43. “Rüyamda yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yediğini, bir de yedi yeşil başakla diğerleri kuru olan (yedi başak) gördüm.” Oldukça zayıf düşmüş, cılızlaşmış, güçleri bitip tükenmiş yedi zayıf ineğin, oldukça güçlü yedi ineği yemesi hayret edilecek bir şeydir. Diğer taraftan yine kurumuş yedi başağın yedi yeşil başağı yediğini de görmüştü. “Ey ileri gelenler, eğer rüya yorumu biliyorsanız, şu rüyamı bana açıklayın.” Gördüklerinin hepsi tek bir rüya idi ve yorumu tek bir tane olacaktı.
44. Ancak hepsi de hayrete düştüler ve bunu nasıl yorumlayacaklarını bilemediler. Bunun üzerine:“Dediler ki: Karmakarışık rüyalardır” yani bu rüyaların herhangi bir sonucu veya herhangi bir yorumu olmaz. Yorumcular bilmedikleri bir şey hakkında kesin hüküm vermiş oluyorlardı. Kendileri için mazeret teşkil etmeyecek bir üslupla da mazur görülmelerini istemişlerdi. Daha sonra da:“Biz böyle karışık rüyaların yorumunu bilmeyiz” yani biz ancak yorumlanabilecek türden rüyaları yorumlarız. Şeytandan olan yahut da nefsin telkinlerinden kaynaklanan rüyaları ise yorumlayamayız, demişlerdi. Böylelikle onlar hem bilmediklerini, hem bunların yorumu yapılmayacak türden rüyalar oldukları iddiasını, hem de kendilerini beğendiklerini ortaya koymuş oluyorlardı. Çünkü onlar, biz bu rüyanın yorumunu bilmiyoruz, demediler. Bu ise dinine bağlı ve üstün akıl sahibi kimselerin göstereceği bir tavır değildir. Yine bu durum, Yüce Allah’ın Yusuf aleyhisselam’a bir lütfudur. Çünkü hükümdar, bu rüyayı kavminin ileri gelenlerine ve bilginlerine anlatıp da onların, onu yorumlamaktan aciz oldukları ortaya çıkmadan önce Yusuf, en başta onu yorumlamış olsaydı bunun, o kadar önemi ve etkisi olmazdı. Ancak hükümdar, bu rüyaya oldukça önem veriyordu. Öbürleri rüyayı yorumlamaktan acze düşüp Yusuf onu yorumlayınca bunun, onların nezdinde de çok büyük bir değeri oldu. Bu da Yüce Allah’ın, Âdem aleyhisselam’ın meleklere üstünlüğünü ilim ile ortaya çıkarmasına benzemektedir. Çünkü O, önce meleklere sormuş, onlar sorunun cevabını bilemeyince daha sonra Adem’e sormuş, Adem de onlara her şeyin ismini bildirince daha üstün ve faziletli olduğu ortaya çıkmıştı. Aynı şekilde Yüce Allah Kıyamet gününde yaratıkların en faziletlisi olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in faziletini de benzeri bir şekilde ortaya çıkaracaktır. Yüce Allah insanlara Adem’den kendilerine şefaatçi olmasını isteme ilhamını verecektir. Daha sonra Nuh’dan, sonra İbrahim’den, sonra Musa’dan sonra da İsa’dan bu istekte bulunacaklardır. Her birisi de bu konuda ayrı bir mazeret bildirecek ve en sonda onlar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e gelecekler. O da:“Bu, benim işimdir, bu, benim işimdir” diyerek bütün insanlara şefaatte bulunacak ve böylelikle öncekilerin de sonrakilerin de kendisine gıpta ile bakacakları Makam-ı Mahmud’a nail olacaktır.[32] Lütufkârane takdirleri bize gizli kalan, iyilik ve ihsanı seçkin kullarına ve gerçek dostlarına ulaştırması ince hikmetlerle dolu olan Yüce Allah’ın şanı ne yücedir!
45. “O ikisinden” hapisteki o iki delikanlıdan rüyasında şarap sıktığını gören ve Yusuf’un, efendisinin yanında kendisinden bahsetmesini istediği “kurtulmuş olan, uzun bir süre sonra” Yusuf’u, onun rüyalarını yorumlamasını ve kendisine yaptığı tavsiyeyi “hatırladı” ve Yusuf’un aradan geçen uzun yıllar sonra bu rüyayı yorumlayabilecek kişi olduğunu bildi ve: “dedi ki: Ben size bunun yorumunu haber vereceğim.” O bakımdan rüyanın yorumuna dair ona soru sorayım diye “beni” Yusuf’a “gönderin.”
46. Bunun üzerine onu gönderdiler. O da Yusuf’un yanına geldi. Yusuf unutmasından dolayı onu azarlamadı, aksine kendisine sorduğu soruyu dinledi ve bu hususta ona cevabını verdi. Arkadaşı ona şöyle demişti:“Yusuf, ey doğru sözlü!” yani ey sözleri ve davranışları doğru kişi “bize söyler misin, yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri kuru olan (yedi başak) ne demektir? Ümidim o ki insanlara (isabetli yorumunla) dönerim de belki onlar da (hem tabiri hem de senin durumunu) öğrenirler.” Çünkü onlar bu rüyanın yorumunu şevkle beklemektedirler. Zira bu, onları oldukça düşündürmektedir.
47. Yusuf, yedi semiz inek ile yedi yeşil başağı oldukça verimli yedi yıl diye, yedi zayıf inek ile yedi kuru başağı da oldukça kurak yıllar diye yorumladı. Allah daha iyi bilir ama bu yorumun açıklaması şöyledir: Ekin, bolluk ve kuraklığa bağlı bir şeydir. Eğer bolluk olursa ziraat ve ekinler bol ve güçlü olur. Manzarası güzel olur, verimi çok olur. Kıtlık ise bunun tam aksi sonuçlar doğurur. Toprak da inekler vasıtası ile sürülür ve çoğunlukla tarlalar da onlarla sulanırdı. Başaklar ise gıda maddelerinin en önemlisi ve en değerlisidir. Aradaki bu ilişki dolayısı ile rüyayı bu şekilde yorumladı. Yusuf bir yandan rüyayı yorumlarken bir yandan da neler yapacaklarına ve böylelikle bolluk yıllarından kıtlık yılları için nasıl hazırlanacaklarına dair görüşünü de açıklayarak “Dedi ki: Yedi yıl âdetiniz üzere” peş peşe “ekin.” O ekinlerden “yiyeceğiniz az bir miktarın dışındaki tüm biçtiklerinizi başağında bırakın.” Çünkü böylesi ekinin daha uzun ömürlü olmasını sağlar ve onun tüketilme isteği de daha az olur. Yiyeceğiniz az bir miktarı bu saklayacaklarınızdan istisna edin. Ancak bu bolluk yıllarında yiyeceğiniz mümkün mertebe az olsun ki, saklayacağınız miktar daha fazla olsun ve böylelikle faydası ve etkisi de daha büyük olsun.
48. “Sonra bunların” bu verimli bol yedi yılın “ardından yedi kurak yıl gelecek ve saklayacağınız” yani bu yıllarda tüketmeyeceğiniz “az bir miktarın dışında o yıllar için önceden hazırladığınız her şeyi” ne kadar çok olursa olsun, bütün sakladıklarınızı “yiyip bitirecek.”
49. “Sonra bunların” yedi kıtlık yılının “ardından da bir yıl gelecek ki insanlar o yılda yağmura kavuşturalacak ve (meyve) sıkacaklar.” Bu yılda ise yağmurlar ve sular çoğalacak, mahsuller de artacaktır. O kadar ki gıda ihtiyaçlarından fazla fazla artacak ve onlar yediklerinin yanı sıra bir de üzüm ve benzeri meyveleri sıkacaklar. Hükümdarın rüyasında böyle bir yıldan açıkça söz edilmemekle birlikte Yusuf’un bu şekilde bir bolluk yılının geleceğini anlaması, kıtlık yıllarının yedi ile sınırlandırılmasından hareketle olması muhtemeldir. Zira o bundan, bu kıtlığın ortadan kalkacağını ve ondan sonraki yılın bolluk yılı olacağını çıkarmıştır. Bilindiği gibi peş peşe yedi yıl devam eden bir kıtlık ancak oldukça bol ve verimli bir yılın gelişi ile ortadan kalkar. Aksi takdirde bu şekildeki yedi yıllık bir süre belirlemenin herhangi bir faydası olmazdı. Elçi hükümdara ve insanların yanına dönüp de Yusuf’un rüyaya dair yorumunu onlara bildirince hayrete düştüler ve çok sevindiler. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: