Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

20 — Tâ-Hâ Suresi (طه) • Ayet 114
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْماً 114
Meal ve Tefsiri

114- Hak hükümran olan Allah, ne yücedir! Sana vahyedilişi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme ve “Rabbim, ilmimi artır” de!

114. Şanı Yüce Allah, kulları hakkındaki ahirete yönelik cezai hükümlerini ve dine yönelik Kitabında indirmiş olduğu hükümlerini söz konusu ettikten sonra bütün bu hükümleri, O’nun mutlak hükümran oluşunun tecellilerinden olduğundan dolayı şöyle buyurmaktadır:“Hak” yani varlığı, mülkü ve kemali hak olan “hükümran” hükümranlığın kendisine ait bir vasıf olduğu, bütün yaratılmışların sadece kendi mülkiyetinde/hükümranlığında olduğu, haklarında O’nun kaderî ve şer’î hükümranlığının hükümleri geçerli olduğu “Allah ne yücedir!” üstündür, her türlü eksiklik ve kusurdan münezzehtir. Kemal sıfatları, gerçek anlamıyla ancak celal sahibi olana ait olabilir. Bu sıfatlardan birisi de O’nun malik; mutlak sahip ve hükümran oluşudur. O’nun dışındaki bütün yaratılmışların bazı vakitler, bazı şeylere sahip olmaları söz konusu olmakla birlikte bu, sahiplik/malikiyet sınırlıdır ve gelip geçicidir. Alemlerin Rabbi ise asla zeval bulmaz. Malikiyeti ve hükümranlığı da son bulmaz. O, sonsuz hayat sahibi, her şeyin idaresini elinde bulundurandır, çok yücedir. “Sana vahyedilişi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme!” Yani Cebrail aleyhisselam sana Kur’an-ı Kerim’i okuduğu vakit sen onu okumakta, telaffuz etmekte çabuk davranma. Sana o Kur’an’ın vahyini bitireceği vakte kadar sabret. O vahyini bitirdi mi artık sen okuyabilirsin. Çünkü Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i senin kalbinde toplamayı ve senin onu tam anlamıyla okumanı taahhüd etmiş bulunuyor. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Onu çabucak bellemek için dilini onunla kıpırdatma. Çünkü onu (kalbinde) toplamak ve onu okutmak bize düşer. O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okumasına uy. Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz bize aittir.”(el-Kıyame, 75/16-19) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın vahyi bir an önce öğrenip bellemek için acele etmesi, ilme karşı mükemmel sevgisi ve tutkusu olduğuna delil teşkil ettiğinden Yüce Allah da devamla kendisinden ilmini artırmasını dilemesini emretti. Çünkü ilim bir hayırdır, hayrın çok olması da istenen bir şeydir ve bu da Allah’tan gelir. Buna götüren yol ise gayret edip çabalamak, ilme şevk duymak, Allah’tan bu hususta niyazda bulunmak, O’nun yardımını istemek, her vakit O’na muhtaç olduğunu arzetmektir. Bu âyet-i kerimeden ilim almada takınılması gereken edebin ne olduğu da anlaşılmaktadır. İlmi dinleyen kimsenin, ilmi yazdıran yahut öğretenin birbiriyle bağlantılı olan sözlerini bitirinceye kadar sabretmesi, aceleye kapılmaması gerekir. Sözünü bitirdikten sonra eğer soracak bir şeyi varsa sorar, ama soru sormakta acele edip onun sözünü kesmez,. Çünkü onun sözünü kesmek, ilimden mahrum kalmaya sebeptir. Aynı şekilde kendisine soru sorulan kimsenin de acele etmeyip soranın sorusunu iyice dinlemesi, cevap vermeden önce maksadının ne olduğunu bilip öğrenmesi gerekir. Çünkü bu, doğru cevap vermeyi sağlar.