Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

16 — Nahl Suresi (النحل) • Ayet 30
وَق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْا مَاذَٓا اَنْزَلَ رَبُّكُمْۜ قَالُوا خَيْراًۜ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌۜ وَلَدَارُ الْاٰخِرَةِ خَيْرٌۜ وَلَنِعْمَ دَارُ الْمُتَّق۪ينَۙ 30 جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَۜ كَذٰلِكَ يَجْزِي اللّٰهُ الْمُتَّق۪ينَۙ 31 اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ 32
Meal ve Tefsiri

30- Takva sahiplerine ise:“Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde: “Hayır (indirdi) dediler. Bu dünyada iyi hareket edenlere güzellik vardır. Âhiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir! 31- (O yurt) Adn cennetleridir ki onlar, oraya gireceklerdir. Altlarından ırmaklar akacaktır. Orada onlar için diledikleri her şey vardır. İşte Allah, muttakileri böyle mükâfatlandırır. 32- O (muttakiler) ki tertemiz bir halde iken melekler, onların ruhlarını aldığı sırada:“Selâm size, yapmakta olduklarınız sebebiyle girin cennete!” derler.

30. Yüce Allah, indirdiklerini yalanlayanların sözlerini zikrettikten sonra takvâ sahiplerinin neler söylediklerinden söz etmektedir. Onlar, Allah’ın indirdiklerinin, pek büyük bir nimet olduğunu anlamış, kullarına lütfedip ihsan ettiği pek büyük bir hayır olduğunu itiraf etmiş, bu nimeti güzel bir şekilde benimsemiş, kabul ve itaat ile karşılamış, ondan dolayı Allah’a şükretmiş ve onu öğrenip gereğince amel etmişlerdir. “Bu dünyada” gerek Allah’a ibadetlerinde ihsan üzere olanlara, gerekse kullara ihsanda bulunarak “iyi hareket edenlere güzellik” geniş bir rızık, mutlu bir yaşam, kalp huzuru, güvenlik ve sevinç “vardır. Âhiret yurdu ise” bu dünya yurdundan, bu dünya yurdundaki çeşitli zevk ve arzulardan “elbette daha hayırlıdır.” Çünkü bu dünyanın nimetleri azdır, sonu gelir ve kesintiye uğrar. Çeşitli afetlerle doludur. Âhiret nimetleri ise böyle değildir. Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir!”
31. (O yurt) Adn cennetleridir ki onlar, oraya gireceklerdir. Altlarından ırmaklar akacaktır. Orada onlar için diledikleri her şey vardır.” Canları ne isterse, neyi dileyecek olurlarsa onu en mükemmel ve en güzel şekilde elde ederler. Kalplere lezzet, ruhlara sevinç verecek nitelikte olup da isteyecekleri herhangi bir nimetin önlerinde hazır olmaması mümkün değildir. Bundan dolayı Yüce Allah, cennet ehline temenni edecekleri her şeyi verecektir. Hatta onlara hatırlarına gelmeyecek birtakım nimetleri dahi hatırlatacaktır. Lütuf, kerem ve cömertliğinin sınırı bulunmayan, zatî sıfatlarında, fiilî sıfatlarında, bu sıfatların tecellilerinde, egemenliğinin ve melekutunun azametinde hiçbir benzeri bulunmayan Allah’ın şanı ne yücedir! “İşte Allah” gazabından ve azabından sakınan “muttakileri” yani kendilerine farz kıldığı; kalple, beden ve dille yapılan gerek kendi hakkı, gerek kullarının hakkı ile ilgili olan farzları ve vecibeleri eda eden, Allah’ın kendilerine yasakladığı şeyleri de terk eden kimseleri “böyle mükâfaatlandırır.” 32. “O (muttakiler) ki” takva hallerini sürdürerek “tertemiz bir halde iken” kendilerine bulaşabilecek, imanlarına halel getirebilecek her türlü eksiklik ve kirden arınmış ve arındırılmış olarak; böylelikle de Allah’ı bilmek ve sevmek sonucu kalpleri tertemiz olmuş; O’nu anmak, O’nu övmekle dilleri, O’na itaat etmek, O’na yönelmekle de organları arınmış olarak “melekler, onların ruhlarını aldığı sırada” her türlü afetten uzak ve yalnız size has olmak üzere eksiksiz bir esenlik dileği olarak “Selam size” siz artık hoşunuza gitmeyecek her bir şeyden yana esenliktesiniz, “yapmakta olduklarınız” Allah’a iman, O’nun emirlerine bağlanmak gibi yaptıklarınız “sebebiyle girin cennete” derler. Cennete girip cehennem ateşinden kurtuluşun temel sebebi, salih ameldir. Bu ameli de onlar, Allah’ın rahmet ve lütfu ile yaparlar, kendi güç ve imkânları ile değil.