Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

21 — Enbiyâ Suresi (الأنبياء) • Ayet 1
اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَۚ 1 مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ اِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَۙ 2 لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْۜ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۚ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ 3 قَالَ رَبّ۪ي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ 4
Meal ve Tefsiri

1- İnsanların hesaba çekilecekleri vakit yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. 2- Kendilerine Rablerinden yeni bir öğüt geldiği her seferinde mutlaka onu alay ederek dinlerler. 3- Kalpleri de gaflet içinde oyalanmaktadır. O zulmedenler, aralarında gizlice konuşup:“Bu, ancak sizin gibi bir insan değil mi? O halde siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?” dediler. 4- Dedi ki:“Rabbim, gökte ve yerde söylenen her sözü bilir. O, her şeyi işitendir, bilendir.”

(Mekke’de inmiştir. 112 âyettir)
1. Bu buyruk, insanların hayret edilecek bir halde olduklarını, onlara öğütlerin bir faydasının olmadığını ve herhangi bir uyarıcıya kulak asmadıklarını belirtmektedir. Hesaplarının ve salih olan olmayan bütün amellerinin karşılığını görecekleri vaktin yaklaşmış olduğunu, bununla birlikte onların “gaflet içinde yüz çevirmekte” olduklarını bildirmektedir. Yani onlar, yaratılış maksatlarından gafil oldukları gibi kendisiyle uyarıldıkları hususlardan da yüz çevirmektedirler. Sanki dünya için yaratılmışlar, sırf dünyadan yararlanmak için doğmuşlar gibi. Yüce Allah ise sürekli olarak onları uyarmakta ve onlara öğütler göndermektedir. Ama onlar gaflet içerisinde kalmaya ve yüz çevirmeye devam etmektedirler. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
2. “Kendilerine Rablerinden” fayda sağlayacak şeyleri hatırlatıp onlara teşvik eden ve zarar verecek şeyleri bildirip onlardan da sakındıran “yeni bir öğüt geldiği her seferinde mutlaka onu alay ederek dinlerler.” Ancak bu dinleyişleri dolayısıyla aleyhlerinde de delil ortaya konmuş olmaktadır.
3. “Kalpleri de gaflet içinde oyalanmaktadır.” Yani kalpleri, dünyevi isteklerin peşinde yüz çevirmiş halde ve gaflet içerisinde, bedenleri ise oyun ve eğlencededir. Onlar, arzuladıkları şeyleri gerçekleştirmek, batıl işler yapmak ve seviyesiz sözler söylemekle meşguldürler. Halbuki onların başka türlü olmaları gerekirdi. Kalplerinin Allah’ın emir ve yasaklarını kabul etmesi, bunun maksadının ne olduğunu kavrayacak şekilde bu buyrukları iyice dinlemesi, azalarının ise yaratılış sebepleri olan Rablerine ibadete gayret göstermesi, ayrıca kıyameti, hesabı ve amellerinin karşılığının görüleceğini de hatırlarından çıkarmamaları gerekirdi. İşte böylelikle işleri kendileri lehine kemale erer, halleri istikamet bulur, de amelleri arınıp saflaşır. üce Allah’ın:“İnsanların hesaba çekilecekleri vakit yaklaştı” buyruğu ile ilgili olarak iki görüş vardır: Birincisine göre bu ümmet, ümmetlerin sonuncusu, peygamberleri de rasûllerin sonuncusudur. Kıyamet, bu son ümmetin başına kopacaktır. O bakımdan kendisinden önceki ümmetlere nispetle, hesap bu ümmete daha yakındır. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:“Ben ve Kıyamet, bu ikisi gibi gönderildik.” Buyurmuş, bunu söylerken de şehadet parmağı ile yanındaki parmağı bir arada işaret ederek göstermiştir. İkinci görüşe göre ise hesabın yaklaşmış olmasından kasıt, ölümün yaklaşmasıdır. Çünkü ölen bir kimsenin kıyameti kopmuş ve artık o, amellerin karşılığının görüleceği yurda girmiş olur. İşte bu buyruk ile gaflet içinde bulunan, yüz çeviren, ölümün sabah mı yoksa akşam mı kendisine ne zaman geleceğini bilmeyen kimsenin halinin hayret edilecek bir hal olduğu belirtilmektedir. Ki Rabbani inâyete nail olup da ölüme ve ondan sonrasına hazır olan kimseler müstesna, bütün insanların hali budur. aha sonra Yüce Allah, zalim kâfirlerin inadına batılı ileri sürüp hakka karşı koymak maksadıyla kendi aralarında yaptıkları gizli konuşmalarını söz konusu etmektedir. Onlar kendi aralarında yaptıkları bu gizli konuşmalarda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında:“Bu da sizin gibi bir insandır, onu sizden üstün kılan ve aranızda onu özel bir mevkiye çıkartan nedir?” demek hususunda ittifak etmişlerdir. Sizden herhangi bir kimse, onun benzeri bir iddiada bulunacak olsa onun bu iddiaları da bu peygamberlik iddiasında bulunanın sözlerini andıracak, onun türünden olacaktır. Fakat o, size üstünlük sağlamak, aranızda lider olmak istemektedir. Ona itaat etmeyin, onun sözlerini doğrulamayın. Zira o, bir sihirbazdır. Onun Kur’an diye size getirdikleri de bir sihirdir. Ondan uzak durun. Diğer insanların da ondan uzaklaşmasını sağlayın ve:“siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız” deyin. Bununla birlikte onlar, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’ın gerçekten rasûlü olduğunu biliyorlardı. Çünkü başkalarının tanık olmadığı son derece göz kamaştırıcı pek çok âyet ve mucizelere onlar tanık olmuşlardı. Fakat onları böyle bir tutum takınmaya iten bedbahtlıkları, zulüm ve inatları olmuştur.
4. Bununla birlikte Yüce Allah, onların kendi aralarında gizlice neler konuştuklarını bilgisiyle kuşatmıştır. Söylediklerinin cezasını da onlara verecektir. O bakımdan şöyle buyurmaktadır:“Rabbim gökte ve yerde” yani onların kapsadığı her bir yerdeki gizli olsun açık olsun “söylenen her sözü bilir. O, her şeyi işitendir,” çeşitli ihtiyaçların dile getirildiği çeşitli dilleri ve bütün sesleri işitendir; kalplerde bulunanları ve göğüslerin gizleyip sakladıklarını da “bilendir.”