Tefsir As-Saadi / Abdurrahman b. Nasır es-Sadi
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ اِلَّٓا اِذَا تَمَنّٰٓى اَلْقَى الشَّيْطَانُ ف۪ٓي اُمْنِيَّتِه۪ۚ فَيَنْسَخُ اللّٰهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌۙ
52
لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ الظَّالِم۪ينَ لَف۪ي شِقَاقٍ بَع۪يدٍۙ
53
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِه۪ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
54
Meal ve Tefsiri
52- Senden önce ne kadar rasûl ve nebi gönderdi isek hepsi de (kendisine vahyedileni) okumak istediği zaman şeytan, mutlaka onun okumasına bir şeyler katmak istemiştir. Ama Allah, şeytanın katmak istediğini iptal eder, sonra da kendi âyetlerini sapasağlam yerleştirir. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. 53- Bu; Allah'ın, şeytanın katacağı şeyi kalplerinde hastalık bulunanlarla kalpleri katılaşmış olanlar için bir imtihan kılması içindir. Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık içindedirler. 54- Yine bu, kendilerine ilim verilenlerin, bu (Kitabın) Rabbinden sana gelen hak olduğunu bilip ona iman etmeleri ve kalplerinin de ona boyun eğmesi içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola iletir.
52. Yüce Allah, sonsuz hikmetini ve kulları için tercihini haber vererek şunu bildirmektedir: Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den önce ne kadar “rasûl ve nebi gönderdi isek hepsi de (kendisine vahyedileni) okumak istediği zaman” yani insanlara öğüt vermek, onlara birtakım hususları emredip bazı şeyleri de yasaklamak üzere okumaya geçtiğinde “şeytan mutlaka” kendi özel yolları, hile ve tuzakları ile “onun okumasına” peygamberin o okuyuşu ile çelişen “bir şeyler katmak istemiştir.” Bununla birlikte Yüce Allah, peygamberleri Allah’tan alıp tebliğ ettikleri hususlarda hatadan yana korumuş, vahyini de başka şeylerle karışmaya yahut da onda tereddüde düşmeye karşı muhafaza etmiş bulunduğundan, şeytanın katmak istediği bu şeylerin kalıcılığı ve sürekliliği söz konusu değildir. O sadece gelip geçici bir durumdur. Daha sonra yok olur, bir etkisi kalmaz. Gelip geçici hususların ise kendine has birtakım etkileri vardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ama Allah, şeytanın katmak istediğini iptal eder.” Giderir, yok eder, çürütür ve onun kendi âyetlerinden olmadığını da beyan eder. “Sonra da kendi âyetlerini sapasağlam yerleştirir.” Ve bunları şeytanın katmak istediklerinden arındırır, muhafaza eder ve böylelikle şeytanın katıştırmaya çalıştıklarından uzak, arı duru halleri ile kalmaya devam ederler. “Allah her şeyi bilendir.” Yani kuvvet ve kudreti kâmil olandır ki bu kuvvetinin kemali ile vahyini korur ve şeytanların katıştırmak istediklerini de ortadan kaldırır. “hikmet sahibidir.” Her şeyi yerli yerine koyandır. Şeytanlara sözü edilen katıştırma imkânını vermesi de O’nun hikmetinin kemalindendir ki O, şu buyruğunda sözünü ettiği hususun gerçekleşmesi için buna izin verir:
53. “Bu, Allah'ın, şeytanın katacağı şeyi kalplerinde hastalık bulunanlarla” Bunlar, kalplerinde zayıflık bulunan, tam bir iman ve kati bir tasdik bulunmayan kimselerdir ki bu nedenle de en basit bir şüphe dahi kalplerinde tereddüt uyandırır. Böylelikle şeytanın katmak istediklerini işitir işitmez hemen şüphelerin etkisi altında kalır ve bu onun için bir imtihan olur. “kalpleri katılaşmış olanlar için” Bunlar da herhangi bir uyarı ve hatırlatmanın etki etmediği, katılığı dolayısı ile Allah’tan da Rasûlünden de bir şey kabul etmeyen kimselerdir. İşte Allah bu olayı, kendilerine hiçbir önem atfetmediği bu iki kesim için “bir imtihan” sebebi “kılması için.” yapar. Bu katı kalpliler, şeytanın katmak istediklerini işittiklerinde onu batıl yollarının lehine bir delil kabul eder, bunu ileri sürerek Allah’a ve Rasûlüne karşı çıkarlar. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.” Allah’a karşı çıkmaktadırlar. Hakka karşı inatlaşmakta, muhalefet etmektedirler ve doğrudan alabildiğine uzaktırlar. Şeytanın bu katmak istedikleri, işte bu iki kesim için bir imtihan sebebi olur. Böylelikle kalplerinde saklı bulunan murdarlık ortaya çıkmış olur. Üçüncü kesime gelince bu husus, bu üçüncü kesim hakkında bir rahmet halini alır ki bu kimseler de şu buyrukta söz konusu edilmektedirler:
54. “Yine bu, kendilerine ilim verilenlerin, bu (Kitabın) Rabbinden sana gelen bir hak olduğunu bilip ona iman etmeleri” Yüce Allah’ın kendilerine bağışladığı ilim sayesinde hakkı batıldan, doğruyu eğriden ayırabilmeleri, Yüce Allah’ın sağlamlaştırdığı ve sabit kalmasını dilediği hak ile hükmünü ortadan kaldıracağı gelip geçici batılı, her birisine dair delillere dayanarak ayırt edebilmeleri içindir. Yüce Allah’ın hikmeti sonsuz olduğunu ve iyi olsun kötü olsun nefislerin gizli saklı yönlerini bu yolla ortaya çıkartmak için türlü imtihan şekillerini takdir buyurduğunu bilsinler, bundan dolayı O’na gereği gibi iman etsinler, çeşitli şüphe ve tereddütler arız olduğu takdirde bunları bertaraf ederek imanları artsın diyedir. “ve kalplerinin de ona boyun eğmesi içindir.” Allah’ın emrine boyun eğsinler, hikmetine teslim olsunlar diyedir ki bu da Yüce Allah’ın kendilerine verdiği hidâyetin bir parçasıdır. “Muhakkak Allah iman edenleri” imanları sebebi ile “dosdoğru bir yola iletir.” Hakkı bilmeye ve gereğince amel etmeye ulaştırır. “Allah Teâlâ, sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sebat verir”(İbrahim, 14/27) İşte bu da Yüce Allah’ın kuluna verdiği sebat türlerden biridir. u ayetlerde Rasûl sallallahu aleyhi ve sellem’e rasûllerden diğer kardeşleri örnek olarak gösterilmektedir. Zira o, en-Necm sûresini okurken:“Gördünüz mü Lat’ı ve Uzza’yı ve o üçüncüleri olan Menat’ı” âyetine gelince şeytan, onun kıraatına “onlar yüce putlardır, şefaatleri ümit edilir” sözlerini kattı. Bu da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i üzdü ve insanlar içinde de bir fitne/imtihan oldu. Bunun üzerine de Allah bu âyetleri indirdi.