114- O halde Allah’ın size verdiği rızıklardan helâl, hoş ve temiz olarak yiyin ve Allah’ın nimetine şükredin, eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız… 115- O, size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olan (hayvan)ları haram kıldı. Kim mecbur kalır da (harama) saldırmamak ve haddi aşmamak (kaydıyla bunlardan yerse) şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 116- Dillerinizin yalan yere nitelediği şeyler için:“Şu helâldir, şu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah hakkında yalan uydurmuş olursunuz. Şüphe yok ki Allah hakkında yalan uyduranlar iflâh olmazlar. 117- (Bu iftira ile) az bir menfaat (elde ederler.) Ama onlar için elemli bir azap vardır. 118- Yahudilere ise daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik. Ama onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
114. Şanı Yüce Allah, kullarına rızık olarak ihsan etmiş olduğu hayvanların etlerinden, tahıllardan ve diğer mahsüllerden “helâl, hoş ve temiz olarak” yemelerini emretmektedir. Yani onların bu yedikleri, bu iki niteliğe birden sahip olmalıdır. Şöyle ki Allah’ın haram kıldığı şeylerden yahut da gasp ve benzeri yollarla elde edilmiş şeylerden olmamalıdır. O halde Allah’ın sizin için yaratmış olduklarından israfa kaçmadan ve haddi aşmadan faydalanın. “ve Allah’ın nimetine şükredin.” Yani kalbinizle bu nimetlerin ondan geldiğini itiraf edin, bu nimetler dolayısıyla Allah’a hamd-u senâda bulunun ve onları Allah’a itaat uğrunda kullanın. “eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız” ihlâsla yalnız O’na ibadet ediyorsanız O’ndan başkasına şükretmeyin ve bu nimetleri size ihsan edeni unutmayın.
115.“O size ancak” zararlı olan şeyleri, sizi bu zararlardan korumak maksadı ile “haram kıldı.” Ki bunlar şunlardır: “Leş”; bunun kapsamına dine uygun kesim olmaksızın ölmüş bütün hayvanlar girer. Ancak çekirge ve balıkların ölüleri bundan müstesnadır. Akmış “kan” da haramdır. Ancak (kesim sonrası) damarlarda ve etin iç kısımlarında kalan kan müstesnadır. “Domuz eti” pisliği ve temiz olmaması dolayısıyla haramdır. Eti, yağı ve domuzun bütün bölümleri bu kapsama dahildir. Yine putlara, kabirlere/türbelere/yatırlara vb. kesilenler gibi “Allah’tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olan (hayvan)lar” da haramdır. Çünkü bunların kesim maksadı şirktir. “Kim” bu haram kılınan şeylerden yemek hususunda “mecbur kalır da” eğer bunlardan yemeyecek olursa ölmekten korkacak derecede zaruret halinde bulunursa “(harama) saldırmamak ve haddi aşmamak” şartıyla bunlardan yemesinde bir sakınca yoktur. Yani zaruret halinde değilse bu haram kılınan şeylerden yememelidir ve helâl sınırını aşıp harama saldırmamalıdır yahut da zaruret halinin gerektirdiği noktadan fazlasını yememelidir. İşte Allah’ın bir sürü mubah arasında haram kıldıkları bunlardır.
116. Yani Yüce Allah’a iftirada bulunup O’nun hakkında söylemediği şeyleri söyleyerek, kendiliğinizden yalan yere haram ve helâl koymayın. “Çünkü Allah hakkında yalan uydurmuş olursunuz. Şüphe yok ki Allah hakkında yalan uyduranlar” dünyada da âhirette de “iflâh olmazlar.” Allah’ın onların rezilliklerini açığa çıkarması kaçınılmaz bir şeydir.
117. Dünya hayatında faydalansalar bile bu pek “az bir menfaat”tir. “Ama” varacakları yer, cehennem ateşidir. Hem de “onlar için elemli bir azap vardır.”
118. Allah, bizlere ancak pis ve murdar olan şeyleri kendinden bir lütuf olmak üzere ve bizleri her türlü pis ve tiksinti verici şeylerden korumak için haram kılmıştır. Yahudilere gelince Allah, zulümleri dolayısıyla kendilerine bir ceza olmak üzere önceleri kendilerine helâl olan hoş ve temiz şeyleri onlara haram kılmıştır. Nitekim Yüce Allah, En’âm sûresinde bu hususu şöyle dile getirmektedir:“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık. Ancak sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan ya da kemiğe karışanlar hariç. Onları zulümleri yüzünden bununla cezalandırdık. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”(el-En’âm, 6/146)