arasında döndürüp durmak, sıkıntılıların sıkıntılarını açıp gidermek, dua edenlerin duasını kabul etmek gibi şekillerle ulvi ve sufli alemde “işleri yerli yerince yönetir.” Bütün işlerin idaresi, O’ndan iner ve O’na yükselir. Bütün mahlukat O’nun izzetinin önünde itaatle boyun eğer. Azamet ve egemenliği karşısında boyun büker. “O’nun izni olmadıkça hiç kimse şefaatçi olamaz.” Yaratılmışların en faziletlisi olsa dahi Allah izin vermedikçe aralarından hiç kimse şefaate kalkışamaz. Allah da ancak razı olduğu kimselere izin verir ve O, ancak kendisine ihlas ile bağlanan ve O’nu hakkıyla tevhid eden kimselerde razı olur. “İşte Rabbiniz olan Allah budur.” O Allah, kemal sıfatlarının tümünü içeren ulûhiyet sıfatına ve bütün fiili sıfatları ihtivâ eden rububiyet sıfatına tek başına sahip olandır. “O halde O’na ibadet edin.” Gücünüzün yettiği her türlü ibadeti yalnızca O’na yapın. “Hala” övülmeye layık mabudun, celâl ve ikrâm sahibi olanın yalnızca O olduğuna dair deliller üzerinde “düşünmeyecek misiniz?”
4. Yüce Allah önce bütün işleri çekip çevirmek demek olan kaderî hükmünü, sonra da muhtevası ve maksadı hiçbir şeyi ortak koşmaksızın sadece Allah’a ibadet etmek demek olan ve şeriatını kapsayan dinî hükmünü söz konusu ettikten sonra burada da ölümden sonra amellerin karşılıklarını vermek demek olan cezaî hükmünü söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Hepinizin dönüşü yalnızca O’nadır.” Ölümünüzden sonra hepinizi vaadesi belli bir günde toplayıp bir araya getirecektir. “Bu, Allah’ın hak vaadidir” doğrudur ve tahakkuku kaçınılmaz bir şeydir. “Zira O, ilkin yaratır, sonra da (kıyamet günü) tekrar yaratacaktır” Çünkü varlıkları yoktan var etmeye kadir olan, onları tekrar yaratmaya da kadirdir. Yüce Allah’ın ilkin varlıkları yoktan var ettiğini kabul etmekle birlikte yaratmayı tekrarlayacağını (dirilteceğini) inkâr eden bir kimse elbetteki akılsızdır. Böyle bir kimse kabul edilmesi daha güç olanı kabul etmesine rağmen birbirine denk iki şeyin ikincisini kabul etmemektedir. Bu, varlıkların tekrar yaratılmasına dair çok açık aklî bir delildir. Daha önce de naklî delil zikredilmişti ki o da “Bu, Allah’ın hak vaadidir” buyruğudur. “Bu,” kalpleri ile Allah’ın emrettiklerine “iman edip” azaları ile de farz ve müstehab türünden “salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırması içindir.” Yani iman ve amelleri karşılığında onlara kullarına açıkladığı mükafatı verecektir ki O, onlara hiçbir kimsenin bilmediği, gözleri aydınlatacak mükâfaatlar hazırlandığını haber vermiştir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden ve Allah’ın peygamberlerini yalanlayan “kâfirlere gelince onlar için küfürlerinden ötürü” yani kafirlikleri ve zulümleri sebebi ile “kaynar sudan” yüzleri kavuran ve bağırsakları paramparça eden “bir içecek ve” çeşitli türlerden “can yakıcı bir azap vardır.” Allah bu ceza ile onlara zulmiş olmayacaktır; aksine onlar (dünyada iken) kendi kendilerine zulmediyorlardı.