Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi

22 — Hac Suresi (الحج) • Ayet 30
ذٰلِكَۗ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللّٰهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۜ وَاُحِلَّتْ لَكُمُ الْاَنْعَامُ اِلَّا مَا يُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ 30 حُنَفَٓاءَ لِلّٰهِ غَيْرَ مُشْرِك۪ينَ بِه۪ۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَكَاَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَٓاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ اَوْ تَهْو۪ي بِهِ الرّ۪يحُ ف۪ي مَكَانٍ سَح۪يقٍ 31
Meal ve Tefsiri

30- Bu böyledir. Kim Allah’ın saygın/dokunulmaz kıldığı şeyleri tazim ederse bu, Rabbi katında kendisi için daha hayırlıdır. Davarlar size helâl kılındı, ancak (Kitapta) size okunanlar müstesnâ. Şu halde pisliğin ta kendisi olan putlardan uzak durun ve yalan sözden de kaçının. 31- Allah’a, O’na şirk koşmaksızın yönelen hanifler olun. Kim, Allah’a ortak koşarsa sanki o, gökyüzünden düşüp de kuşların kapıştığı yahut da rüzgarın kendisini uzak bir yere savurduğu kimseye benzer.

30. “Bu böyledir.” Yani size sözünü ettiğimiz bu hükümlerle bunlar arasında yer alan şeyler, Allah’ın saygın/dokunulmaz kıldığı şeylerin ta’zim ve iclal edilmesine dahildir. Çünkü Allah’ın saygın/dokunulmaz kıldığı şeylerin ta’zim edilmesi de Allah’ın sevdiği ve kendisine yakınlaştırıcı işlerin en büyüklerinden, en değerlilerindendir. Bu şekilde hareket eden bir kimseye Yüce Allah, pek büyük bir sevap/mükafat verir. Bu, Rabbi nezdinde onun hakkında dünyasında da âhiretinde de pek hayırlı olur. Allah’ın saygın/dokunulmaz kıldığı şeyler (hurumât), dokunulmazlığı ve saygınlığı olan ve Yüce Allah’ın, saygı duyulmasını emrettiği ibadet ve benzeri her şeydir. Bütün hac ibadetleri, Harem bölgesi, ihram, hediye kurbanları, Yüce Allah’ın yerine getirilmesini emretmiş olduğu bütün ibadetler böyledir. Bunların ta’zim edilmeleri ise kalben saygı duymakla, sevmekle, onlardaki kulluk/ibadet yönünü eksiksiz olarak, onları önemseyerek, tembellik göstermeden ve ağırdan almadan yerine getirmekle olur. aha sonra Yüce Allah, kullarına deve, inek ve koyun türü hayvanları helâl kılmak ve bunların kurban edilmesini kendisine yakınlaştırıcı ibadetler arasında meşru kılmak sureti ile onlara yapmış olduğu lütuf ve ihsanları söz konusu etmektedir. Böylelikle bunlarda Yüce Allah’ın her iki yönden de büyük bir lütfu vardır. “Ancak size” Kur’ân’da haram olduklarına dair hükümleri “okunanlar müstesnâ.” Yüce Allah’ın: “Leş, kan, domuz eti... size haram kılındı”(el-Maide, 5/3) buyruğunda sözü edilenler ise haramdır. Fakat bu, Yüce Allah’ın kullarına rahmetinin bir tecellisidir. Bunları haram kılması ve yasaklaması, kendisine ortak koşmalarına ve yalan söz söylemeye karşı onlar için bir arındırma ve temizlemedir. Bundan dolayı Yüce Allah, daha sonra şöyle buyurmaktadır:“Şu halde pisliğin ta kendisi olan putlardan uzak durun.” Allah ile birlikte ilâh kabul etmiş olduğunuz ve Allah’a ortak koştuğunuz o pisliklerden uzaklaşın. Çünkü bunlar, gerçekten pisliğin en büyük çeşididir. Anlaşıldığı kadarı ile buradaki “من” kelimesi, pek çok müfessirin de belirttiğinin aksine cinsin beyanı için olmayıp teb’îd/kısımlık anlamında olduğudur. Çünkü pislik, yasak kılınan ya da haram olan her şeyde bulunan umumi bir vasıftır. Buna göre bu buyrukta genel olarak bütün pisliklerden yani haram ve yasak kılınmış şeylerden uzak durulması istenirken, özel olarak da bu pisliklerin bir bölümünü teşkil eden putlardan uzak kalınması istenmektedir. [Buna göre ayete şöyle meal verilebilir: Şu halde pisliklerden uzak durun, putlardan da.] “Ve yalan sözden de kaçının.” Bütün haram sözler, bu buyrukta sözü edilen yalan sözün kapsamına girer. Yalancı şahitlik de buna dahildir.
31. Yüce Allah, mü’minlere şirki, pislikleri ve yalan sözü yasakladıktan sonra ayrıca onlara hangi halde olmalarını gerektiğini de şöylece emretmektedir:“Allah’a, O’na şirk koşmaksızın yönelen hanifler olun” O’na ve O’nun ibadetine yönelip, O’nun dışındaki varlıklardan yüz çevirin. “Kim Allah’a ortak koşarsa sanki o” yani onun misali “gökyüzünden düşüp de kuşların kapıştığı yahut rüzgarın kendisini uzak bir yere savurduğu kimseye benzer.” İşte müşrikler de böyledir. İman, yüksek ve korunmuş semaya benzer. İmanı terk eden kimse de çeşitli afet ve belalara maruz kalarak semadan düşen kimseye benzer. Ya kuşlar onu süratle kapıverir ve paramparça eder. Nitekim müşrik kimse de imana bağlılığı, iman ile korunmayı terk edecek olursa, dört bir yandan şeytanlar onu kapıverir ve paramparça ederler. Dünyasından da dininden de onu mahrum bırakırlar. [Yahut da bu kişi, şiddetli bir rüzgara yakalanıp da bu rüzgarın kendisini havada savurduğu kimse gibi olur. Rüzgar onu paramparça ettikten sonra alabildiğine uzak bir yere savurup bırakır.]