Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

13 — Ra’d Suresi (الرعد) • Ayet 16
قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلِ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعاً وَلَا ضَراًّۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ اَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُۚ اَمْ جَعَلُوا لِلّٰهِ شُرَكَٓاءَ خَلَقُوا كَخَلْقِه۪ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْۜ قُلِ اللّٰهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ 16
Meal ve Tefsiri

16- De ki:“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’tır.” Yine de ki: “Öyle iken siz O’nu bırakıp da bizzat kendilerine bile ne fayda ne de zarar vermeye güçleri olmayan birtakım dostlar mı edindiniz?” De ki: “Körle gören bir olur mu? Ya karanlıklarla nur bir olur mu? Yoksa Allah’ı yanı sıra O’nun yarattığı gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da bu yaratma işi kafalarını mı karıştırdı?” De ki: “Her şeyi yaratan Allah’tır. O, birdir, Kahhârdır.”

16. Yani Yüce Allah’a putları ve diğer varlıkları ortak koşan ve bunları Allah’ı seviyormuşçasına seven, onlar için yakınlaştırıcı türlü ibadetleri yapan o müşriklere de ki: Sizin başınızda akıl yok mu ki O’ndan başka dostlar ediniyor da ibadetle onlara yöneliyorsunuz? Oysa onlar buna layık değildirler. Çünkü “bizzat kendilerine bile ne fayda ne de zarar vermeye güçleri” yetmez. Sizler isimleri ve sıfatları kemal derecesinde olan, yaratmanın da idarenin de mutlak olarak elinde bulunduğu, hayatta olanların da ölülerin de mutlak maliki olan, fayda ve zarar yalnız kendisinin elinde bulunan Allah’ı dost edinmeyi nasıl terk ediyorsunuz? Yalnızca tek olan Allah’a ibadet ile O’na ortak koşanların ibadeti asla bir olmaz. Tıpkı “Körle gören” kişinin ve “karanlıklarla nur” yani aydınlığın bir olmadığı gibi. Eğer onların herhangi bir şüphe ve tereddütleri var da bundan dolayı Allah’a ortaklar koşmuşlarsa ve onların, Allah’ın yarattığı gibi yarattıklarını, O’nun yaptığını yaptıklarını ileri sürüyor iseler onlardaki bu şüpheyi ve karışıklığı, mutlak ilâhın vahdâniyetini kesin olarak ortaya koyan şu delil ile ortadan kaldırıp onlara de ki:“her şeyi yaratan Allah’tır.” Çünkü herhangi bir varlığın, bizatihi kendisini yaratması imkânsız bir şeydir. Yine yaratıcı olmadan var olması da imkânsız bir şeydir. O halde her bir şeyin tek bir yaratıcısının ve ilahının olduğu ve onun, yaratmada hiçbir ortağının bulunmadığı yegane gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte “O, birdir, Kahhârdır.” Bir olan da her şeyi hakimiyeti altında bulunduran (Kahhâr) da Allah’tan başkası değildir. Her bir yaratığın üstünde onu kahrı altına alan (ona istediğini yaptıran) birisi vardır. Bunun da üstünde ondan daha üstün bir başka kahır sahibi vardır. Fakat mutlak manada kahır sahibi olan, bir olan Kahhâr’dır. O halde Kahhâr olmak ile vahdaniyet birbirinden ayrılmamak üzere yalnızca Yüce Allah için söz konusudur. Böylelikle kesin aklî delil ile açıkça şu gerçek ortaya çıkmaktadır: Allah’ın dışında kendisine ibadet ve dua edilen varlıkların yaratıklardan herhangi bir şeyi yaratmaya güçleri yoktur. Bundan dolayı da onlara ibadet etmek batıldır.