Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

10 — Yûnus Suresi (يونس) • Ayet 62
اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ 62 اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَۜ 63 لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْد۪يلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۜ 64
Meal ve Tefsiri

62- Haberiniz olsun ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değildirler. 63- Onlar, iman edip takvâlı olanlardır. 64- Müjde, dünya hayatında da âhirette de onlar içindir. Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz. İşte en büyük kurtuluş, budur.

62. Şanı Yüce Allah, gerçek dostlarından ve gerçek sevenlerinden haber vermekte, onların amellerini, niteliklerini ve mükâfatlarını da şöylece bildirmektedir:“Haberiniz olsun ki Allah’ın dostlarına” ileride karşılaşılacak korku ve dehşetli hallerden yana onlara “hiçbir korku yoktur ve onlar” geride bıraktıkları için “üzülecek de değildirler.” Çünkü onlar, geride salih amellerden başka bir şey bırakmamışlardır. Onlar hakkında korku söz konusu olmayacağına ve üzülmeyeceklerine göre onlar için güvenlik, mutluluk ve Yüce Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği pek çok hayırlar söz konusu olacaktır. Daha sonra Yüce Allah, onların niteliklerini zikrederek şöyle buyurmaktadır:
63. “Onlar” Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayrı ve şerri ile kadere “iman edip takvâlı olanlardır.” Emirleri yerine getirmek, yasaklardan kaçınmak sureti ile takvalı davranarak imanlarını tasdik edenlerdir. Buna göre takvalı olan her mü’min, Yüce Allah’ın velisi/dostudur.
64. İşte bu bakımdan “Müjde, dünya hayatında da âhirette de onlar içindir.” Dünyadaki müjde; güzel övgü, mü’minlerin kalplerindeki sevgi ve salih (doğru çıkan) rüyalardır; kulun, Allah’tan gördüğü lütuflar, en güzel amellere, en güzel ahlaka sahip olmasının kolaylaştırılması ve kötü ahlaktan alıkonulmasıdır. Âhiretteki müjdeye gelince bunun ilki, ruhlarının kabzedilmeleri esnasındaki müjdedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak: Rabbim Allah’tır, deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: Korkmayın, üzülmeyin ve size vaadolunan cennetle sevinin, diyerek inerler.”(Fussilet, 41/30) Kabirde de kişiye Yüce Allah’ın rızası ve ebedi kalıcı nimetlerin müjdesi verilir. Âhirette de nimet dolu cennetlere girmek ve can yakıcı azaptan kurtuluş ile tamamlanıp kemale erer. “Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz.” Aksine Allah’ın vaadi, gerçeğin ta kendisidir, onun değişikliğe uğramasına ve değiştirilmesine imkân yoktur. Çünkü O, sözü doğru olandır, kimse O’nun kader ve kazasında O’na muhalefet edebilme gücüne sahip değildir. “İşte en büyük kurtuluş, budur.” Çünkü bu, her türlü kötülükten kurtuluşu ve arzu edilen, istenen, sevilen her şeyi de elde etmeyi ihtiva etmektedir. Burada kurtuluşun sadece onlara hasredilmesi, kurtuluşun iman ve takvâ ehli olanlardan başkası için söz konusu olmadığından dolayıdır. Kısaca müjde, her türlü hayır ve mükâfatı kapsayan bir şeydir ve Allah, bu müjdeyi dünya ve âhiret hayatında iman ve takvâya bağlamıştır. Bundan dolayı Yüce Allah, onu mutlak olarak zikretmiş ve ayrıca bunun için bir kayıt getirmemiştir.